Сура: Аль-Мурсалат
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
وَالْمُرْسَلَاتِ عُرْفًا [٧٧:١]
Waalmursalati AAurfan [Transliteration][77:1]
Клянусь посылаемыми поочередно, [Крачковский][77:1]
Клянусь обычно посылаемыми, [Рысжанов][77:1]
Клянусь посылаемыми с добром, [Кулиев][77:1]
Клянусь посланными один за другим, [Богуславский][77:1]
Клянусь посылаемыми поочередно, [Саблуков][77:1]
By the winds which are sent. [FreeMinds][77:1]
Yemin olsun: Birbiri ardınca gönderilenlere, [Okuyan][77:1]
(1-7) Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir. [Bayraktar][77:1]
Yemin olsun, o art arda gönderilenlere/meleklere/rüzgârlara/vahyin bölümlerine/kalplere inen doğuşlara, [Nuri][77:1]
﴿١﴾

فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفًا [٧٧:٢]
FaalAAasifati AAasfan [Transliteration][77:2]
и веющими сильно, [Крачковский][77:2]
сильно дующими ветрами, [Рысжанов][77:2]
несущимися быстро, [Кулиев][77:2]
дующими со страшной силой, [Богуславский][77:2]
Несущимися быстро; [Саблуков][77:2]
So the gusts then blow. [FreeMinds][77:2]
Esip savuranlara, [Okuyan][77:2]
(1-7) Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir. [Bayraktar][77:2]
Esip de büküp devirenlere, [Nuri][77:2]
﴿٢﴾

وَالنَّاشِرَاتِ نَشْرًا [٧٧:٣]
Waalnnashirati nashran [Transliteration][77:3]
и распространяющими бурно, [Крачковский][77:3]
распространяющимися россыпью, [Рысжанов][77:3]
распространяющими бурно, [Кулиев][77:3]
разносящими вдаль, [Богуславский][77:3]
Клянусь показывающими ясно, [Саблуков][77:3]
And all that is scattered about. [FreeMinds][77:3]
Yaydıkça yayanlara, [Okuyan][77:3]
Yaydıkça yayanlara, [Bayraktar][77:3]
Dağıtıp yayanlara/diriltip harekete getirenlere, [Nuri][77:3]
﴿٣﴾

فَالْفَارِقَاتِ فَرْقًا [٧٧:٤]
Faalfariqati farqan [Transliteration][77:4]
и различающими твердо, [Крачковский][77:4]
различающими отличие, [Рысжанов][77:4]
различающими твердо, [Кулиев][77:4]
разделяющими врозь, [Богуславский][77:4]
Различающими верно, [Саблуков][77:4]
So the separators which divide. [FreeMinds][77:4]
Ayırdıkça ayıranlara, [Okuyan][77:4]
(1-7) Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir. [Bayraktar][77:4]
Gerektiği şekilde ayıranlara, [Nuri][77:4]
﴿٤﴾

فَالْمُلْقِيَاتِ ذِكْرًا [٧٧:٥]
Faalmulqiyati thikran [Transliteration][77:5]
и передающими напоминание, [Крачковский][77:5]
произносящими Напоминание, [Рысжанов][77:5]
и передающими Напоминание [Кулиев][77:5]
клянусь теми, которые доставляют напоминание, [Богуславский][77:5]
Передающими наставления, [Саблуков][77:5]
Then the remembrance that is found. [FreeMinds][77:5]
(5, 6) Özür (imkânı vermek) veya uyarı(da bulunmak) için öğüt bırakanlara (ulaştıranlara) ki [Okuyan][77:5]
(1-7) Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir. [Bayraktar][77:5]
Öğüt ulaştıranlara/Kur’an’ı ulaştıranlara, [Nuri][77:5]
﴿٥﴾

عُذْرًا أَوْ نُذْرًا [٧٧:٦]
AAuthran aw nuthran [Transliteration][77:6]
извинение или внушение! [Крачковский][77:6]
оправдание либо предупреждение! [Рысжанов][77:6]
для оправдания или предостережения. [Кулиев][77:6]
извинение или предостережение, [Богуславский][77:6]
И прощение и угрозу: [Саблуков][77:6]
An excuse or a warning. [FreeMinds][77:6]
(5, 6) Özür (imkânı vermek) veya uyarı(da bulunmak) için öğüt bırakanlara (ulaştıranlara) ki [Okuyan][77:6]
(1-7) Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir. [Bayraktar][77:6]
Özür yahut uyarı için, [Nuri][77:6]
﴿٦﴾

إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَاقِعٌ [٧٧:٧]
Innama tooAAadoona lawaqiAAun [Transliteration][77:7]
Ведь то, что вам обещано, – готово случиться. [Крачковский][77:7]
Поистине, обещанное вам ведь случится! [Рысжанов][77:7]
Обещанное вам непременно сбудется. [Кулиев][77:7]
что то, чем вам угрожают, сбудется, [Богуславский][77:7]
Предвозвещенное вам уже готово совершиться. [Саблуков][77:7]
What you are being promised will come to pass. [FreeMinds][77:7]
Size vadedilen (gün) elbette gerçekleşecektir. [Okuyan][77:7]
(1-7) Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir. [Bayraktar][77:7]
Ki size duyurulmuş olan mutlaka gerçekleşecektir. [Nuri][77:7]
﴿٧﴾

فَإِذَا النُّجُومُ طُمِسَتْ [٧٧:٨]
Faitha alnnujoomu tumisat [Transliteration][77:8]
И когда звезды померкнут, [Крачковский][77:8]
Когда звезды исчезнут, [Рысжанов][77:8]
Когда погаснут звезды, [Кулиев][77:8]
когда звезды исчезнут, [Богуславский][77:8]
Когда звезды уничтожатся, [Саблуков][77:8]
So when the stars are plunged. [FreeMinds][77:8]
Yıldızlar silindiği (söndürüldüğü)nde, [Okuyan][77:8]
(8-15) Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün! [Bayraktar][77:8]
Yıldızlar silinip süpürüldüğünde, [Nuri][77:8]
﴿٨﴾

وَإِذَا السَّمَاءُ فُرِجَتْ [٧٧:٩]
Waitha alssamao furijat [Transliteration][77:9]
и когда небо расколется, [Крачковский][77:9]
когда небо раскроется, [Рысжанов][77:9]
когда расколется небо, [Кулиев][77:9]
когда небо расколется, [Богуславский][77:9]
Когда небо расколется, [Саблуков][77:9]
And when the heaven is opened. [FreeMinds][77:9]
Gök yarıldığında, [Okuyan][77:9]
(8-15) Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün! [Bayraktar][77:9]
Gök yarıldığında, [Nuri][77:9]
﴿٩﴾

وَإِذَا الْجِبَالُ نُسِفَتْ [٧٧:١٠]
Waitha aljibalu nusifat [Transliteration][77:10]
и когда горы развеются, [Крачковский][77:10]
когда горы разрушатся, [Рысжанов][77:10]
когда развеются горы, [Кулиев][77:10]
когда горы разлетятся в пыль, [Богуславский][77:10]
Когда горы сдвинутся с оснований, [Саблуков][77:10]
And when the mountains are destroyed. [FreeMinds][77:10]
Dağlar ufalanıp savrulduğunda, [Okuyan][77:10]
(8-15) Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün! [Bayraktar][77:10]
Dağlar un ufak edilip savrulduğunda, [Nuri][77:10]
﴿١٠﴾

وَإِذَا الرُّسُلُ أُقِّتَتْ [٧٧:١١]
Waitha alrrusulu oqqitat [Transliteration][77:11]
и когда посланникам будет дан срок, - [Крачковский][77:11]
когда посланники распределят время! [Рысжанов][77:11]
когда посланникам будет установлен срок. [Кулиев][77:11]
когда пророки будут призваны к определенному сроку. [Богуславский][77:11]
Когда пророки предстанут в определенное время: [Саблуков][77:11]
And when the messengers are gathered. [FreeMinds][77:11]
Elçilere (şahitlik için) vakit verildiğinde (Son Saat gerçekleşmiş olacaktır). [Okuyan][77:11]
(8-15) Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün! [Bayraktar][77:11]
Resuller vakte bağlandığında, [Nuri][77:11]
﴿١١﴾

لِأَيِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ [٧٧:١٢]
Liayyi yawmin ojjilat [Transliteration][77:12]
до какого дня будет отложено?. [Крачковский][77:12]
До какого дня определен срок? [Рысжанов][77:12]
До какого дня отсрочено? [Кулиев][77:12]
До которого дня будет отложен срок? [Богуславский][77:12]
Тогда до какого дня будет ещё отсрочено? [Саблуков][77:12]
For what day has it been delayed? [FreeMinds][77:12]
(Bu durum), hangi güne ertelenmiştir? [Okuyan][77:12]
(8-15) Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün! [Bayraktar][77:12]
Hangi gün için vakte bağlandılar? [Nuri][77:12]
﴿١٢﴾

لِيَوْمِ الْفَصْلِ [٧٧:١٣]
Liyawmi alfasli [Transliteration][77:13]
До дня различения! [Крачковский][77:13]
До Дня вынесения решения! [Рысжанов][77:13]
До Дня различения! [Кулиев][77:13]
До дня решения. [Богуславский][77:13]
До дня разделения. [Саблуков][77:13]
For the Day of Separation. [FreeMinds][77:13]
Ayrılma gününe. [Okuyan][77:13]
(İyi ile kötü arasındaki) Ayrım Günü. [Bayraktar][77:13]
Ayrım ve hüküm günü için. [Nuri][77:13]
﴿١٣﴾

وَمَا أَدْرَاكَ مَا يَوْمُ الْفَصْلِ [٧٧:١٤]
Wama adraka ma yawmu alfasli [Transliteration][77:14]
А что тебе даст знать, что такое день различения? [Крачковский][77:14]
Что ты знаешь о Дне вынесения решения? [Рысжанов][77:14]
Откуда ты мог знать, что такое День различения? [Кулиев][77:14]
Кто объяснит тебе, что такое день решения? [Богуславский][77:14]
О если бы ты узнал, что такое день разделения! [Саблуков][77:14]
And do you know what is the Day of Separation? [FreeMinds][77:14]
O ayrılma gününün ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki! [Okuyan][77:14]
(8-15) Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün! [Bayraktar][77:14]
Ayrım ve hüküm gününü sana bildiren nedir? [Nuri][77:14]
﴿١٤﴾

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ [٧٧:١٥]
Waylun yawmaithin lilmukaththibeena [Transliteration][77:15]
Горе в тот день обвиняющим во лжи! [Крачковский][77:15]
Горе в тот День считающим ложью! [Рысжанов][77:15]
Горе в тот день обвиняющим во лжи! [Кулиев][77:15]
Горе будет в этот день тем, которые считают тебя лжецом. [Богуславский][77:15]
В тот день горе верующим в ложь! [Саблуков][77:15]
Woe on that Day to the disbelievers! [FreeMinds][77:15]
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline! [Okuyan][77:15]
(8-15) Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün! [Bayraktar][77:15]
Yalanlayanların vay haline o gün! [Nuri][77:15]
﴿١٥﴾

أَلَمْ نُهْلِكِ الْأَوَّلِينَ [٧٧:١٦]
Alam nuhliki alawwaleena [Transliteration][77:16]
Разве Мы не погубили первых? [Крачковский][77:16]
Неужели Мы не погубили древних? [Рысжанов][77:16]
Разве мы не погубили первые поколения? [Кулиев][77:16]
Разве Мы не истребили прежние народы? [Богуславский][77:16]
Не погубили ли Мы прежних, [Саблуков][77:16]
Did We not destroy the ancient people? [FreeMinds][77:16]
Biz (bunlar gibi inkârcı olan) öncekileri de helak etmedik mi? [Okuyan][77:16]
(16-17) Biz, öncekileri helâk etmedik mi? Sonra da, peşlerinden gelenleri onların ardına takacağız. [Bayraktar][77:16]
Öncekileri helâk etmedik mi? [Nuri][77:16]
﴿١٦﴾

ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ الْآخِرِينَ [٧٧:١٧]
Thumma nutbiAAuhumu alakhireena [Transliteration][77:17]
Потом отправим Мы за ними вслед позднейших. [Крачковский][77:17]
Затем Мы послали вслед за ними других. [Рысжанов][77:17]
Вслед за ними Мы отправили последующие поколения. [Кулиев][77:17]
Разве Мы потом не заменили их другими? [Богуславский][77:17]
И потом не заменили ли их другими? [Саблуков][77:17]
Then We made others to succeed them. [FreeMinds][77:17]
Sonra gelenleri de onların peşine takacağız. [Okuyan][77:17]
(16-17) Biz, öncekileri helâk etmedik mi? Sonra da, peşlerinden gelenleri onların ardına takacağız. [Bayraktar][77:17]
Sonra, geriden gelenleri de onların peşlerine takarız. [Nuri][77:17]
﴿١٧﴾

كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِمِينَ [٧٧:١٨]
Kathalika nafAAalu bialmujrimeena [Transliteration][77:18]
Так поступаем Мы с грешниками. [Крачковский][77:18]
Таким образом Мы поступили с преступниками! [Рысжанов][77:18]
Так поступаем Мы с грешниками. [Кулиев][77:18]
Так поступаем Мы с преступными. [Богуславский][77:18]
Таковы наши действия с законопреступниками. [Саблуков][77:18]
It is such that We do to the criminals. [FreeMinds][77:18]
İşte biz, suçlulara böyle yaparız! [Okuyan][77:18]
İşte biz, suçlulara böyle yaparız. [Bayraktar][77:18]
Biz, suçlulara işte böyle yaparız. [Nuri][77:18]
﴿١٨﴾

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ [٧٧:١٩]
Waylun yawmaithin lilmukaththibeena [Transliteration][77:19]
Горе в тот день обвиняющим во лжи! [Крачковский][77:19]
Горе в тот День считающим ложью! [Рысжанов][77:19]
Горе в тот день обвиняющим во лжи! [Кулиев][77:19]
Горе будет в этот день считавшим тебя лжецом. [Богуславский][77:19]
В тот день горе верующим в ложь! [Саблуков][77:19]
Woe on that Day to the disbelievers! [FreeMinds][77:19]
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline! [Okuyan][77:19]
O gün, geçmişten ders almayan yalancıların vay haline! [Bayraktar][77:19]
Yalanlayanların o gün vay haline! [Nuri][77:19]
﴿١٩﴾

أَلَمْ نَخْلُقكُّم مِّن مَّاءٍ مَّهِينٍ [٧٧:٢٠]
Alam nakhluqkum min main maheenin [Transliteration][77:20]
Разве Мы не создали вас из воды ничтожной [Крачковский][77:20]
Неужели Мы не сотворили вас из ничтожной воды [Рысжанов][77:20]
Разве Мы не сотворили вас из презренной жидкости [Кулиев][77:20]
Разве Мы не создали вас из мутной воды [Богуславский][77:20]
Не творим ли Мы вас из презренной влаги? [Саблуков][77:20]
Did We not create you from a fragile water, [FreeMinds][77:20]
Sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı? [Okuyan][77:20]
Sizi değersiz bir sudan yaratmadık mı? [Bayraktar][77:20]
Sizi basit bir sudan yaratmadık mı? [Nuri][77:20]
﴿٢٠﴾

فَجَعَلْنَاهُ فِي قَرَارٍ مَّكِينٍ [٧٧:٢١]
FajaAAalnahu fee qararin makeenin [Transliteration][77:21]
и поместили ее в прочном месте [Крачковский][77:21]
и не установили в прочном месте [Рысжанов][77:21]
и не поместили ее в надежном месте [Кулиев][77:21]
и не поместили в верное вместилище [Богуславский][77:21]
А потом помещаем ее в надежном месте, [Саблуков][77:21]
Then We made it in a place of protection, [FreeMinds][77:21]
(21, 22) Sonra onu belirli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmiştik. [Okuyan][77:21]
(21-22) Sonra belli bir süreye kadar onu sağlam bir yere yerleştirmedik mi? [Bayraktar][77:21]
Onu dayanıklı karargâhta tuttuk. [Nuri][77:21]
﴿٢١﴾

إِلَىٰ قَدَرٍ مَّعْلُومٍ [٧٧:٢٢]
Ila qadarin maAAloomin [Transliteration][77:22]
до известного срока? [Крачковский][77:22]
до определенного периода? [Рысжанов][77:22]
до известного срока? [Кулиев][77:22]
до известного срока? [Богуславский][77:22]
До определенной череды? [Саблуков][77:22]
Until a time that is predetermined? [FreeMinds][77:22]
(21, 22) Sonra onu belirli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmiştik. [Okuyan][77:22]
(21-22) Sonra belli bir süreye kadar onu sağlam bir yere yerleştirmedik mi? [Bayraktar][77:22]
Bilinen bir ölçüye/süreye kadar. [Nuri][77:22]
﴿٢٢﴾

فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ الْقَادِرُونَ [٧٧:٢٣]
Faqadarna faniAAma alqadiroona [Transliteration][77:23]
Мы распределили, и как прекрасны распределяющие! [Крачковский][77:23]
Так Мы распределили. И благое это распределение! [Рысжанов][77:23]
Мы предопределили меру, и как прекрасно Мы предопределяем! [Кулиев][77:23]
Мы могли сделать это. Как Мы могущественны! [Богуславский][77:23]
Так Мы учредили: а потому какие Мы превосходные учредители! [Саблуков][77:23]
So We measured, and We are the best to measure. [FreeMinds][77:23]
(İşte bunları) bir ölçüyle yaptık. Ne güzel ölçü koyanlarız biz! [Okuyan][77:23]
Buna gücümüz yeter. Güç yetiren ne güzeldir! [Bayraktar][77:23]
Bir ölçüyle yaptık. Ne güzel ölçü koyanlarız biz! [Nuri][77:23]
﴿٢٣﴾

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ [٧٧:٢٤]
Waylun yawmaithin lilmukaththibeena [Transliteration][77:24]
Горе в тот день обвиняющим во лжи! [Крачковский][77:24]
Горе в тот День считающим ложью! [Рысжанов][77:24]
Горе в тот день обвиняющим во лжи! [Кулиев][77:24]
Горе будет в этот день считавшим тебя лжецом. [Богуславский][77:24]
В тот день горе верующим в ложь! [Саблуков][77:24]
Woe on that Day to the disbelievers! [FreeMinds][77:24]
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline! [Okuyan][77:24]
O gün, yaratanını inkâr edenlerin vay haline! [Bayraktar][77:24]
Vay başına o gün, yalanlayanların! [Nuri][77:24]
﴿٢٤﴾

أَلَمْ نَجْعَلِ الْأَرْضَ كِفَاتًا [٧٧:٢٥]
Alam najAAali alarda kifatan [Transliteration][77:25]
Разве Мы не сделали землю вместилищем [Крачковский][77:25]
Неужели Мы не установили землю вместилищем [Рысжанов][77:25]
Разве Мы не сделали землю вместилищем [Кулиев][77:25]
Разве Мы не сделали землю вместилищем [Богуславский][77:25]
Не сделали ли Мы земли поместилищем [Саблуков][77:25]
Did We not make the earth an abode, [FreeMinds][77:25]
(25, 26) Biz yeryüzünü diriler ve ölüler için toplanma yeri yapmadık mı? [Okuyan][77:25]
(25-26) Biz yeryüzünü dirilerle ölülere toplanma yeri yapmadık mı? [Bayraktar][77:25]
Yeri, bir toplanma zemini yapmadık mı? [Nuri][77:25]
﴿٢٥﴾

أَحْيَاءً وَأَمْوَاتًا [٧٧:٢٦]
Ahyaan waamwatan [Transliteration][77:26]
живым и мертвым, [Крачковский][77:26]
живым и мертвым? [Рысжанов][77:26]
для живых и мертвых? [Кулиев][77:26]
для живых и для мертвых? [Богуславский][77:26]
Для живых и мертвых? [Саблуков][77:26]
Living and dead. [FreeMinds][77:26]
(25, 26) Biz yeryüzünü diriler ve ölüler için toplanma yeri yapmadık mı? [Okuyan][77:26]
(25-26) Biz yeryüzünü dirilerle ölülere toplanma yeri yapmadık mı? [Bayraktar][77:26]
Diriler bakımından da ölüler bakımından da. [Nuri][77:26]
﴿٢٦﴾

وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَاسِيَ شَامِخَاتٍ وَأَسْقَيْنَاكُم مَّاءً فُرَاتًا [٧٧:٢٧]
WajaAAalna feeha rawasiya shamikhatin waasqaynakum maan furatan [Transliteration][77:27]
и устроили на ней прочно стоящие, гордые, и напоили вас водой пресной? [Крачковский][77:27]
Мы установили на ней вершины возвышающимися и напоили вас пресной водой. [Рысжанов][77:27]
Разве Мы не воздвигли на ней незыблемые и высокие горы и не напоили вас пресной водой? [Кулиев][77:27]
Мы поставили на ней высокие горы и напояем вас пресною водою. [Богуславский][77:27]
Мы поставили на ней высокие горные твердыни и поим вас вкусною водою. [Саблуков][77:27]
And We made massive stabilizers in it, and We gave you to drink fresh water? [FreeMinds][77:27]
Oraya sabit ağırlıklar koydukve size tatlı sular içirdik. [Okuyan][77:27]
Oraya sabit ve yüksek dağlar yerleştirmedik mi? Size tatlı sular içirmedik mi? [Bayraktar][77:27]
Orada oturaklı, başını yücelere kaldırmış dağlar oluşturduk. Ve size tatlı bir su içirdik. [Nuri][77:27]
﴿٢٧﴾

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ [٧٧:٢٨]
Waylun yawmaithin lilmukaththibeena [Transliteration][77:28]
Горе в тот день обвиняющим во лжи! [Крачковский][77:28]
Горе в тот День считающим ложью! [Рысжанов][77:28]
Горе в тот день обвиняющим во лжи! [Кулиев][77:28]
Горе будет в этот день обвинявшим тебя во лжи. [Богуславский][77:28]
В тот день горе верующим в ложь! [Саблуков][77:28]
Woe on that Day to the disbelievers! [FreeMinds][77:28]
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline! [Okuyan][77:28]
O gün, Allah`ın nimetlerini yalanlayanların vay haline! [Bayraktar][77:28]
Vay haline o gün, yalanlayanların! [Nuri][77:28]
﴿٢٨﴾

انطَلِقُوا إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِ تُكَذِّبُونَ [٧٧:٢٩]
Intaliqoo ila ma kuntum bihi tukaththiboona [Transliteration][77:29]
Ступайте к тому, что вы обзывали ложью! [Крачковский][77:29]
Отправляйтесь к тому, что вы считали ложью! [Рысжанов][77:29]
Ступайте к тому, что вы считали ложью! [Кулиев][77:29]
Идите к мучению, которое вы считали ложью. [Богуславский][77:29]
Идите к тому, что считали вы вымыслом; [Саблуков][77:29]
Away with you towards what you have disbelieved. [FreeMinds][77:29]
(İnkârcılara şöyle denecektir): "Yalanlamış olduğunuz şeye doğru yürüyün! [Okuyan][77:29]
(29-33) Yalan sayageldiğiniz şeye doğru gidiniz! Üç boyutlu azaba, ne gölgelendiren ne de alevden koruyan bir gölgeye gidiniz. O saray gibi kocaman bir kıvılcım saçar. Her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir. [Bayraktar][77:29]
Haydi, yalanlamakta olduğunuz şeye gidin! [Nuri][77:29]
﴿٢٩﴾

انطَلِقُوا إِلَىٰ ظِلٍّ ذِي ثَلَاثِ شُعَبٍ [٧٧:٣٠]
Intaliqoo ila thillin thee thalathi shuAAabin [Transliteration][77:30]
Ступайте к тени с тремя разветвлениями, [Крачковский][77:30]
Отправляйтесь к тени с тремя ответвлениями! [Рысжанов][77:30]
Ступайте к тени с тремя разветвлениями. [Кулиев][77:30]
Идите под тень дыма, встающего тремя столбами; [Богуславский][77:30]
Идите во тьму, извергающую три столба дыма, [Саблуков][77:30]
Away with you to a shadow with three columns. [FreeMinds][77:30]
(30, 31) Üç katlı, gölge etmeyen ve ateşten korumayan bir karanlığa doğru yürüyün!" [Okuyan][77:30]
(29-33) Yalan sayageldiğiniz şeye doğru gidiniz! Üç boyutlu azaba, ne gölgelendiren ne de alevden koruyan bir gölgeye gidiniz. O saray gibi kocaman bir kıvılcım saçar. Her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir. [Bayraktar][77:30]
Haydi, üç çatallı gölgeye gidin! [Nuri][77:30]
﴿٣٠﴾

لَّا ظَلِيلٍ وَلَا يُغْنِي مِنَ اللَّهَبِ [٧٧:٣١]
La thaleelin wala yughnee mina allahabi [Transliteration][77:31]
не тенистой, и не спасает она от пламени! [Крачковский][77:31]
Не дающей прохлады и не избавляющей от пламени! [Рысжанов][77:31]
Не тениста она и не избавляет от пламени, [Кулиев][77:31]
он не дает вам тени и не поможет вам от пламени; [Богуславский][77:31]
Который ни тени не даст, ни от пламени не защитит: [Саблуков][77:31]
Neither does it shade, nor does it avail from the flames. [FreeMinds][77:31]
(30, 31) Üç katlı, gölge etmeyen ve ateşten korumayan bir karanlığa doğru yürüyün!" [Okuyan][77:31]
(29-33) Yalan sayageldiğiniz şeye doğru gidiniz! Üç boyutlu azaba, ne gölgelendiren ne de alevden koruyan bir gölgeye gidiniz. O saray gibi kocaman bir kıvılcım saçar. Her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir. [Bayraktar][77:31]
Ne gölgelendirir ne alevden korur. [Nuri][77:31]
﴿٣١﴾

إِنَّهَا تَرْمِي بِشَرَرٍ كَالْقَصْرِ [٧٧:٣٢]
Innaha tarmee bishararin kaalqasri [Transliteration][77:32]
Ведь оно бросает искры, как замки, [Крачковский][77:32]
Поистине, там разбрасываются искры, подобно дворцам! [Рысжанов][77:32]
ведь она бросает искры, словно замок, [Кулиев][77:32]
он бросает искры, величиною как башни, [Богуславский][77:32]
Он будет извергать искры, величиной как башни, [Саблуков][77:32]
It throws sparks as huge as logs. [FreeMinds][77:32]
Şüphesiz ki o (cehennem), kütükler (gibi büyük) kıvılcımlar saçar. [Okuyan][77:32]
(29-33) Yalan sayageldiğiniz şeye doğru gidiniz! Üç boyutlu azaba, ne gölgelendiren ne de alevden koruyan bir gölgeye gidiniz. O saray gibi kocaman bir kıvılcım saçar. Her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir. [Bayraktar][77:32]
Gerçekten o, köşke benzer kıvılcımlar saçar. [Nuri][77:32]
﴿٣٢﴾

كَأَنَّهُ جِمَالَتٌ صُفْرٌ [٧٧:٣٣]
Kaannahu jimalatun sufrun [Transliteration][77:33]
точно они желтые верблюды. [Крачковский][77:33]
Как будто они желтые верблюды! [Рысжанов][77:33]
подобный желтым верблюдам. [Кулиев][77:33]
подобные рыжим верблюдам [Богуславский][77:33]
Цветом как желтые верблюды. [Саблуков][77:33]
As if they were yellow camels. [FreeMinds][77:33]
O (kıvılcımlar) sanki sarı (kızgın) halatlar gibidir. [Okuyan][77:33]
(29-33) Yalan sayageldiğiniz şeye doğru gidiniz! Üç boyutlu azaba, ne gölgelendiren ne de alevden koruyan bir gölgeye gidiniz. O saray gibi kocaman bir kıvılcım saçar. Her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir. [Bayraktar][77:33]
O kıvılcım sanki sarımtırak bir halat/bir deve kervanı/bakırdan bir ip gibidir. [Nuri][77:33]
﴿٣٣﴾

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ [٧٧:٣٤]
Waylun yawmaithin lilmukaththibeena [Transliteration][77:34]
Горе в тот день обвиняющим во лжи! [Крачковский][77:34]
Горе в тот День считающим ложью! [Рысжанов][77:34]
Горе в тот день обвиняющим во лжи! [Кулиев][77:34]
Горе будет в этот день обвинявшим тебя во лжи. [Богуславский][77:34]
В тот день горе верующим в ложь! [Саблуков][77:34]
Woe on that Day to the disbelievers! [FreeMinds][77:34]
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline! [Okuyan][77:34]
O gün, Allah`ın uyarısını yalanlayanların vay haline! [Bayraktar][77:34]
Vay haline o gün, yalanlayanların! [Nuri][77:34]
﴿٣٤﴾

هَٰذَا يَوْمُ لَا يَنطِقُونَ [٧٧:٣٥]
Hatha yawmu la yantiqoona [Transliteration][77:35]
Это – день, когда не заговорят. [Крачковский][77:35]
В этот День не будет им дано слово! [Рысжанов][77:35]
В тот день они будут безмолвствовать, [Кулиев][77:35]
В этот день виновные лишатся дара слова, [Богуславский][77:35]
Это такой день, в который не выговорят слова, [Саблуков][77:35]
This is a Day when they shall not speak. [FreeMinds][77:35]
Bu (mahşer, kâfirlerin) konuşamayacağı gündür. [Okuyan][77:35]
Bu, konuşamayacakları gündür. [Bayraktar][77:35]
Konuşamayacakları gündür bu! [Nuri][77:35]
﴿٣٥﴾

وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ [٧٧:٣٦]
Wala yuthanu lahum fayaAAtathiroona [Transliteration][77:36]
И не будет дано позволения, чтобы им оправдаться. [Крачковский][77:36]
Не позволят им оправдаться! [Рысжанов][77:36]
и не будет им дозволено оправдываться. [Кулиев][77:36]
им не дозволят представить извинений. [Богуславский][77:36]
В который не будет позволено им оправдываться. [Саблуков][77:36]
Nor will it be permitted for them so they can make excuses. [FreeMinds][77:36]
Özür dilemeleri için kendilerine izin verilmeyecektir. [Okuyan][77:36]
Özür dilemelerine izin verilmeyecektir. [Bayraktar][77:36]
İzin verilmez ki onlara özür dilesinler. [Nuri][77:36]
﴿٣٦﴾

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ [٧٧:٣٧]
Waylun yawmaithin lilmukaththibeena [Transliteration][77:37]
Горе в тот день обвиняющим во лжи! [Крачковский][77:37]
Горе в тот День считающим ложью! [Рысжанов][77:37]
Горе в тот день обвиняющим во лжи! [Кулиев][77:37]
Горе будет в этот день считавшим тебя лжецом. [Богуславский][77:37]
В тот день горе верующим в ложь! [Саблуков][77:37]
Woe on that Day to the disbelievers! [FreeMinds][77:37]
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline! [Okuyan][77:37]
O gün, âhireti yalanlayanların vay haline! [Bayraktar][77:37]
Vay haline o gün, yalanlayanların! [Nuri][77:37]
﴿٣٧﴾

هَٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِ ۖ جَمَعْنَاكُمْ وَالْأَوَّلِينَ [٧٧:٣٨]
Hatha yawmu alfasli jamaAAnakum waalawwaleena [Transliteration][77:38]
Это – день разделения; собрали Мы вас и первых. [Крачковский][77:38]
В День вынесения решения Мы соберем вас и первых! [Рысжанов][77:38]
Вот День различения! Мы собрали вас и тех, кто был прежде. [Кулиев][77:38]
Это будет день решения; Мы соберем вместе вас и ваших предшественников. [Богуславский][77:38]
Таков день разделения. Тогда Мы соберем и вас и прежних. [Саблуков][77:38]
This is the Day of Separation where We have gathered you with the ancient people. [FreeMinds][77:38]
(38, 39) (İnkârcılara şöyle denecektir:) "Bu, ayrılık günüdür. Sizi de öncekileri de bir araya toplayacağız. (Azaptan kurtulmak için) bir hileniz varsa hemen bana tuzak kurun! [Okuyan][77:38]
Bu, sizleri ve öncekileri topladığımız hüküm günüdür. [Bayraktar][77:38]
Ayırma günüdür bu! Sizinle öncekileri bir yere topladık. [Nuri][77:38]
﴿٣٨﴾

فَإِن كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَكِيدُونِ [٧٧:٣٩]
Fain kana lakum kaydun fakeedooni [Transliteration][77:39]
И если есть у вас хитрость, то ухитритесь против Меня! [Крачковский][77:39]
И если у вас есть хитрость, то ухитритесь против Меня! [Рысжанов][77:39]
Если у вас есть какая хитрость, то ухитритесь против Меня! [Кулиев][77:39]
Если вы обладаете какою-нибудь хитростью, пустите ее в дело. [Богуславский][77:39]
Если у вас есть какая хитрость, то ухитритесь против Меня. [Саблуков][77:39]
So if you have a plan, then make use of it. [FreeMinds][77:39]
(38, 39) (İnkârcılara şöyle denecektir:) "Bu, ayrılık günüdür. Sizi de öncekileri de bir araya toplayacağız. (Azaptan kurtulmak için) bir hileniz varsa hemen bana tuzak kurun! [Okuyan][77:39]
Eğer bir tuzağınız varsa, bana kurunuz. [Bayraktar][77:39]
Eğer bir hileniz/bir tuzağınız varsa, hadi hile yapıp tuzak kurun bana! [Nuri][77:39]
﴿٣٩﴾

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ [٧٧:٤٠]
Waylun yawmaithin lilmukaththibeena [Transliteration][77:40]
Горе в тот день обвиняющим во лжи! [Крачковский][77:40]
Горе в тот День считающим ложью! [Рысжанов][77:40]
Горе в тот день обвиняющим во лжи! [Кулиев][77:40]
Горе будет в этот день считавшим тебя лжецом. [Богуславский][77:40]
В тот день горе верующим в ложь! [Саблуков][77:40]
Woe on that Day to the disbelievers! [FreeMinds][77:40]
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline! [Okuyan][77:40]
O gün, hüküm gününü yalanlayanların vay haline! [Bayraktar][77:40]
Vay haline o gün, yalanlayanların! [Nuri][77:40]
﴿٤٠﴾

إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي ظِلَالٍ وَعُيُونٍ [٧٧:٤١]
Inna almuttaqeena fee thilalin waAAuyoonin [Transliteration][77:41]
Богобоязненные ведь среди тени, и источников, [Крачковский][77:41]
Поистине, осмотрительные в тенях и источниках! [Рысжанов][77:41]
Воистину, богобоязненные пребудут среди сеней и источников [Кулиев][77:41]
Боящиеся Бога будут в тени, посреди источников, [Богуславский][77:41]
Благочестивые будут под сенью и среди источников, [Саблуков][77:41]
The righteous are among shades and springs. [FreeMinds][77:41]
(41, 42) Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar), gölgelerde, (su) kaynaklarında ve canlarının çektiği her tür meyve(lik)lerde olacaklardır. [Okuyan][77:41]
(41-42) Şüphesiz o gün, takvâ sahipleri, gölgelerde ve pınar başlarında, canlarının çektiğinden çeşit çeşit meyveler arasında olacaklardır. [Bayraktar][77:41]
Takvaya sarılanlar gölgeler altında, su kaynaklarındadır. [Nuri][77:41]
﴿٤١﴾

وَفَوَاكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ [٧٧:٤٢]
Wafawakiha mimma yashtahoona [Transliteration][77:42]
и плодов, каких ни пожелают. [Крачковский][77:42]
Среди плодов, какие пожелают! [Рысжанов][77:42]
и плодов, каких только пожелают. [Кулиев][77:42]
посреди плодов, каких они желают. [Богуславский][77:42]
И плодов, каких только пожелают. [Саблуков][77:42]
And fruit from what they desire. [FreeMinds][77:42]
(41, 42) Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar), gölgelerde, (su) kaynaklarında ve canlarının çektiği her tür meyve(lik)lerde olacaklardır. [Okuyan][77:42]
(41-42) Şüphesiz o gün, takvâ sahipleri, gölgelerde ve pınar başlarında, canlarının çektiğinden çeşit çeşit meyveler arasında olacaklardır. [Bayraktar][77:42]
Canlarının çektiği meyvelerle yanyanadırlar. [Nuri][77:42]
﴿٤٢﴾

كُلُوا وَاشْرَبُوا هَنِيئًا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ [٧٧:٤٣]
Kuloo waishraboo haneean bima kuntum taAAmaloona [Transliteration][77:43]
Ешьте и пейте во здравие за то, что вы творили! [Крачковский][77:43]
Ешьте и пейте во здравие за то, что вы делали! [Рысжанов][77:43]
Ешьте и пейте во здравие за то, что вы совершали! [Кулиев][77:43]
Им скажут: ешьте и пейте на здоровье в награду за дела ваши. [Богуславский][77:43]
"Кушайте, пейте на здоровье, в награду за ваши дела!" [Саблуков][77:43]
"Eat and drink comfortably for what you used to do." [FreeMinds][77:43]
(Onlara) "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyip için" (denecektir). [Okuyan][77:43]
(43-44) Kendilerine, “Yaptıklarınızın karşılığı olarak şimdi âfiyetle yiyiniz, içiniz” denilecektir. İşte biz, güzel amel yapanları böyle ödüllendiririz. [Bayraktar][77:43]
"Yapıp ürettiklerinize karşılık olarak afiyetle yiyip için." [Nuri][77:43]
﴿٤٣﴾

إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ [٧٧:٤٤]
Inna kathalika najzee almuhsineena [Transliteration][77:44]
Поистине, так Мы вознаграждаем добродеющих! [Крачковский][77:44]
Поистине, таким образом Мы воздаем делающим добро! [Рысжанов][77:44]
Так Мы вознаграждаем творящих добро. [Кулиев][77:44]
Так вознаграждаем Мы делающих добро. [Богуславский][77:44]
Так награждаем добродетельных! [Саблуков][77:44]
It is such that We reward the good doers. [FreeMinds][77:44]
Şüphesiz ki biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz. [Okuyan][77:44]
(43-44) Kendilerine, “Yaptıklarınızın karşılığı olarak şimdi âfiyetle yiyiniz, içiniz” denilecektir. İşte biz, güzel amel yapanları böyle ödüllendiririz. [Bayraktar][77:44]
İşte böyle ödüllendiririz biz, güzellikler sergileyenleri! [Nuri][77:44]
﴿٤٤﴾

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ [٧٧:٤٥]
Waylun yawmaithin lilmukaththibeena [Transliteration][77:45]
Горе в тот день обвиняющим во лжи! [Крачковский][77:45]
Горе в тот День считающим ложью! [Рысжанов][77:45]
Горе в тот день обвиняющим во лжи! [Кулиев][77:45]
Горе будет в этот день считавшим тебя лжецом. [Богуславский][77:45]
В тот день горе верующим в ложь! [Саблуков][77:45]
Woe on that Day to the disbelievers! [FreeMinds][77:45]
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline! [Okuyan][77:45]
O gün, âhiretteki ödülü yalanlayanların vay haline! [Bayraktar][77:45]
Vay haline o gün, yalanlayanların! [Nuri][77:45]
﴿٤٥﴾

كُلُوا وَتَمَتَّعُوا قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ [٧٧:٤٦]
Kuloo watamattaAAoo qaleelan innakum mujrimoona [Transliteration][77:46]
Ешьте и пользуйтесь немного: ведь вы – грешники. [Крачковский][77:46]
Кушайте и наслаждайтесь немного! Поистине, вы преступники! [Рысжанов][77:46]
Вкушайте и наслаждайтесь недолго, ведь вы являетесь грешниками. [Кулиев][77:46]
Ешьте и наслаждайтесь в этой жизни еще немного. Вы— преступны. [Богуславский][77:46]
"Кушайте и наслаждайтесь ненадолго; потому что вы законопреступны". [Саблуков][77:46]
"Eat and enjoy for a little while, for you are criminals." [FreeMinds][77:46]
(Suçlulara şöyle denecektir:) "Yiyin, (dünyadan) biraz daha yararlanın! (Bilin ki) siz suçlusunuz." [Okuyan][77:46]
(46-47) Yiyiniz, azıcık sefa sürünüz; siz suçlusunuz. O gün, kıyametin kopacağını yalanlayanların vay haline! [Bayraktar][77:46]
Yiyin ve birazcık nimetlenin. Suçlularsınız siz. [Nuri][77:46]
﴿٤٦﴾

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ [٧٧:٤٧]
Waylun yawmaithin lilmukaththibeena [Transliteration][77:47]
Горе в тот день обвиняющим во лжи! [Крачковский][77:47]
Горе в тот День считающим ложью! [Рысжанов][77:47]
Горе в тот день обвиняющим во лжи! [Кулиев][77:47]
Горе будет в этот день считавшим тебя за лжеца. [Богуславский][77:47]
В тот день горе верующим в ложь! [Саблуков][77:47]
Woe on that Day to the disbelievers! [FreeMinds][77:47]
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline! [Okuyan][77:47]
(46-47) Yiyiniz, azıcık sefa sürünüz; siz suçlusunuz. O gün, kıyametin kopacağını yalanlayanların vay haline! [Bayraktar][77:47]
Vay haline o gün, yalanlayanların! [Nuri][77:47]
﴿٤٧﴾

وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ارْكَعُوا لَا يَرْكَعُونَ [٧٧:٤٨]
Waitha qeela lahumu irkaAAoo la yarkaAAoona [Transliteration][77:48]
И когда скажут им: «Поклонитесь!» – они не кланяются. [Крачковский][77:48]
Когда им будет сказано: «Встаньте на колени!», они не смогут встать на колени! [Рысжанов][77:48]
Когда им говорят: "Поклонитесь!" - они не кланяются. [Кулиев][77:48]
Когда им говорили: преклонитесь,— они не преклонялись. [Богуславский][77:48]
Когда им говорят: "Поклоняйтесь Богу", - они не покланяются. [Саблуков][77:48]
And when they are told "kneel," they do not kneel. [FreeMinds][77:48]
Onlara "(Allah'a) boyun eğin!" dendiğinde boyun eğmezler. [Okuyan][77:48]
(48-49) Kendilerine “Allah`ın huzurunda eğiliniz” dendiğinde, eğilmezler. O gün, Allah`a ibadeti yalanlayanların vay haline! [Bayraktar][77:48]
Onlara, "rukû’ edin!" dendiğinde rukû etmezler. [Nuri][77:48]
﴿٤٨﴾

وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ [٧٧:٤٩]
Waylun yawmaithin lilmukaththibeena [Transliteration][77:49]
Горе в тот день обвиняющим во лжи! [Крачковский][77:49]
Горе в тот День считающим ложью! [Рысжанов][77:49]
Горе в тот день обвиняющим во лжи! [Кулиев][77:49]
Горе в этот день тем, которые считали тебя за лжеца. [Богуславский][77:49]
В тот день горе верующим в ложь! [Саблуков][77:49]
Woe on that Day to the disbelievers! [FreeMinds][77:49]
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline! [Okuyan][77:49]
(48-49) Kendilerine “Allah`ın huzurunda eğiliniz” dendiğinde, eğilmezler. O gün, Allah`a ibadeti yalanlayanların vay haline! [Bayraktar][77:49]
Vay haline o gün, yalanlayanların. [Nuri][77:49]
﴿٤٩﴾

فَبِأَيِّ حَدِيثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ [٧٧:٥٠]
Fabiayyi hadeethin baAAdahu yuminoona [Transliteration][77:50]
В какой же рассказ после этого вы уверуете? [Крачковский][77:50]
В какой рассказ они после этого поверят? [Рысжанов][77:50]
В какой же рассказ после этого вы уверуете? [Кулиев][77:50]
В какую книгу после того будут они веровать? [Богуславский][77:50]
После сего, какому новому учению поверят они? [Саблуков][77:50]
So in what narrative, after it, will they believe? [FreeMinds][77:50]
Bundan (Kur'an'dan) sonra artık hangi söze inanacaklar ki! [Okuyan][77:50]
Onlar, bundan başka hangi söze inanacaklar? [Bayraktar][77:50]
Artık bundan sonra hangi hadise/söze iman edecekler? [Nuri][77:50]
﴿٥٠﴾

This document is printed with Zekr 1.1.0m1 (http://zekr.org).