Сура: Абаса
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
۞ عَبَسَ وَتَوَلَّىٰ [٨٠:١]
AAabasa watawalla [Transliteration][80:1]
Он нахмурился и отвернулся [Крачковский][80:1]
Он нахмурился и отвернулся [Рысжанов][80:1]
Он нахмурился и отвернулся, [Кулиев][80:1]
Он нахмурился и отвернулся, [Богуславский][80:1]
Он нахмурился и отвернулся; [Саблуков][80:1]
He frowned and turned away. [FreeMinds][80:1]
(1, 2) Görme engelli biri ona geldi diye yüzünü ekşitti ve arkasını döndü. [Okuyan][80:1]
(1-10) Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun. [Bayraktar][80:1]
Yüzünü ekşitti ve öteye döndü; [Nuri][80:1]
﴿١﴾

أَن جَاءَهُ الْأَعْمَىٰ [٨٠:٢]
An jaahu alaAAma [Transliteration][80:2]
от того, что подошел к нему слепой [Крачковский][80:2]
оттого, что явился к нему слепой. [Рысжанов][80:2]
потому что к нему подошел слепой. [Кулиев][80:2]
потому что к нему пришел слепой. [Богуславский][80:2]
Потому что к нему пришел слепой. [Саблуков][80:2]
When the blind one came to him. [FreeMinds][80:2]
(1, 2) Görme engelli biri ona geldi diye yüzünü ekşitti ve arkasını döndü. [Okuyan][80:2]
(1-10) Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun. [Bayraktar][80:2]
Yanına kör adam geldi diye. [Nuri][80:2]
﴿٢﴾

وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُ يَزَّكَّىٰ [٨٠:٣]
Wama yudreeka laAAallahu yazzakka [Transliteration][80:3]
А что дало тебе знать, – может быть, он очистится, [Крачковский][80:3]
Откуда тебе знать, может, он обелил себя? [Рысжанов][80:3]
Откуда тебе знать? Возможно, он бы очистился [Кулиев][80:3]
Кто может объяснить тебе: может быть, это— человек праведный; [Богуславский][80:3]
О если бы что нибудь вразумило тебя в том, что он может быть чистым, [Саблуков][80:3]
And what makes you know, perhaps he is seeking to purify? [FreeMinds][80:3]
(3, 4) O (azgın Mekkeli)nin arınacağını veya (gerçeği) hatırlayıp bunun ona yarar sağlayacağını sana bildirecek olan ne olabilir ki! [Okuyan][80:3]
(1-10) Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun. [Bayraktar][80:3]
Nereden bilirsin, belki de o arınıp temizlenecek. [Nuri][80:3]
﴿٣﴾

أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ الذِّكْرَىٰ [٨٠:٤]
Aw yaththakkaru fatanfaAAahu alththikra [Transliteration][80:4]
или станет поминать увещевание, и поможет ему воспоминание. [Крачковский][80:4]
Или он вспомнит и воспользуется Напоминанием? [Рысжанов][80:4]
или помянул бы наставление, и поминание принесло бы ему пользу. [Кулиев][80:4]
или, может быть, он твои предостережения, и они будут ему полезны. [Богуславский][80:4]
Или, примет наставление, и наставление это принесет ему пользу! [Саблуков][80:4]
Or to remember, so the remembrance will benefit him? [FreeMinds][80:4]
(3, 4) O (azgın Mekkeli)nin arınacağını veya (gerçeği) hatırlayıp bunun ona yarar sağlayacağını sana bildirecek olan ne olabilir ki! [Okuyan][80:4]
(1-10) Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun. [Bayraktar][80:4]
Belki de düşünüp taşınacak da öğüt kendisine yarayacak. [Nuri][80:4]
﴿٤﴾

أَمَّا مَنِ اسْتَغْنَىٰ [٨٠:٥]
Amma mani istaghna [Transliteration][80:5]
А вот тот, кто богат, [Крачковский][80:5]
Что касается того, кто не нуждается, [Рысжанов][80:5]
Тому, кто решил, что он ни в чем не нуждается, [Кулиев][80:5]
Но богатству [Богуславский][80:5]
Кто богат, [Саблуков][80:5]
As for the one who was rich. [FreeMinds][80:5]
(5, 6) Kendini zengin (ihtiyaçsız) gören bu kişiye gelince, sen ona yöneliyorsun. [Okuyan][80:5]
(1-10) Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun. [Bayraktar][80:5]
O, kendisini her türlü ihtiyacın üstünde görene gelince, [Nuri][80:5]
﴿٥﴾

فَأَنتَ لَهُ تَصَدَّىٰ [٨٠:٦]
Faanta lahu tasadda [Transliteration][80:6]
к нему ты поворачиваешься. [Крачковский][80:6]
то ты к нему идешь. [Рысжанов][80:6]
ты уделяешь внимание, [Кулиев][80:6]
ты оказываешь внимание, [Богуславский][80:6]
Того ты принимаешь ласково, [Саблуков][80:6]
You were addressing yourself to him. [FreeMinds][80:6]
(5, 6) Kendini zengin (ihtiyaçsız) gören bu kişiye gelince, sen ona yöneliyorsun. [Okuyan][80:6]
(1-10) Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun. [Bayraktar][80:6]
Ki sen ona yöneliyorsun; [Nuri][80:6]
﴿٦﴾

وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ [٨٠:٧]
Wama AAalayka alla yazzakka [Transliteration][80:7]
хотя и не на тебе лежит, что он не очищается. [Крачковский][80:7]
Не на тебе, что он не обелит себя. [Рысжанов][80:7]
Что же будет тебе, если он не очистится? [Кулиев][80:7]
хотя не твоя вина, если он— не праведный. [Богуславский][80:7]
Тогда как не от тебя зависит, если он не сделается чистым. [Саблуков][80:7]
And why does it concern you that he does not want to purify? [FreeMinds][80:7]
Oysa onun temizlenip arınmamasından sen sorumlu değilsin. [Okuyan][80:7]
(1-10) Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun. [Bayraktar][80:7]
Sana ne onun arınmasından! [Nuri][80:7]
﴿٧﴾

وَأَمَّا مَن جَاءَكَ يَسْعَىٰ [٨٠:٨]
Waamma man jaaka yasAAa [Transliteration][80:8]
А тот, кто приходит к тебе со тщанием [Крачковский][80:8]
Что касается того, кто явился к тебе устремленно [Рысжанов][80:8]
А того, кто приходит к тебе со рвением [Кулиев][80:8]
Тот же, который приходит к тебе с рвением, [Богуславский][80:8]
Кто же к тебе приходит с усердием, [Саблуков][80:8]
And as for the one who came to you seeking. [FreeMinds][80:8]
(8, 9, 10) Fakat (Allah'a) saygı ile koşarak sana gelenle ilgilenmiyorsun. [Okuyan][80:8]
(1-10) Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun. [Bayraktar][80:8]
O, koşarak sana gelen var ya; [Nuri][80:8]
﴿٨﴾

وَهُوَ يَخْشَىٰ [٨٠:٩]
Wahuwa yakhsha [Transliteration][80:9]
и испытывает страх, - [Крачковский][80:9]
и опасаясь, [Рысжанов][80:9]
и страшится Аллаха, [Кулиев][80:9]
который боится Бога,— [Богуславский][80:9]
И будучи богобоязлив, [Саблуков][80:9]
While he was concerned. [FreeMinds][80:9]
(8, 9, 10) Fakat (Allah'a) saygı ile koşarak sana gelenle ilgilenmiyorsun. [Okuyan][80:9]
(1-10) Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun. [Bayraktar][80:9]
Odur içine ürperti düşen. [Nuri][80:9]
﴿٩﴾

فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ [٨٠:١٠]
Faanta AAanhu talahha [Transliteration][80:10]
ты от него отвлекаешься. [Крачковский][80:10]
то ты к нему невнимателен. [Рысжанов][80:10]
ты оставляешь без внимания. [Кулиев][80:10]
ты пренебрегаешь им. [Богуславский][80:10]
На того ты не обращаешь внимание. [Саблуков][80:10]
You were too occupied for him. [FreeMinds][80:10]
(8, 9, 10) Fakat (Allah'a) saygı ile koşarak sana gelenle ilgilenmiyorsun. [Okuyan][80:10]
(1-10) Kendisine âmâ geldi diye yüzünü ekşitti ve döndü. Sen nereden bileceksin, belki o arınacaktı? Yahut, öğüt dinleyecek de öğüt kendisine yarayacaktı. Kendisini yeterli görüp tenezzül etmeyene gelince; sen ona yöneliyorsun. Onun arınmamasından sen sorumlu değilsin. Fakat koşarak sana gelen, saygı duyarak gelmişken, sen onunla ilgilenmiyorsun. [Bayraktar][80:10]
Sen ona aldırmazlık ediyorsun. [Nuri][80:10]
﴿١٠﴾

كَلَّا إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ [٨٠:١١]
Kalla innaha tathkiratun [Transliteration][80:11]
Но нет! Это ведь напоминание, - [Крачковский][80:11]
Так нет! Поистине, это Напоминание! [Рысжанов][80:11]
Но нет! Это есть Назидание, [Кулиев][80:11]
Берегись так поступать; Коран есть предостережение, [Богуславский][80:11]
Не так. Это тебе предостережение. [Саблуков][80:11]
No, this is but a reminder. [FreeMinds][80:11]
Hayır! Şüphesiz ki bunlar, (gerçeğin) hatırlatılmasıdır. [Okuyan][80:11]
(11-12) Hayır! Yaptığın doğru değil, âyetlerimiz bir öğüttür, dileyen ondan öğüt alır. [Bayraktar][80:11]
Hayır, hiç de öyle değil! O, bir düşündürücüdür. [Nuri][80:11]
﴿١١﴾

فَمَن شَاءَ ذَكَرَهُ [٨٠:١٢]
Faman shaa thakarahu [Transliteration][80:12]
и кто пожелает, его вспомнит, - [Крачковский][80:12]
Кто пожелает вспомнит его, [Рысжанов][80:12]
и пусть помянет его всякий желающий. [Кулиев][80:12]
кто хочет, тот удержит его в памяти. [Богуславский][80:12]
Кто захочет, тот будет помнить его. [Саблуков][80:12]
For whoever wills to remember. [FreeMinds][80:12]
Dileyen onu (Kur'an'ı) hatırlar. [Okuyan][80:12]
(11-12) Hayır! Yaptığın doğru değil, âyetlerimiz bir öğüttür, dileyen ondan öğüt alır. [Bayraktar][80:12]
Dileyen onu düşünüp öğüt alır. [Nuri][80:12]
﴿١٢﴾

فِي صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ [٨٠:١٣]
Fee suhufin mukarramatin [Transliteration][80:13]
в свитках почтенных, [Крачковский][80:13]
в свитках почитаемых, [Рысжанов][80:13]
Оно записано в свитках почитаемых, [Кулиев][80:13]
Он начертан на уважаемых Сурах, [Богуславский][80:13]
Он на свитках, досточтимых, [Саблуков][80:13]
In scripts which are honorable. [FreeMinds][80:13]
(13, 14, 15, 16) (Kur'an) kıymetli ve güvenilir elçilerin ellerinde, yüceltilmiş, arındırılmış, kutsal, değerli sahifelerdedir. [Okuyan][80:13]
(13-16) Kur`ân, kutsal sayfalardır. Yüksek tutulan tertemiz sayfalarda, yazıcıların yani değerli, iyi yazıcıların ellerinde. [Bayraktar][80:13]
Kutsanan bereketli sayfalardadır o. [Nuri][80:13]
﴿١٣﴾

مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةٍ [٨٠:١٤]
MarfooAAatin mutahharatin [Transliteration][80:14]
возвышенных, очищенных [Крачковский][80:14]
возвышенных, очищенных [Рысжанов][80:14]
вознесенных и очищенных, [Кулиев][80:14]
возвышенных, чистых; [Богуславский][80:14]
Высоких, чистых, [Саблуков][80:14]
Raised and pure. [FreeMinds][80:14]
(13, 14, 15, 16) (Kur'an) kıymetli ve güvenilir elçilerin ellerinde, yüceltilmiş, arındırılmış, kutsal, değerli sahifelerdedir. [Okuyan][80:14]
(13-16) Kur`ân, kutsal sayfalardır. Yüksek tutulan tertemiz sayfalarda, yazıcıların yani değerli, iyi yazıcıların ellerinde. [Bayraktar][80:14]
Yüceltilen, tertemiz sayfalarda, [Nuri][80:14]
﴿١٤﴾

بِأَيْدِي سَفَرَةٍ [٨٠:١٥]
Biaydee safaratin [Transliteration][80:15]
руками писцов [Крачковский][80:15]
руками писцов [Рысжанов][80:15]
в руках посланцев [Кулиев][80:15]
руками писцов [Богуславский][80:15]
Начертанных руками писцев [Саблуков][80:15]
By the hands of scribes. [FreeMinds][80:15]
(13, 14, 15, 16) (Kur'an) kıymetli ve güvenilir elçilerin ellerinde, yüceltilmiş, arındırılmış, kutsal, değerli sahifelerdedir. [Okuyan][80:15]
(13-16) Kur`ân, kutsal sayfalardır. Yüksek tutulan tertemiz sayfalarda, yazıcıların yani değerli, iyi yazıcıların ellerinde. [Bayraktar][80:15]
Yazıcıların ellerinde; [Nuri][80:15]
﴿١٥﴾

كِرَامٍ بَرَرَةٍ [٨٠:١٦]
Kiramin bararatin [Transliteration][80:16]
почтенных, благих. [Крачковский][80:16]
почтенных, благих! [Рысжанов][80:16]
благородных и покорных. [Кулиев][80:16]
почтенных и праведных. [Богуславский][80:16]
сановитых, праведных. [Саблуков][80:16]
Honorable and righteous. [FreeMinds][80:16]
(13, 14, 15, 16) (Kur'an) kıymetli ve güvenilir elçilerin ellerinde, yüceltilmiş, arındırılmış, kutsal, değerli sahifelerdedir. [Okuyan][80:16]
(13-16) Kur`ân, kutsal sayfalardır. Yüksek tutulan tertemiz sayfalarda, yazıcıların yani değerli, iyi yazıcıların ellerinde. [Bayraktar][80:16]
Ak pak, mübarek yazıcıların. [Nuri][80:16]
﴿١٦﴾

قُتِلَ الْإِنسَانُ مَا أَكْفَرَهُ [٨٠:١٧]
Qutila alinsanu ma akfarahu [Transliteration][80:17]
Убит будь человек, как он неверен! [Крачковский][80:17]
Убьет забывчивого человека то, что он закрыт от этого! [Рысжанов][80:17]
Да сгинет человек! Как же он неблагодарен! [Кулиев][80:17]
Да погибнет человек! Кто более него упорен в неверии! [Богуславский][80:17]
Да будет поражен человек! Как неблагодарен он! [Саблуков][80:17]
The human being is killed for his rejection. [FreeMinds][80:17]
Kahrolası o insan ne kadar da nankördür! [Okuyan][80:17]
Kahrolası insan! O ne nankördür! [Bayraktar][80:17]
Kahrolası insan, ne kadar da nankördür! [Nuri][80:17]
﴿١٧﴾

مِنْ أَيِّ شَيْءٍ خَلَقَهُ [٨٠:١٨]
Min ayyi shayin khalaqahu [Transliteration][80:18]
Из чего Он его создал? [Крачковский][80:18]
Из чего Он сотворил его? [Рысжанов][80:18]
Из чего Он сотворил его? [Кулиев][80:18]
Из чего Бог создал его? [Богуславский][80:18]
Из чего Он творит его? [Саблуков][80:18]
From what did He create him? [FreeMinds][80:18]
(Allah) onu hangi şeyden yarattı (bir düşünse ya)? [Okuyan][80:18]
(18-19) Allah onu nereden yaratmış? Onu meniden yaratıp ona biçim vermiştir. [Bayraktar][80:18]
Hangi şeyden yarattı onu? [Nuri][80:18]
﴿١٨﴾

مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُ فَقَدَّرَهُ [٨٠:١٩]
Min nutfatin khalaqahu faqaddarahu [Transliteration][80:19]
- Из капли! Создал его и соразмерил, [Крачковский][80:19]
Он сотворил его из капли и определил ему меру. [Рысжанов][80:19]
Он сотворил его из капли и соразмерил, [Кулиев][80:19]
Из капли семени. Он создал его и дал ему размеры. [Богуславский][80:19]
Из семени. Он творит его, дает соразмерность его членам, [Саблуков][80:19]
From a seed He created him and molded him. [FreeMinds][80:19]
Bir nutfeden (zigottan) yaratıp ona şekil verir. [Okuyan][80:19]
(18-19) Allah onu nereden yaratmış? Onu meniden yaratıp ona biçim vermiştir. [Bayraktar][80:19]
Bir spermden! Yarattı onu, ölçülendirip biçimlendirdi onu. [Nuri][80:19]
﴿١٩﴾

ثُمَّ السَّبِيلَ يَسَّرَهُ [٨٠:٢٠]
Thumma alssabeela yassarahu [Transliteration][80:20]
потом дорогу ему облегчил [Крачковский][80:20]
Затем облегчил ему дорогу. [Рысжанов][80:20]
потом облегчил ему путь, [Кулиев][80:20]
Потом облегчил путь его. [Богуславский][80:20]
За тем облегчает ему путь, [Саблуков][80:20]
Then the path He made easy for him. [FreeMinds][80:20]
Sonra ona yolu kolaylaştırır. [Okuyan][80:20]
Sonra, tutacağı yolu kolaylaştırmıştır. [Bayraktar][80:20]
Sonra, yolu kolaylaştırdı ona, [Nuri][80:20]
﴿٢٠﴾

ثُمَّ أَمَاتَهُ فَأَقْبَرَهُ [٨٠:٢١]
Thumma amatahu faaqbarahu [Transliteration][80:21]
Потом его умертвил и похоронил. [Крачковский][80:21]
Потом умертвит его и поместит в могилу. [Рысжанов][80:21]
потом умертвил его и поместил в могилу. [Кулиев][80:21]
Потом Он посылает ему смерть и погребает его. [Богуславский][80:21]
Потом умерщвляет его и погребает его, [Саблуков][80:21]
Then He made him die, and buried him. [FreeMinds][80:21]
Daha sonra onu öldürüp kabre koydurur. [Okuyan][80:21]
(21-22) Sonra onu öldürür, kabre koydurur. Sonra dilediği zaman onu tekrar diriltecektir. [Bayraktar][80:21]
Sonra öldürdü onu, kabre koydurdu onu. [Nuri][80:21]
﴿٢١﴾

ثُمَّ إِذَا شَاءَ أَنشَرَهُ [٨٠:٢٢]
Thumma itha shaa ansharahu [Transliteration][80:22]
Потом, когда пожелал, его воскресил. [Крачковский][80:22]
Затем, когда пожелает Он воскресит его! [Рысжанов][80:22]
Потом, когда пожелает, Он воскресит его. [Кулиев][80:22]
Потом, когда захочет, воскресит его. [Богуславский][80:22]
Потом когда захочет, воскресит его. [Саблуков][80:22]
Then if He wishes He resurrects him. [FreeMinds][80:22]
En sonunda dilediği zaman onu yeniden diriltir. [Okuyan][80:22]
(21-22) Sonra onu öldürür, kabre koydurur. Sonra dilediği zaman onu tekrar diriltecektir. [Bayraktar][80:22]
Sonra dilediği zaman diriltip ortaya çıkardı onu. [Nuri][80:22]
﴿٢٢﴾

كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَا أَمَرَهُ [٨٠:٢٣]
Kalla lamma yaqdi ma amarahu [Transliteration][80:23]
Так нет! Не совершает он того, что повелел Он! [Крачковский][80:23]
Так нет! После того, как Он решит, он не делает это! [Рысжанов][80:23]
Но нет! Он не выполняет того, что Он приказал ему. [Кулиев][80:23]
Человек еще не исполнил повелений Божиих. [Богуславский][80:23]
А он не исполняет того, что повелел Он ему. [Саблуков][80:23]
Alas, when what has been ordained is complete. [FreeMinds][80:23]
Gerçek şu ki (insan, Allah'ın) ona emrettiğini yerine getirmedi. [Okuyan][80:23]
Hayır! İnsan, Allah`ın emirlerini yerine getirmedi. [Bayraktar][80:23]
Hayır, hayır! O, O’nun kendisine emrettiğini hiç yerine getirmedi. [Nuri][80:23]
﴿٢٣﴾

فَلْيَنظُرِ الْإِنسَانُ إِلَىٰ طَعَامِهِ [٨٠:٢٤]
Falyanthuri alinsanu ila taAAamihi [Transliteration][80:24]
Пусть же посмотрит человек на свою пищу, - [Крачковский][80:24]
Так пусть посмотрит забывчивый человек на свою еду. [Рысжанов][80:24]
Пусть посмотрит человек на свое пропитание! [Кулиев][80:24]
Пусть человек взглянет на пищу свою. [Богуславский][80:24]
Пусть обратит человек взор свой на то, чем питается он. [Саблуков][80:24]
Let the human being look to his provisions. [FreeMinds][80:24]
Bu insan, yiyeceğine bir baksın! [Okuyan][80:24]
İnsan, yediğine bir baksın! [Bayraktar][80:24]
Hadi, bakıversin insan, kendi yiyeceğine! [Nuri][80:24]
﴿٢٤﴾

أَنَّا صَبَبْنَا الْمَاءَ صَبًّا [٨٠:٢٥]
Anna sababna almaa sabban [Transliteration][80:25]
как Мы пролили воду ливнем, [Крачковский][80:25]
Поистине, Мы пролили воду ливнем. [Рысжанов][80:25]
Мы проливаем обильные ливни, [Кулиев][80:25]
Мы льем воду ручьями, [Богуславский][80:25]
Мы проливаем воду ливнями, [Саблуков][80:25]
We have poured the water abundantly. [FreeMinds][80:25]
Suyu bolca indirdik. [Okuyan][80:25]
(25-32) Doğrusu, suyu bol bol indirmekteyiz. Sonra toprağı göz göz yardık, oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. Bütün bunlar, sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir. [Bayraktar][80:25]
Biz suyu döktük de döktük. [Nuri][80:25]
﴿٢٥﴾

ثُمَّ شَقَقْنَا الْأَرْضَ شَقًّا [٨٠:٢٦]
Thumma shaqaqna alarda shaqqan [Transliteration][80:26]
потом рассекли землю трещинами [Крачковский][80:26]
Затем Мы рассекли землю расщелинами [Рысжанов][80:26]
затем рассекаем землю трещинами [Кулиев][80:26]
потом разламываем землю трещинами [Богуславский][80:26]
Потом заставляем землю растрескиваться трещинами, [Саблуков][80:26]
Then We breached the land with cracks. [FreeMinds][80:26]
Toprağı yardıkça yardık. [Okuyan][80:26]
(25-32) Doğrusu, suyu bol bol indirmekteyiz. Sonra toprağı göz göz yardık, oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. Bütün bunlar, sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir. [Bayraktar][80:26]
Sonra yeryüzünü yardık da yardık. [Nuri][80:26]
﴿٢٦﴾

فَأَنبَتْنَا فِيهَا حَبًّا [٨٠:٢٧]
Faanbatna feeha habban [Transliteration][80:27]
и взрастили на ней зерна, [Крачковский][80:27]
и взрастили из нее зерна [Рысжанов][80:27]
и взращиваем на ней злаки, [Кулиев][80:27]
и вырощаем из нее зерна, [Богуславский][80:27]
Выращаем на ней хлеб, [Саблуков][80:27]
And We made grow in it seeds. [FreeMinds][80:27]
Orada (toprakta) taneler yetiştirdik. [Okuyan][80:27]
(25-32) Doğrusu, suyu bol bol indirmekteyiz. Sonra toprağı göz göz yardık, oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. Bütün bunlar, sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir. [Bayraktar][80:27]
Ardından orada dâneler bitirdik. [Nuri][80:27]
﴿٢٧﴾

وَعِنَبًا وَقَضْبًا [٨٠:٢٨]
WaAAinaban waqadban [Transliteration][80:28]
и виноград, и траву, [Крачковский][80:28]
и виноград, люцерну [Рысжанов][80:28]
виноград и люцерну, [Кулиев][80:28]
виноград и трилистник, [Богуславский][80:28]
Виноград, овощи, [Саблуков][80:28]
And grapes and pasture. [FreeMinds][80:28]
Üzüm ve sebze, [Okuyan][80:28]
(25-32) Doğrusu, suyu bol bol indirmekteyiz. Sonra toprağı göz göz yardık, oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. Bütün bunlar, sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir. [Bayraktar][80:28]
Üzümler, yoncalar, [Nuri][80:28]
﴿٢٨﴾

وَزَيْتُونًا وَنَخْلًا [٨٠:٢٩]
Wazaytoonan wanakhlan [Transliteration][80:29]
и маслины, и пальмы, [Крачковский][80:29]
и маслины, пальмы [Рысжанов][80:29]
маслины и пальмы, [Кулиев][80:29]
масличные деревья и пальмы, [Богуславский][80:29]
Маслины, пальмы, [Саблуков][80:29]
And olives and palm trees. [FreeMinds][80:29]
Zeytin ve hurma, [Okuyan][80:29]
(25-32) Doğrusu, suyu bol bol indirmekteyiz. Sonra toprağı göz göz yardık, oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. Bütün bunlar, sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir. [Bayraktar][80:29]
Zeytinlikler, hurmalıklar, [Nuri][80:29]
﴿٢٩﴾

وَحَدَائِقَ غُلْبًا [٨٠:٣٠]
Wahadaiqa ghulban [Transliteration][80:30]
и сады густые, [Крачковский][80:30]
и преобладающие парки, [Рысжанов][80:30]
сады густые, [Кулиев][80:30]
густолиственные сады, [Богуславский][80:30]
Сады, обильные деревами, [Саблуков][80:30]
And gardens in variety. [FreeMinds][80:30]
Gür (ağaçlı) bahçe, [Okuyan][80:30]
(25-32) Doğrusu, suyu bol bol indirmekteyiz. Sonra toprağı göz göz yardık, oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. Bütün bunlar, sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir. [Bayraktar][80:30]
Gür çimenli, bol ağaçlı bahçeler, [Nuri][80:30]
﴿٣٠﴾

وَفَاكِهَةً وَأَبًّا [٨٠:٣١]
Wafakihatan waabban [Transliteration][80:31]
и фрукты, и растения [Крачковский][80:31]
фрукты и травы [Рысжанов][80:31]
плоды и травы [Кулиев][80:31]
плоды и травы [Богуславский][80:31]
Плоды и злаки, [Саблуков][80:31]
And fruits and vegetables. [FreeMinds][80:31]
Meyve ve çayır, [Okuyan][80:31]
(25-32) Doğrusu, suyu bol bol indirmekteyiz. Sonra toprağı göz göz yardık, oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. Bütün bunlar, sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir. [Bayraktar][80:31]
Meyve, otlak/sebze. [Nuri][80:31]
﴿٣١﴾

مَّتَاعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَامِكُمْ [٨٠:٣٢]
MataAAan lakum walianAAamikum [Transliteration][80:32]
на пользу вам и вашим животным. [Крачковский][80:32]
для вашей пользы, а также скот. [Рысжанов][80:32]
на пользу вам и вашей скотине. [Кулиев][80:32]
в пользование вам и стадам вашим. [Богуславский][80:32]
В продовольствие вам и скоту вашему. [Саблуков][80:32]
An enjoyment for you and your hoofed animals. [FreeMinds][80:32]
Sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için (böyle yaptık). [Okuyan][80:32]
(25-32) Doğrusu, suyu bol bol indirmekteyiz. Sonra toprağı göz göz yardık, oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. Bütün bunlar, sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir. [Bayraktar][80:32]
Sizin ve hayvanlarınızın yararına. [Nuri][80:32]
﴿٣٢﴾

فَإِذَا جَاءَتِ الصَّاخَّةُ [٨٠:٣٣]
Faitha jaati alssakhkhatu [Transliteration][80:33]
И когда придет оглушительный, [Крачковский][80:33]
А когда случится грохот, [Рысжанов][80:33]
Когда же раздастся Оглушительный глас, [Кулиев][80:33]
Когда раздастся оглушительный звук (трубы), [Богуславский][80:33]
Но когда настанет оглушительный трубный звук, [Саблуков][80:33]
So when the screaming shout comes. [FreeMinds][80:33]
Kulakları sağır eden o ses geldiği zaman, [Okuyan][80:33]
Kulakları sağır eden o ses geldiğinde, [Bayraktar][80:33]
Şiddetle çarpanın çıkardığı korkunç ses geldiğinde, [Nuri][80:33]
﴿٣٣﴾

يَوْمَ يَفِرُّ الْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ [٨٠:٣٤]
Yawma yafirru almaro min akheehi [Transliteration][80:34]
в тот день, как убежит муж от брата, [Крачковский][80:34]
в тот День убежит мужчина от своего брата, [Рысжанов][80:34]
в тот день человек бросит своего брата, [Кулиев][80:34]
в день, когда человек побежит от брата своего, [Богуславский][80:34]
В тот день, когда человек побежит от своего брата, [Саблуков][80:34]
The Day when a person will run from his brother. [FreeMinds][80:34]
(34, 35, 36) O gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, hanımından (eşinden) ve çocuğundan kaçar. [Okuyan][80:34]
(34-36) O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar. [Bayraktar][80:34]
Bir gün ki o, kişi öz kardeşinden kaçar, [Nuri][80:34]
﴿٣٤﴾

وَأُمِّهِ وَأَبِيهِ [٨٠:٣٥]
Waommihi waabeehi [Transliteration][80:35]
и матери, и отца, [Крачковский][80:35]
матери, отца, [Рысжанов][80:35]
свою мать и своего отца, [Кулиев][80:35]
от матери своей и от отца своего, [Богуславский][80:35]
Своей матери и своего отца, [Саблуков][80:35]
And his mother and his father. [FreeMinds][80:35]
(34, 35, 36) O gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, hanımından (eşinden) ve çocuğundan kaçar. [Okuyan][80:35]
(34-36) O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar. [Bayraktar][80:35]
Öz annesinden, öz babasından, [Nuri][80:35]
﴿٣٥﴾

وَصَاحِبَتِهِ وَبَنِيهِ [٨٠:٣٦]
Wasahibatihi wabaneehi [Transliteration][80:36]
и подруги, и сыновей. [Крачковский][80:36]
подруги и детей! [Рысжанов][80:36]
свою жену и своих сыновей, [Кулиев][80:36]
от подруги своей и сынов своих, [Богуславский][80:36]
Своей супруги и своих сыновей: [Саблуков][80:36]
And his mate and his children. [FreeMinds][80:36]
(34, 35, 36) O gün kişi kardeşinden, annesinden, babasından, hanımından (eşinden) ve çocuğundan kaçar. [Okuyan][80:36]
(34-36) O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçar. [Bayraktar][80:36]
Eşinden, oğullarından, [Nuri][80:36]
﴿٣٦﴾

لِكُلِّ امْرِئٍ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ [٨٠:٣٧]
Likulli imriin minhum yawmaithin shanun yughneehi [Transliteration][80:37]
У каждого мужа из них тогда – дело ему достаточное. [Крачковский][80:37]
Для каждого мужчины из них в тот День дело его будет полезным. [Рысжанов][80:37]
ибо у каждого человека своих забот будет сполна. [Кулиев][80:37]
тогда одно только дело займет мысли всякого человека. [Богуславский][80:37]
В этот день для каждого из них будет забота, которая отяготит его. [Саблуков][80:37]
For every person on that Day is a matter that concerns him. [FreeMinds][80:37]
(Çünkü) o gün, her kişinin kendisine yetecek bir işi olacaktır. [Okuyan][80:37]
O gün, herkesin kendine yetip artacak bir derdi vardır. [Bayraktar][80:37]
O gün onlardan her kişinin kendisine yetecek bir uğraşı vardır. [Nuri][80:37]
﴿٣٧﴾

وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُّسْفِرَةٌ [٨٠:٣٨]
Wujoohun yawmaithin musfiratun [Transliteration][80:38]
Лица в тот день открытые, [Крачковский][80:38]
Лица в тот День сияющие, [Рысжанов][80:38]
В тот день одни лица будут сиять, [Кулиев][80:38]
В этот день будут лица сияющие, [Богуславский][80:38]
В этот день у некоторых лица будут светлые, [Саблуков][80:38]
Faces on that Day which are openly displayed. [FreeMinds][80:38]
O gün bazı yüzler aydınlıktır. [Okuyan][80:38]
(38-39) O gün birtakım yüzler parlak, güleç ve sevinçlidir. [Bayraktar][80:38]
Yüzler vardır o gün, pırıl pırıl, [Nuri][80:38]
﴿٣٨﴾

ضَاحِكَةٌ مُّسْتَبْشِرَةٌ [٨٠:٣٩]
Dahikatun mustabshiratun [Transliteration][80:39]
смеющиеся, веселые, [Крачковский][80:39]
радостно смеющиеся! [Рысжанов][80:39]
смеяться и ликовать. [Кулиев][80:39]
смеющиеся и радостные. [Богуславский][80:39]
Смеющиеся, веселые; [Саблуков][80:39]
Laughing and seeking good news. [FreeMinds][80:39]
(Onlar) güler, müjdeyle sevinir. [Okuyan][80:39]
(38-39) O gün birtakım yüzler parlak, güleç ve sevinçlidir. [Bayraktar][80:39]
Gülen, müjdelerle parıldayan. [Nuri][80:39]
﴿٣٩﴾

وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ [٨٠:٤٠]
Wawujoohun yawmaithin AAalayha ghabaratun [Transliteration][80:40]
и лица в тот день – на них пыль, [Крачковский][80:40]
Лица в тот День покрыты пылью, [Рысжанов][80:40]
На других же лицах в тот день будет прах, [Кулиев][80:40]
Будут и лица, покрытые пылью, [Богуславский][80:40]
В этот день у некоторых лица будут запыленные, [Саблуков][80:40]
And faces on that Day with dust on them. [FreeMinds][80:40]
O gün bazı yüzlerde de toz (hüzün) vardır. [Okuyan][80:40]
(40-42) Yine o gün, birtakım yüzleri de keder bürümüş, hüzünden kapkara kesilmiştir. İşte bunlar kâfirlerdir, haktan sapanlardır. [Bayraktar][80:40]
Ve yüzler vardır o gün toza toprağa bulanmış. [Nuri][80:40]
﴿٤٠﴾

تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ [٨٠:٤١]
Tarhaquha qataratun [Transliteration][80:41]
покрыл их прах. [Крачковский][80:41]
отягченные скупостью, [Рысжанов][80:41]
который покроет их мраком. [Кулиев][80:41]
скрытые под слоем праха: [Богуславский][80:41]
Покрытые прахом. [Саблуков][80:41]
Being burdened by remorse. [FreeMinds][80:41]
(Onları âdeta) karanlık kaplamıştır. [Okuyan][80:41]
(40-42) Yine o gün, birtakım yüzleri de keder bürümüş, hüzünden kapkara kesilmiştir. İşte bunlar kâfirlerdir, haktan sapanlardır. [Bayraktar][80:41]
Tozu toprağı da bir is bürümüştür. [Nuri][80:41]
﴿٤١﴾

أُولَٰئِكَ هُمُ الْكَفَرَةُ الْفَجَرَةُ [٨٠:٤٢]
Olaika humu alkafaratu alfajaratu [Transliteration][80:42]
Они-то – неверные и распутники. [Крачковский][80:42]
вот эти закрывшиеся распутники! [Рысжанов][80:42]
Это будут неверующие грешники. [Кулиев][80:42]
это будут неверные, преступные. [Богуславский][80:42]
Такими будут неверующие, развратные. [Саблуков][80:42]
Those are the rejecters, the wicked. [FreeMinds][80:42]
İşte onlar -evet onlar- kâfirlerdir, (doğru yoldan) sapanlardır. [Okuyan][80:42]
(40-42) Yine o gün, birtakım yüzleri de keder bürümüş, hüzünden kapkara kesilmiştir. İşte bunlar kâfirlerdir, haktan sapanlardır. [Bayraktar][80:42]
İşte bunlardır küfre sapanlar, kötülüğe batanlar. [Nuri][80:42]
﴿٤٢﴾

This document is printed with Zekr 1.1.0m1 (http://zekr.org).