Сура: Аль-Гашийа
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
هَلْ أَتَاكَ حَدِيثُ الْغَاشِيَةِ [٨٨:١]
Hal ataka hadeethu alghashiyati [Transliteration][88:1]
Дошел ли до тебя рассказ о покрывающем? [Крачковский][88:1]
Дошел ли до тебя рассказ о покрове? [Рысжанов][88:1]
Дошел ли до тебя рассказ о Покрывающем (Дне воскресения)? [Кулиев][88:1]
Дошла ли до тебя сокрытая весть (о воскресении), [Богуславский][88:1]
Доходила ли до тебя весть о накрывающем? [Саблуков][88:1]
Has the narrative of that which will overwhelm come to you? [FreeMinds][88:1]
(Her şeyi) kaplayacak olanın haberi sana geldi, (değil) mi? [Okuyan][88:1]
O her şeyi kuşatacak olan kıyametin haberi sana geldi mi? [Bayraktar][88:1]
Geldi mi sana Ğaşiye’nin/her şeyi her yandan sarıp kaplayacak olanın haberi? [Nuri][88:1]
﴿١﴾

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَاشِعَةٌ [٨٨:٢]
Wujoohun yawmaithin khashiAAatun [Transliteration][88:2]
Лица в тот день униженные, [Крачковский][88:2]
Лица в тот День благоговейные, [Рысжанов][88:2]
Одни лица в тот день будут унижены, [Кулиев][88:2]
когда лица будут смиренно потуплены, [Богуславский][88:2]
В этот день некоторые будут с лицами поникшими, [Саблуков][88:2]
Faces on that Day which will be shamed. [FreeMinds][88:2]
O gün bazı yüzler düşüktür. [Okuyan][88:2]
(2-7) O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir. [Bayraktar][88:2]
Yüzler vardır o gün zilletle öne eğilmiştir. [Nuri][88:2]
﴿٢﴾

عَامِلَةٌ نَّاصِبَةٌ [٨٨:٣]
AAamilatun nasibatun [Transliteration][88:3]
трудящиеся, работающие, [Крачковский][88:3]
заработавшиеся, утомленные! [Рысжанов][88:3]
изнурены и утомлены. [Кулиев][88:3]
когда люди, насильно и изнемогая от усталости, [Богуславский][88:3]
Томными, унылыми, [Саблуков][88:3]
Laboring and weary. [FreeMinds][88:3]
(Onlar) çalışandır, yorulandır. [Okuyan][88:3]
(2-7) O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir. [Bayraktar][88:3]
Çalışmış, boşa yorulmuştur. [Nuri][88:3]
﴿٣﴾

تَصْلَىٰ نَارًا حَامِيَةً [٨٨:٤]
Tasla naran hamiyatan [Transliteration][88:4]
горят в огне пылающем, [Крачковский][88:4]
Горят в огне пылающем! [Рысжанов][88:4]
Они будут гореть в Огне жарком. [Кулиев][88:4]
будут сожжены на жарком огне [Богуславский][88:4]
Опаляемые жгучим огнем. [Саблуков][88:4]
They will enter a blazing Fire. [FreeMinds][88:4]
Kızgın ateşe girecektir. [Okuyan][88:4]
(2-7) O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir. [Bayraktar][88:4]
Kızışmış bir ateşe dalarlar. [Nuri][88:4]
﴿٤﴾

تُسْقَىٰ مِنْ عَيْنٍ آنِيَةٍ [٨٨:٥]
Tusqa min AAaynin aniyatin [Transliteration][88:5]
поятся из источника кипящего. [Крачковский][88:5]
Поят из кипящего источника [Рысжанов][88:5]
Их будут поить из источника кипящего [Кулиев][88:5]
и напоены кипящей водой. [Богуславский][88:5]
Питье им будет из сильно кипящего источника; [Саблуков][88:5]
And be given to drink from a boiling spring. [FreeMinds][88:5]
Kaynar bir (su) kaynağından (kendilerine) içirilecektir. [Okuyan][88:5]
(2-7) O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir. [Bayraktar][88:5]
Ateşimsi bir kaynaktan sulanırlar. [Nuri][88:5]
﴿٥﴾

لَّيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ إِلَّا مِن ضَرِيعٍ [٨٨:٦]
Laysa lahum taAAamun illa min dareeAAin [Transliteration][88:6]
Нет у них пищи, кроме дари, [Крачковский][88:6]
и пища у них подобна, [Рысжанов][88:6]
и кормить только ядовитыми колючками, [Кулиев][88:6]
Им не будет другой пищи, кроме плодов дари’, [Богуславский][88:6]
Пищею им будет только терн дзариг: [Саблуков][88:6]
They will have no food except from a thorny plant. [FreeMinds][88:6]
Onlar için kuru dikenden başka yiyecek yoktur. [Okuyan][88:6]
(2-7) O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir. [Bayraktar][88:6]
Yırtıcı bir dikenden başka yemek yoktur onlar için. [Nuri][88:6]
﴿٦﴾

لَّا يُسْمِنُ وَلَا يُغْنِي مِن جُوعٍ [٨٨:٧]
La yusminu wala yughnee min jooAAin [Transliteration][88:7]
он не утучняет и от голода не избавляет. [Крачковский][88:7]
Не откармливает и не помогает от голода! [Рысжанов][88:7]
от которых не поправляются и которые не утоляют голода. [Кулиев][88:7]
от которых они не потолстеют и которые не утолят их голода. [Богуславский][88:7]
Он не утучнит, да и голода не утолит. [Саблуков][88:7]
It does not nourish nor avail against hunger. [FreeMinds][88:7]
Hem beslemez hem de açlığı gidermez. [Okuyan][88:7]
(2-7) O gün birtakım yüzler öne eğilecek; çok çabalayıp yorgun düşecek; kızgın ateşe girecek; son derece sıcak bir kaynaktan içirilecek. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur; o ise, ne besler, ne de açlığı giderir. [Bayraktar][88:7]
Ne semirtir ne açlıktan kurtarır. [Nuri][88:7]
﴿٧﴾

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَّاعِمَةٌ [٨٨:٨]
Wujoohun yawmaithin naAAimatun [Transliteration][88:8]
Лица в тот день благостные, [Крачковский][88:8]
Лица в тот День благостные, [Рысжанов][88:8]
Другие же лица в тот день будут радостны. [Кулиев][88:8]
В этот самый день другие лица будут радостны; [Богуславский][88:8]
В этот день некоторые будут с лицами радостными, [Саблуков][88:8]
And faces on that Day which are soft. [FreeMinds][88:8]
O gün bazı yüzler de nimet içindedir (mutludur). [Okuyan][88:8]
(8-11) O gün birtakım yüzler de şen olacaklar; çalıştığından dolayı yüksek bir cennette hoşnuttur; orada boş söz işitmeyecekler. [Bayraktar][88:8]
Yüzler de vardır o gün, nimetlerle mutlu. [Nuri][88:8]
﴿٨﴾

لِّسَعْيِهَا رَاضِيَةٌ [٨٨:٩]
LisaAAyiha radiyatun [Transliteration][88:9]
своим стремлением довольные, [Крачковский][88:9]
своим стремлением довольные, [Рысжанов][88:9]
Они будут довольны своими стараниями [Кулиев][88:9]
довольные их прежними трудами, [Богуславский][88:9]
Удовлетворяясь своими подвигами, [Саблуков][88:9]
For their pursuit they are content. [FreeMinds][88:9]
Çalışmalarından memnundur. [Okuyan][88:9]
(8-11) O gün birtakım yüzler de şen olacaklar; çalıştığından dolayı yüksek bir cennette hoşnuttur; orada boş söz işitmeyecekler. [Bayraktar][88:9]
Emek ve gayreti yüzünden hoşnuttur. [Nuri][88:9]
﴿٩﴾

فِي جَنَّةٍ عَالِيَةٍ [٨٨:١٠]
Fee jannatin AAaliyatin [Transliteration][88:10]
в саду возвышенном. [Крачковский][88:10]
в саду возвышенном! [Рысжанов][88:10]
в Вышних садах. [Кулиев][88:10]
они будут жить в раю, [Богуславский][88:10]
В горнем рае. [Саблуков][88:10]
In a high paradise. [FreeMinds][88:10]
Yüksek bir cennettedir. [Okuyan][88:10]
(8-11) O gün birtakım yüzler de şen olacaklar; çalıştığından dolayı yüksek bir cennette hoşnuttur; orada boş söz işitmeyecekler. [Bayraktar][88:10]
Yüksek bir bahçededir; [Nuri][88:10]
﴿١٠﴾

لَّا تَسْمَعُ فِيهَا لَاغِيَةً [٨٨:١١]
La tasmaAAu feeha laghiyatan [Transliteration][88:11]
Не услышишь ты в нем болтовни. [Крачковский][88:11]
Не услышат там они вздор! [Рысжанов][88:11]
Они не услышат там словоблудия. [Кулиев][88:11]
где не будет слышно пустых речей. [Богуславский][88:11]
В нем не услышишь празднословия: [Саблуков][88:11]
You will not hear in it any nonsense. [FreeMinds][88:11]
Orada boş söz duymaz. [Okuyan][88:11]
(8-11) O gün birtakım yüzler de şen olacaklar; çalıştığından dolayı yüksek bir cennette hoşnuttur; orada boş söz işitmeyecekler. [Bayraktar][88:11]
Hiçbir boş söz işitmez orada, [Nuri][88:11]
﴿١١﴾

فِيهَا عَيْنٌ جَارِيَةٌ [٨٨:١٢]
Feeha AAaynun jariyatun [Transliteration][88:12]
Там источник проточный, [Крачковский][88:12]
Там течет источник! [Рысжанов][88:12]
Там есть источник текущий. [Кулиев][88:12]
Там будут текущие источники, [Богуславский][88:12]
В нем источник проточный: [Саблуков][88:12]
In it is a running spring. [FreeMinds][88:12]
Orada akan (su) kaynağı var. [Okuyan][88:12]
(12-16) Orada akan pınarlar olacak; orada yüksek divanlar; konulmuş kadehler, dizilmiş koltuklar, yastıklar; serilmiş halılar olacak. [Bayraktar][88:12]
Akıp duran bir pınar vardır orada, [Nuri][88:12]
﴿١٢﴾

فِيهَا سُرُرٌ مَّرْفُوعَةٌ [٨٨:١٣]
Feeha sururun marfooAAatun [Transliteration][88:13]
там седалища воздвигнуты, [Крачковский][88:13]
Там ложа возвышены! [Рысжанов][88:13]
Там воздвигнуты ложа, [Кулиев][88:13]
возвышенные седалища, [Богуславский][88:13]
В нем седалища высокие, [Саблуков][88:13]
In it are raised beds. [FreeMinds][88:13]
Orada yükseltilmiş tahtlar var. [Okuyan][88:13]
(12-16) Orada akan pınarlar olacak; orada yüksek divanlar; konulmuş kadehler, dizilmiş koltuklar, yastıklar; serilmiş halılar olacak. [Bayraktar][88:13]
Yüksek sedirler vardır orada, [Nuri][88:13]
﴿١٣﴾

وَأَكْوَابٌ مَّوْضُوعَةٌ [٨٨:١٤]
Waakwabun mawdooAAatun [Transliteration][88:14]
и чаши поставлены, [Крачковский][88:14]
Кубки поставлены! [Рысжанов][88:14]
расставлены чаши, [Кулиев][88:14]
поставленные кубки, [Богуславский][88:14]
Кубки расставленные, [Саблуков][88:14]
And cups that are set. [FreeMinds][88:14]
Konulmuş kadehler, [Okuyan][88:14]
(12-16) Orada akan pınarlar olacak; orada yüksek divanlar; konulmuş kadehler, dizilmiş koltuklar, yastıklar; serilmiş halılar olacak. [Bayraktar][88:14]
Hizmete sunulmuş kadehler, [Nuri][88:14]
﴿١٤﴾

وَنَمَارِقُ مَصْفُوفَةٌ [٨٨:١٥]
Wanamariqu masfoofatun [Transliteration][88:15]
и подушки разложены, [Крачковский][88:15]
Подушки уложены! [Рысжанов][88:15]
разложены подушки, [Кулиев][88:15]
положенные в ряды подушки [Богуславский][88:15]
Подушки, рядами наложенные, [Саблуков][88:15]
And cushions arranged in rows. [FreeMinds][88:15]
Dizilmiş yastıklar, [Okuyan][88:15]
(12-16) Orada akan pınarlar olacak; orada yüksek divanlar; konulmuş kadehler, dizilmiş koltuklar, yastıklar; serilmiş halılar olacak. [Bayraktar][88:15]
Sıra sıra dizilmiş yastıklar, [Nuri][88:15]
﴿١٥﴾

وَزَرَابِيُّ مَبْثُوثَةٌ [٨٨:١٦]
Wazarabiyyu mabthoothatun [Transliteration][88:16]
и ковры разостланы. [Крачковский][88:16]
Ковры расстелены! [Рысжанов][88:16]
и разостланы ковры. [Кулиев][88:16]
и разостланные ковры. [Богуславский][88:16]
Ковры разостланные. [Саблуков][88:16]
And rich carpets spread out. [FreeMinds][88:16]
Serilmiş halılar (var). [Okuyan][88:16]
(12-16) Orada akan pınarlar olacak; orada yüksek divanlar; konulmuş kadehler, dizilmiş koltuklar, yastıklar; serilmiş halılar olacak. [Bayraktar][88:16]
Serilmiş seçme döşekler. [Nuri][88:16]
﴿١٦﴾

أَفَلَا يَنظُرُونَ إِلَى الْإِبِلِ كَيْفَ خُلِقَتْ [٨٨:١٧]
Afala yanthuroona ila alibili kayfa khuliqat [Transliteration][88:17]
Разве они не посмотрят на верблюдов, как они созданы, [Крачковский][88:17]
Так неужели они не смотрят, как сотворены верблюды? [Рысжанов][88:17]
Неужели они не видят, как созданы верблюды, [Кулиев][88:17]
Разве они не обратили внимания на верблюда: как он был создан; [Богуславский][88:17]
Уже ли они не обращают взора на верблюдов, как они созданы; [Саблуков][88:17]
Will they not look at the camels, how were they created? [FreeMinds][88:17]
Bakmazlar mı o deveye, nasıl yaratılmış! [Okuyan][88:17]
(17-20) Develerin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bakmazlar mı? [Bayraktar][88:17]
Bakmıyorlar mı o deveye, nasıl yaratıldı! [Nuri][88:17]
﴿١٧﴾

وَإِلَى السَّمَاءِ كَيْفَ رُفِعَتْ [٨٨:١٨]
Waila alssamai kayfa rufiAAat [Transliteration][88:18]
и на небо, как оно возвышено, [Крачковский][88:18]
На небо, как оно вознесено? [Рысжанов][88:18]
как вознесено небо, [Кулиев][88:18]
на небо: как оно было поднято, [Богуславский][88:18]
На небо, как оно возвышено; [Саблуков][88:18]
And to the sky, how was it raised? [FreeMinds][88:18]
Göğe, nasıl yükseltilmiş! [Okuyan][88:18]
(17-20) Develerin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bakmazlar mı? [Bayraktar][88:18]
Ve göğe ki, nasıl yükseltildi! [Nuri][88:18]
﴿١٨﴾

وَإِلَى الْجِبَالِ كَيْفَ نُصِبَتْ [٨٨:١٩]
Waila aljibali kayfa nusibat [Transliteration][88:19]
и на горы, как они водружены, [Крачковский][88:19]
На горы, как они установлены? [Рысжанов][88:19]
как водружены горы, [Кулиев][88:19]
на горы: как они были укреплены, [Богуславский][88:19]
На горы, как они поставлены; [Саблуков][88:19]
And to the mountains, how were they set? [FreeMinds][88:19]
Dağlara, nasıl dikilmiş! [Okuyan][88:19]
(17-20) Develerin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bakmazlar mı? [Bayraktar][88:19]
Ve dağlara ki, nasıl dikildi! [Nuri][88:19]
﴿١٩﴾

وَإِلَى الْأَرْضِ كَيْفَ سُطِحَتْ [٨٨:٢٠]
Waila alardi kayfa sutihat [Transliteration][88:20]
и на землю, как она распростерта. [Крачковский][88:20]
На землю, как она распространена? [Рысжанов][88:20]
как распростерта земля? [Кулиев][88:20]
и на землю: как она была распростерта? [Богуславский][88:20]
На землю, как она разостлана? [Саблуков][88:20]
And to the land, how was it flattened? [FreeMinds][88:20]
Yere, nasıl yayılmış! [Okuyan][88:20]
(17-20) Develerin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bakmazlar mı? [Bayraktar][88:20]
Ve yere, nasıl yayılıp döşendi! [Nuri][88:20]
﴿٢٠﴾

فَذَكِّرْ إِنَّمَا أَنتَ مُذَكِّرٌ [٨٨:٢١]
Fathakkir innama anta muthakkirun [Transliteration][88:21]
Напоминай же, ведь ты – только напоминатель! [Крачковский][88:21]
Так напоминай, поистине, ты напоминающий! [Рысжанов][88:21]
Наставляй же, ведь ты являешься наставником, [Кулиев][88:21]
Предупреждай, потому что ты— проповедник; [Богуславский][88:21]
Учи их; ты их учитель; [Саблуков][88:21]
So remind, for you are but a reminder. [FreeMinds][88:21]
Hatırlat! Sen sadece hatırlatıcısın. [Okuyan][88:21]
Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin. [Bayraktar][88:21]
Artık uyar/düşündür! Çünkü sen bir uyarıcı/düşündürücüsün. [Nuri][88:21]
﴿٢١﴾

لَّسْتَ عَلَيْهِم بِمُصَيْطِرٍ [٨٨:٢٢]
Lasta AAalayhim bimusaytirin [Transliteration][88:22]
Ты над ними – не властитель, [Крачковский][88:22]
Ты определяешь результат [Рысжанов][88:22]
и ты не властен над ними. [Кулиев][88:22]
у тебя над ними нет неограниченной власти. [Богуславский][88:22]
Над ними ты не надзиратель. [Саблуков][88:22]
You have no power over them. [FreeMinds][88:22]
Onların üzerinde bir zorba değilsin. [Okuyan][88:22]
Onların üzerinde zorlayıcı değilsin. [Bayraktar][88:22]
Üzerlerine musallat bir despot değilsin. [Nuri][88:22]
﴿٢٢﴾

إِلَّا مَن تَوَلَّىٰ وَكَفَرَ [٨٨:٢٣]
Illa man tawalla wakafara [Transliteration][88:23]
Кроме тех, кто отвратился и впал в неверие. [Крачковский][88:23]
лишь того, кто отвернулся и закрылся! [Рысжанов][88:23]
А тех, кто отвернется и не уверует, [Кулиев][88:23]
Но кто отвернется и не верует, [Богуславский][88:23]
Тех же, которые отворотятся и будут неверующими, [Саблуков][88:23]
Except for he who turns away and rejects. [FreeMinds][88:23]
Ancak, kim yüz çevirir ve inkâr ederse, [Okuyan][88:23]
Ancak, kim yüz çevirir ve inkâr ederse. [Bayraktar][88:23]
Tersine giden, nankörlük eden başka. [Nuri][88:23]
﴿٢٣﴾

فَيُعَذِّبُهُ اللَّهُ الْعَذَابَ الْأَكْبَرَ [٨٨:٢٤]
FayuAAaththibuhu Allahu alAAathaba alakbara [Transliteration][88:24]
Ведь их накажет Аллах величайшим наказанием! [Крачковский][88:24]
И накажет его Бог величайшим наказанием! [Рысжанов][88:24]
Аллах подвергнет величайшим мучениям. [Кулиев][88:24]
того Бог накажет тягчайшим наказанием. [Богуславский][88:24]
Бог накажет самым великим наказанием. [Саблуков][88:24]
Then God will punish him with the great retribution. [FreeMinds][88:24]
Allah ona en büyük azapla azap eder. [Okuyan][88:24]
Allah ona en büyük azabı eder. [Bayraktar][88:24]
Allah, böylesine en büyük azapla azap edecektir. [Nuri][88:24]
﴿٢٤﴾

إِنَّ إِلَيْنَا إِيَابَهُمْ [٨٨:٢٥]
Inna ilayna iyabahum [Transliteration][88:25]
Ведь к Нам их возврат, [Крачковский][88:25]
Поистине, к Нам их возвращение! [Рысжанов][88:25]
К Нам они вернутся, [Кулиев][88:25]
Они к Нам возвратятся [Богуславский][88:25]
Истинно, к Нам будет возвращение их; [Саблуков][88:25]
Indeed, to Us is their return. [FreeMinds][88:25]
Şüphesiz ki onların dönüşü sadece bizedir. [Okuyan][88:25]
Dönüşleri yalnızca bizedir. [Bayraktar][88:25]
Hiç kuşkusuz, onların dönüşleri bizedir. [Nuri][88:25]
﴿٢٥﴾

ثُمَّ إِنَّ عَلَيْنَا حِسَابَهُم [٨٨:٢٦]
Thumma inna AAalayna hisabahum [Transliteration][88:26]
а потом, на Нас ведь – их расчет. [Крачковский][88:26]
Затем, поистине, на Нас расчет с ними! [Рысжанов][88:26]
и затем Мы потребуем у них отчета. [Кулиев][88:26]
и Нам отдадут отчет свой. [Богуславский][88:26]
Тогда нашим делом будет рассчитать их. [Саблуков][88:26]
Then to Us is their judgment. [FreeMinds][88:26]
Sonra onların hesabı da şüphesiz ki sadece bize aittir. [Okuyan][88:26]
Sonra onların hesabını görmek bize düşer. [Bayraktar][88:26]
Bunun ardından, hesapları da bizim elimizde olacaktır. [Nuri][88:26]
﴿٢٦﴾

This document is printed with Zekr 1.1.0m1 (http://zekr.org).