Сура: Аль-Гашийа
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ [٨٨:١]
Hal ataka hadeethu alghashiyati [Transliteration] ‌[88:1]
Дошел ли до тебя рассказ о покрывающем? [Крачковский] ‌[88:1]
Дошел ли до тебя рассказ о покрове? [Рысжанов] ‌[88:1]
Дошел ли до тебя рассказ о Покрывающем (Дне воскресения)? [Кулиев] ‌[88:1]
Дошла ли до тебя сокрытая весть (о воскресении), [Богуславский] ‌[88:1]
Доходила ли до тебя весть о накрывающем? [Саблуков] ‌[88:1]
Has the narrative of that which will overwhelm come to you? [FreeMinds] ‌[88:1]
(Her şeyi) kaplayacak olanın haberi sana geldi, (değil) mi? [Okuyan] ‌[88:1]
O her şeyi kuşatacak olan kıyametin haberi sana geldi mi? [Bayraktar] ‌[88:1]
Geldi mi sana Ğaşiye’nin/her şeyi her yandan sarıp kaplayacak olanın haberi? [Nuri] ‌[88:1]
﴿١﴾

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَاشِعَةٌ [٨٨:٢]
Wujoohun yawmaithin khashiAAatun [Transliteration] ‌[88:2]
Лица в тот день униженные, [Крачковский] ‌[88:2]
Лица в тот День благоговейные, [Рысжанов] ‌[88:2]
Одни лица в тот день будут унижены, [Кулиев] ‌[88:2]
когда лица будут смиренно потуплены, [Богуславский] ‌[88:2]
В этот день некоторые будут с лицами поникшими, [Саблуков] ‌[88:2]
Faces on that Day which will be shamed. [FreeMinds] ‌[88:2]
O gün bazı yüzler düşüktür. [Okuyan] ‌[88:2]
(2-7) O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir. [Bayraktar] ‌[88:2]
Yüzler vardır o gün zilletle öne eğilmiştir. [Nuri] ‌[88:2]
﴿٢﴾

عَامِلَةٌ نَّاصِبَةٌ [٨٨:٣]
AAamilatun nasibatun [Transliteration] ‌[88:3]
трудящиеся, работающие, [Крачковский] ‌[88:3]
заработавшиеся, утомленные! [Рысжанов] ‌[88:3]
изнурены и утомлены. [Кулиев] ‌[88:3]
когда люди, насильно и изнемогая от усталости, [Богуславский] ‌[88:3]
Томными, унылыми, [Саблуков] ‌[88:3]
Laboring and weary. [FreeMinds] ‌[88:3]
(Onlar) çalışandır, yorulandır. [Okuyan] ‌[88:3]
(2-7) O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir. [Bayraktar] ‌[88:3]
Çalışmış, boşa yorulmuştur. [Nuri] ‌[88:3]
﴿٣﴾

تَصْلَىٰ نَارًا حَامِيَةً [٨٨:٤]
Tasla naran hamiyatan [Transliteration] ‌[88:4]
горят в огне пылающем, [Крачковский] ‌[88:4]
Горят в огне пылающем! [Рысжанов] ‌[88:4]
Они будут гореть в Огне жарком. [Кулиев] ‌[88:4]
будут сожжены на жарком огне [Богуславский] ‌[88:4]
Опаляемые жгучим огнем. [Саблуков] ‌[88:4]
They will enter a blazing Fire. [FreeMinds] ‌[88:4]
Kızgın ateşe girecektir. [Okuyan] ‌[88:4]
(2-7) O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir. [Bayraktar] ‌[88:4]
Kızışmış bir ateşe dalarlar. [Nuri] ‌[88:4]
﴿٤﴾

تُسْقَىٰ مِنْ عَيْنٍ آنِيَةٍ [٨٨:٥]
Tusqa min AAaynin aniyatin [Transliteration] ‌[88:5]
поятся из источника кипящего. [Крачковский] ‌[88:5]
Поят из кипящего источника [Рысжанов] ‌[88:5]
Их будут поить из источника кипящего [Кулиев] ‌[88:5]
и напоены кипящей водой. [Богуславский] ‌[88:5]
Питье им будет из сильно кипящего источника; [Саблуков] ‌[88:5]
And be given to drink from a boiling spring. [FreeMinds] ‌[88:5]
Kaynar bir (su) kaynağından (kendilerine) içirilecektir. [Okuyan] ‌[88:5]
(2-7) O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir. [Bayraktar] ‌[88:5]
Ateşimsi bir kaynaktan sulanırlar. [Nuri] ‌[88:5]
﴿٥﴾

لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍ [٨٨:٦]
Laysa lahum taAAamun illa min dareeAAin [Transliteration] ‌[88:6]
Нет у них пищи, кроме дари, [Крачковский] ‌[88:6]
и пища у них подобна, [Рысжанов] ‌[88:6]
и кормить только ядовитыми колючками, [Кулиев] ‌[88:6]
Им не будет другой пищи, кроме плодов дари’, [Богуславский] ‌[88:6]
Пищею им будет только терн дзариг: [Саблуков] ‌[88:6]
They will have no food except from a thorny plant. [FreeMinds] ‌[88:6]
Onlar için kuru dikenden başka yiyecek yoktur. [Okuyan] ‌[88:6]
(2-7) O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir. [Bayraktar] ‌[88:6]
Yırtıcı bir dikenden başka yemek yoktur onlar için. [Nuri] ‌[88:6]
﴿٦﴾

لَّا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِي مِن جُوعٍ [٨٨:٧]
La yusminu wala yughnee min jooAAin [Transliteration] ‌[88:7]
он не утучняет и от голода не избавляет. [Крачковский] ‌[88:7]
Не откармливает и не помогает от голода! [Рысжанов] ‌[88:7]
от которых не поправляются и которые не утоляют голода. [Кулиев] ‌[88:7]
от которых они не потолстеют и которые не утолят их голода. [Богуславский] ‌[88:7]
Он не утучнит, да и голода не утолит. [Саблуков] ‌[88:7]
It does not nourish nor avail against hunger. [FreeMinds] ‌[88:7]
Hem beslemez hem de açlığı gidermez. [Okuyan] ‌[88:7]
(2-7) O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir. [Bayraktar] ‌[88:7]
Ne semirtir ne açlıktan kurtarır. [Nuri] ‌[88:7]
﴿٧﴾

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاعِمَةٌ [٨٨:٨]
Wujoohun yawmaithin naAAimatun [Transliteration] ‌[88:8]
Лица в тот день благостные, [Крачковский] ‌[88:8]
Лица в тот День благостные, [Рысжанов] ‌[88:8]
Другие же лица в тот день будут радостны. [Кулиев] ‌[88:8]
В этот самый день другие лица будут радостны; [Богуславский] ‌[88:8]
В этот день некоторые будут с лицами радостными, [Саблуков] ‌[88:8]
And faces on that Day which are soft. [FreeMinds] ‌[88:8]
O gün bazı yüzler de nimet içindedir (mutludur). [Okuyan] ‌[88:8]
(8-11) O gün birtakım yüzler de şen olacaklar; çalıştığından dolayı yüksek bir cennette hoşnuttur; orada boş söz işitmeyecekler. [Bayraktar] ‌[88:8]
Yüzler de vardır o gün, nimetlerle mutlu. [Nuri] ‌[88:8]
﴿٨﴾

لِّسَعْيِهَا رَاضِيَةٌ [٨٨:٩]
LisaAAyiha radiyatun [Transliteration] ‌[88:9]
своим стремлением довольные, [Крачковский] ‌[88:9]
своим стремлением довольные, [Рысжанов] ‌[88:9]
Они будут довольны своими стараниями [Кулиев] ‌[88:9]
довольные их прежними трудами, [Богуславский] ‌[88:9]
Удовлетворяясь своими подвигами, [Саблуков] ‌[88:9]
For their pursuit they are content. [FreeMinds] ‌[88:9]
Çalışmalarından memnundur. [Okuyan] ‌[88:9]
(8-11) O gün birtakım yüzler de şen olacaklar; çalıştığından dolayı yüksek bir cennette hoşnuttur; orada boş söz işitmeyecekler. [Bayraktar] ‌[88:9]
Emek ve gayreti yüzünden hoşnuttur. [Nuri] ‌[88:9]
﴿٩﴾

فِي جَنَّةٍ عَالِيَةٍ [٨٨:١٠]
Fee jannatin AAaliyatin [Transliteration] ‌[88:10]
в саду возвышенном. [Крачковский] ‌[88:10]
в саду возвышенном! [Рысжанов] ‌[88:10]
в Вышних садах. [Кулиев] ‌[88:10]
они будут жить в раю, [Богуславский] ‌[88:10]
В горнем рае. [Саблуков] ‌[88:10]
In a high paradise. [FreeMinds] ‌[88:10]
Yüksek bir cennettedir. [Okuyan] ‌[88:10]
(8-11) O gün birtakım yüzler de şen olacaklar; çalıştığından dolayı yüksek bir cennette hoşnuttur; orada boş söz işitmeyecekler. [Bayraktar] ‌[88:10]
Yüksek bir bahçededir; [Nuri] ‌[88:10]
﴿١٠﴾

لَّا تَسْمَعُ فِيهَا لَاغِيَةً [٨٨:١١]
La tasmaAAu feeha laghiyatan [Transliteration] ‌[88:11]
Не услышишь ты в нем болтовни. [Крачковский] ‌[88:11]
Не услышат там они вздор! [Рысжанов] ‌[88:11]
Они не услышат там словоблудия. [Кулиев] ‌[88:11]
где не будет слышно пустых речей. [Богуславский] ‌[88:11]
В нем не услышишь празднословия: [Саблуков] ‌[88:11]
You will not hear in it any nonsense. [FreeMinds] ‌[88:11]
Orada boş söz duymaz. [Okuyan] ‌[88:11]
(8-11) O gün birtakım yüzler de şen olacaklar; çalıştığından dolayı yüksek bir cennette hoşnuttur; orada boş söz işitmeyecekler. [Bayraktar] ‌[88:11]
Hiçbir boş söz işitmez orada, [Nuri] ‌[88:11]
﴿١١﴾

فِيهَا عَيْنٌ جَارِيَةٌ [٨٨:١٢]
Feeha AAaynun jariyatun [Transliteration] ‌[88:12]
Там источник проточный, [Крачковский] ‌[88:12]
Там течет источник! [Рысжанов] ‌[88:12]
Там есть источник текущий. [Кулиев] ‌[88:12]
Там будут текущие источники, [Богуславский] ‌[88:12]
В нем источник проточный: [Саблуков] ‌[88:12]
In it is a running spring. [FreeMinds] ‌[88:12]
Orada akan (su) kaynağı var. [Okuyan] ‌[88:12]
(12-16) Orada akan pınarlar olacak; orada yüksek divanlar; konulmuş kadehler, dizilmiş koltuklar, yastıklar; serilmiş halılar olacak. [Bayraktar] ‌[88:12]
Akıp duran bir pınar vardır orada, [Nuri] ‌[88:12]
﴿١٢﴾

فِيهَا سُرُرٌ مَّرْفُوعَةٌ [٨٨:١٣]
Feeha sururun marfooAAatun [Transliteration] ‌[88:13]
там седалища воздвигнуты, [Крачковский] ‌[88:13]
Там ложа возвышены! [Рысжанов] ‌[88:13]
Там воздвигнуты ложа, [Кулиев] ‌[88:13]
возвышенные седалища, [Богуславский] ‌[88:13]
В нем седалища высокие, [Саблуков] ‌[88:13]
In it are raised beds. [FreeMinds] ‌[88:13]
Orada yükseltilmiş tahtlar var. [Okuyan] ‌[88:13]
(12-16) Orada akan pınarlar olacak; orada yüksek divanlar; konulmuş kadehler, dizilmiş koltuklar, yastıklar; serilmiş halılar olacak. [Bayraktar] ‌[88:13]
Yüksek sedirler vardır orada, [Nuri] ‌[88:13]
﴿١٣﴾

وَأَكْوَابٌ مَّوْضُوعَةٌ [٨٨:١٤]
Waakwabun mawdooAAatun [Transliteration] ‌[88:14]
и чаши поставлены, [Крачковский] ‌[88:14]
Кубки поставлены! [Рысжанов] ‌[88:14]
расставлены чаши, [Кулиев] ‌[88:14]
поставленные кубки, [Богуславский] ‌[88:14]
Кубки расставленные, [Саблуков] ‌[88:14]
And cups that are set. [FreeMinds] ‌[88:14]
Konulmuş kadehler, [Okuyan] ‌[88:14]
(12-16) Orada akan pınarlar olacak; orada yüksek divanlar; konulmuş kadehler, dizilmiş koltuklar, yastıklar; serilmiş halılar olacak. [Bayraktar] ‌[88:14]
Hizmete sunulmuş kadehler, [Nuri] ‌[88:14]
﴿١٤﴾

وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌ [٨٨:١٥]
Wanamariqu masfoofatun [Transliteration] ‌[88:15]
и подушки разложены, [Крачковский] ‌[88:15]
Подушки уложены! [Рысжанов] ‌[88:15]
разложены подушки, [Кулиев] ‌[88:15]
положенные в ряды подушки [Богуславский] ‌[88:15]
Подушки, рядами наложенные, [Саблуков] ‌[88:15]
And cushions arranged in rows. [FreeMinds] ‌[88:15]
Dizilmiş yastıklar, [Okuyan] ‌[88:15]
(12-16) Orada akan pınarlar olacak; orada yüksek divanlar; konulmuş kadehler, dizilmiş koltuklar, yastıklar; serilmiş halılar olacak. [Bayraktar] ‌[88:15]
Sıra sıra dizilmiş yastıklar, [Nuri] ‌[88:15]
﴿١٥﴾

وَزَرَابِيُّ مَبْثُوثَةٌ [٨٨:١٦]
Wazarabiyyu mabthoothatun [Transliteration] ‌[88:16]
и ковры разостланы. [Крачковский] ‌[88:16]
Ковры расстелены! [Рысжанов] ‌[88:16]
и разостланы ковры. [Кулиев] ‌[88:16]
и разостланные ковры. [Богуславский] ‌[88:16]
Ковры разостланные. [Саблуков] ‌[88:16]
And rich carpets spread out. [FreeMinds] ‌[88:16]
Serilmiş halılar (var). [Okuyan] ‌[88:16]
(12-16) Orada akan pınarlar olacak; orada yüksek divanlar; konulmuş kadehler, dizilmiş koltuklar, yastıklar; serilmiş halılar olacak. [Bayraktar] ‌[88:16]
Serilmiş seçme döşekler. [Nuri] ‌[88:16]
﴿١٦﴾

أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى الْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ [٨٨:١٧]
Afala yanthuroona ila alibili kayfa khuliqat [Transliteration] ‌[88:17]
Разве они не посмотрят на верблюдов, как они созданы, [Крачковский] ‌[88:17]
Так неужели они не смотрят, как сотворены верблюды? [Рысжанов] ‌[88:17]
Неужели они не видят, как созданы верблюды, [Кулиев] ‌[88:17]
Разве они не обратили внимания на верблюда: как он был создан; [Богуславский] ‌[88:17]
Уже ли они не обращают взора на верблюдов, как они созданы; [Саблуков] ‌[88:17]
Will they not look at the camels, how were they created? [FreeMinds] ‌[88:17]
Bakmazlar mı o deveye, nasıl yaratılmış! [Okuyan] ‌[88:17]
(17-20) Develerin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bakmazlar mı? [Bayraktar] ‌[88:17]
Bakmıyorlar mı o deveye, nasıl yaratıldı! [Nuri] ‌[88:17]
﴿١٧﴾

وَإِلَى السَّمَاءِ كَيْفَ رُفِعَتْ [٨٨:١٨]
Waila alssamai kayfa rufiAAat [Transliteration] ‌[88:18]
и на небо, как оно возвышено, [Крачковский] ‌[88:18]
На небо, как оно вознесено? [Рысжанов] ‌[88:18]
как вознесено небо, [Кулиев] ‌[88:18]
на небо: как оно было поднято, [Богуславский] ‌[88:18]
На небо, как оно возвышено; [Саблуков] ‌[88:18]
And to the sky, how was it raised? [FreeMinds] ‌[88:18]
Göğe, nasıl yükseltilmiş! [Okuyan] ‌[88:18]
(17-20) Develerin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bakmazlar mı? [Bayraktar] ‌[88:18]
Ve göğe ki, nasıl yükseltildi! [Nuri] ‌[88:18]
﴿١٨﴾

وَإِلَى الْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ [٨٨:١٩]
Waila aljibali kayfa nusibat [Transliteration] ‌[88:19]
и на горы, как они водружены, [Крачковский] ‌[88:19]
На горы, как они установлены? [Рысжанов] ‌[88:19]
как водружены горы, [Кулиев] ‌[88:19]
на горы: как они были укреплены, [Богуславский] ‌[88:19]
На горы, как они поставлены; [Саблуков] ‌[88:19]
And to the mountains, how were they set? [FreeMinds] ‌[88:19]
Dağlara, nasıl dikilmiş! [Okuyan] ‌[88:19]
(17-20) Develerin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bakmazlar mı? [Bayraktar] ‌[88:19]
Ve dağlara ki, nasıl dikildi! [Nuri] ‌[88:19]
﴿١٩﴾

وَإِلَى الْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ [٨٨:٢٠]
Waila alardi kayfa sutihat [Transliteration] ‌[88:20]
и на землю, как она распростерта. [Крачковский] ‌[88:20]
На землю, как она распространена? [Рысжанов] ‌[88:20]
как распростерта земля? [Кулиев] ‌[88:20]
и на землю: как она была распростерта? [Богуславский] ‌[88:20]
На землю, как она разостлана? [Саблуков] ‌[88:20]
And to the land, how was it flattened? [FreeMinds] ‌[88:20]
Yere, nasıl yayılmış! [Okuyan] ‌[88:20]
(17-20) Develerin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bakmazlar mı? [Bayraktar] ‌[88:20]
Ve yere, nasıl yayılıp döşendi! [Nuri] ‌[88:20]
﴿٢٠﴾

فَذَكِّرْ إِنَّمَا أَنتَ مُذَكِّرٌ [٨٨:٢١]
Fathakkir innama anta muthakkirun [Transliteration] ‌[88:21]
Напоминай же, ведь ты – только напоминатель! [Крачковский] ‌[88:21]
Так напоминай, поистине, ты напоминающий! [Рысжанов] ‌[88:21]
Наставляй же, ведь ты являешься наставником, [Кулиев] ‌[88:21]
Предупреждай, потому что ты— проповедник; [Богуславский] ‌[88:21]
Учи их; ты их учитель; [Саблуков] ‌[88:21]
So remind, for you are but a reminder. [FreeMinds] ‌[88:21]
Hatırlat! Sen sadece hatırlatıcısın. [Okuyan] ‌[88:21]
Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin. [Bayraktar] ‌[88:21]
Artık uyar/düşündür! Çünkü sen bir uyarıcı/düşündürücüsün. [Nuri] ‌[88:21]
﴿٢١﴾

لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ [٨٨:٢٢]
Lasta AAalayhim bimusaytirin [Transliteration] ‌[88:22]
Ты над ними – не властитель, [Крачковский] ‌[88:22]
Ты определяешь результат [Рысжанов] ‌[88:22]
и ты не властен над ними. [Кулиев] ‌[88:22]
у тебя над ними нет неограниченной власти. [Богуславский] ‌[88:22]
Над ними ты не надзиратель. [Саблуков] ‌[88:22]
You have no power over them. [FreeMinds] ‌[88:22]
Onların üzerinde bir zorba değilsin. [Okuyan] ‌[88:22]
Onların üzerinde zorlayıcı değilsin. [Bayraktar] ‌[88:22]
Üzerlerine musallat bir despot değilsin. [Nuri] ‌[88:22]
﴿٢٢﴾

إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ [٨٨:٢٣]
Illa man tawalla wakafara [Transliteration] ‌[88:23]
Кроме тех, кто отвратился и впал в неверие. [Крачковский] ‌[88:23]
лишь того, кто отвернулся и закрылся! [Рысжанов] ‌[88:23]
А тех, кто отвернется и не уверует, [Кулиев] ‌[88:23]
Но кто отвернется и не верует, [Богуславский] ‌[88:23]
Тех же, которые отворотятся и будут неверующими, [Саблуков] ‌[88:23]
Except for he who turns away and rejects. [FreeMinds] ‌[88:23]
Ancak, kim yüz çevirir ve inkâr ederse, [Okuyan] ‌[88:23]
Ancak, kim yüz çevirir ve inkâr ederse. [Bayraktar] ‌[88:23]
Tersine giden, nankörlük eden başka. [Nuri] ‌[88:23]
﴿٢٣﴾

فَيُعَذِّبُهُ اللَّهُ الْعَذَابَ الْأَكْبَرَ [٨٨:٢٤]
FayuAAaththibuhu Allahu alAAathaba alakbara [Transliteration] ‌[88:24]
Ведь их накажет Аллах величайшим наказанием! [Крачковский] ‌[88:24]
И накажет его Бог величайшим наказанием! [Рысжанов] ‌[88:24]
Аллах подвергнет величайшим мучениям. [Кулиев] ‌[88:24]
того Бог накажет тягчайшим наказанием. [Богуславский] ‌[88:24]
Бог накажет самым великим наказанием. [Саблуков] ‌[88:24]
Then God will punish him with the great retribution. [FreeMinds] ‌[88:24]
Allah ona en büyük azapla azap eder. [Okuyan] ‌[88:24]
Allah ona en büyük azabı eder. [Bayraktar] ‌[88:24]
Allah, böylesine en büyük azapla azap edecektir. [Nuri] ‌[88:24]
﴿٢٤﴾

إِنَّ إِلَيْنَا إِيَابَهُمْ [٨٨:٢٥]
Inna ilayna iyabahum [Transliteration] ‌[88:25]
Ведь к Нам их возврат, [Крачковский] ‌[88:25]
Поистине, к Нам их возвращение! [Рысжанов] ‌[88:25]
К Нам они вернутся, [Кулиев] ‌[88:25]
Они к Нам возвратятся [Богуславский] ‌[88:25]
Истинно, к Нам будет возвращение их; [Саблуков] ‌[88:25]
Indeed, to Us is their return. [FreeMinds] ‌[88:25]
Şüphesiz ki onların dönüşü sadece bizedir. [Okuyan] ‌[88:25]
Dönüşleri yalnızca bizedir. [Bayraktar] ‌[88:25]
Hiç kuşkusuz, onların dönüşleri bizedir. [Nuri] ‌[88:25]
﴿٢٥﴾

ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُم [٨٨:٢٦]
Thumma inna AAalayna hisabahum [Transliteration] ‌[88:26]
а потом, на Нас ведь – их расчет. [Крачковский] ‌[88:26]
Затем, поистине, на Нас расчет с ними! [Рысжанов] ‌[88:26]
и затем Мы потребуем у них отчета. [Кулиев] ‌[88:26]
и Нам отдадут отчет свой. [Богуславский] ‌[88:26]
Тогда нашим делом будет рассчитать их. [Саблуков] ‌[88:26]
Then to Us is their judgment. [FreeMinds] ‌[88:26]
Sonra onların hesabı da şüphesiz ki sadece bize aittir. [Okuyan] ‌[88:26]
Sonra onların hesabını görmek bize düşer. [Bayraktar] ‌[88:26]
Bunun ardından, hesapları da bizim elimizde olacaktır. [Nuri] ‌[88:26]
﴿٢٦﴾

This document is printed with Zekr 1.1.0m1 (http://zekr.org).