Сура:
Аль-Мурсалат
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
وَالْمُرْسَلَاتِ عُرْفًا
[٧٧:١]
Waalmursalati AAurfan
[Transliteration]
[77:1] |
Клянусь посылаемыми поочередно,
[Крачковский]
[77:1] |
Клянусь обычно посылаемыми,
[Рысжанов]
[77:1] |
Клянусь посылаемыми с добром,
[Кулиев]
[77:1] |
Клянусь посланными один за другим,
[Богуславский]
[77:1] |
Клянусь посылаемыми поочередно,
[Саблуков]
[77:1] |
By the winds which are sent.
[FreeMinds]
[77:1] |
Yemin olsun: Birbiri ardınca gönderilenlere,
[Okuyan]
[77:1] |
(1-7) Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.
[Bayraktar]
[77:1] |
Yemin olsun, o art arda gönderilenlere/meleklere/rüzgârlara/vahyin bölümlerine/kalplere inen doğuşlara,
[Nuri]
[77:1] |
|
|
فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفًا
[٧٧:٢]
FaalAAasifati AAasfan
[Transliteration]
[77:2] |
и веющими сильно,
[Крачковский]
[77:2] |
сильно дующими ветрами,
[Рысжанов]
[77:2] |
несущимися быстро,
[Кулиев]
[77:2] |
дующими со страшной силой,
[Богуславский]
[77:2] |
Несущимися быстро;
[Саблуков]
[77:2] |
So the gusts then blow.
[FreeMinds]
[77:2] |
Esip savuranlara,
[Okuyan]
[77:2] |
(1-7) Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.
[Bayraktar]
[77:2] |
Esip de büküp devirenlere,
[Nuri]
[77:2] |
|
|
وَالنَّاشِرَاتِ نَشْرًا
[٧٧:٣]
Waalnnashirati nashran
[Transliteration]
[77:3] |
и распространяющими бурно,
[Крачковский]
[77:3] |
распространяющимися россыпью,
[Рысжанов]
[77:3] |
распространяющими бурно,
[Кулиев]
[77:3] |
разносящими вдаль,
[Богуславский]
[77:3] |
Клянусь показывающими ясно,
[Саблуков]
[77:3] |
And all that is scattered about.
[FreeMinds]
[77:3] |
Yaydıkça yayanlara,
[Okuyan]
[77:3] |
Yaydıkça yayanlara,
[Bayraktar]
[77:3] |
Dağıtıp yayanlara/diriltip harekete getirenlere,
[Nuri]
[77:3] |
|
|
فَالْفَارِقَاتِ فَرْقًا
[٧٧:٤]
Faalfariqati farqan
[Transliteration]
[77:4] |
и различающими твердо,
[Крачковский]
[77:4] |
различающими отличие,
[Рысжанов]
[77:4] |
различающими твердо,
[Кулиев]
[77:4] |
разделяющими врозь,
[Богуславский]
[77:4] |
Различающими верно,
[Саблуков]
[77:4] |
So the separators which divide.
[FreeMinds]
[77:4] |
Ayırdıkça ayıranlara,
[Okuyan]
[77:4] |
(1-7) Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.
[Bayraktar]
[77:4] |
Gerektiği şekilde ayıranlara,
[Nuri]
[77:4] |
|
|
فَالْمُلْقِيَاتِ ذِكْرًا
[٧٧:٥]
Faalmulqiyati thikran
[Transliteration]
[77:5] |
и передающими напоминание,
[Крачковский]
[77:5] |
произносящими Напоминание,
[Рысжанов]
[77:5] |
и передающими Напоминание
[Кулиев]
[77:5] |
клянусь теми, которые доставляют напоминание,
[Богуславский]
[77:5] |
Передающими наставления,
[Саблуков]
[77:5] |
Then the remembrance that is found.
[FreeMinds]
[77:5] |
(5, 6) Özür (imkânı vermek) veya uyarı(da bulunmak) için öğüt bırakanlara (ulaştıranlara) ki
[Okuyan]
[77:5] |
(1-7) Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.
[Bayraktar]
[77:5] |
Öğüt ulaştıranlara/Kur’an’ı ulaştıranlara,
[Nuri]
[77:5] |
|
|
عُذْرًا أَوْ نُذْرًا
[٧٧:٦]
AAuthran aw nuthran
[Transliteration]
[77:6] |
извинение или внушение!
[Крачковский]
[77:6] |
оправдание либо предупреждение!
[Рысжанов]
[77:6] |
для оправдания или предостережения.
[Кулиев]
[77:6] |
извинение или предостережение,
[Богуславский]
[77:6] |
И прощение и угрозу:
[Саблуков]
[77:6] |
An excuse or a warning.
[FreeMinds]
[77:6] |
(5, 6) Özür (imkânı vermek) veya uyarı(da bulunmak) için öğüt bırakanlara (ulaştıranlara) ki
[Okuyan]
[77:6] |
(1-7) Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.
[Bayraktar]
[77:6] |
Özür yahut uyarı için,
[Nuri]
[77:6] |
|
|
إِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَاقِعٌ
[٧٧:٧]
Innama tooAAadoona lawaqiAAun
[Transliteration]
[77:7] |
Ведь то, что вам обещано, – готово случиться.
[Крачковский]
[77:7] |
Поистине, обещанное вам ведь случится!
[Рысжанов]
[77:7] |
Обещанное вам непременно сбудется.
[Кулиев]
[77:7] |
что то, чем вам угрожают, сбудется,
[Богуславский]
[77:7] |
Предвозвещенное вам уже готово совершиться.
[Саблуков]
[77:7] |
What you are being promised will come to pass.
[FreeMinds]
[77:7] |
Size vadedilen (gün) elbette gerçekleşecektir.
[Okuyan]
[77:7] |
(1-7) Birbiri ardınca gönderilenlere, görevlerine koştukça koşanlara, iyiden iyiye yayanlara, hak ile bâtılı ayırdıkça ayıranlara, öğüt bırakanlara, özür veya uyarıda bulunanlara yemin olsun ki, size verilen söz mutlaka gerçekleşecektir.
[Bayraktar]
[77:7] |
Ki size duyurulmuş olan mutlaka gerçekleşecektir.
[Nuri]
[77:7] |
|
|
فَإِذَا النُّجُومُ طُمِسَتْ
[٧٧:٨]
Faitha alnnujoomu tumisat
[Transliteration]
[77:8] |
И когда звезды померкнут,
[Крачковский]
[77:8] |
Когда звезды исчезнут,
[Рысжанов]
[77:8] |
Когда погаснут звезды,
[Кулиев]
[77:8] |
когда звезды исчезнут,
[Богуславский]
[77:8] |
Когда звезды уничтожатся,
[Саблуков]
[77:8] |
So when the stars are plunged.
[FreeMinds]
[77:8] |
Yıldızlar silindiği (söndürüldüğü)nde,
[Okuyan]
[77:8] |
(8-15) Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!
[Bayraktar]
[77:8] |
Yıldızlar silinip süpürüldüğünde,
[Nuri]
[77:8] |
|
|
وَإِذَا السَّمَاءُ فُرِجَتْ
[٧٧:٩]
Waitha alssamao furijat
[Transliteration]
[77:9] |
и когда небо расколется,
[Крачковский]
[77:9] |
когда небо раскроется,
[Рысжанов]
[77:9] |
когда расколется небо,
[Кулиев]
[77:9] |
когда небо расколется,
[Богуславский]
[77:9] |
Когда небо расколется,
[Саблуков]
[77:9] |
And when the heaven is opened.
[FreeMinds]
[77:9] |
Gök yarıldığında,
[Okuyan]
[77:9] |
(8-15) Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!
[Bayraktar]
[77:9] |
Gök yarıldığında,
[Nuri]
[77:9] |
|
|
وَإِذَا الْجِبَالُ نُسِفَتْ
[٧٧:١٠]
Waitha aljibalu nusifat
[Transliteration]
[77:10] |
и когда горы развеются,
[Крачковский]
[77:10] |
когда горы разрушатся,
[Рысжанов]
[77:10] |
когда развеются горы,
[Кулиев]
[77:10] |
когда горы разлетятся в пыль,
[Богуславский]
[77:10] |
Когда горы сдвинутся с оснований,
[Саблуков]
[77:10] |
And when the mountains are destroyed.
[FreeMinds]
[77:10] |
Dağlar ufalanıp savrulduğunda,
[Okuyan]
[77:10] |
(8-15) Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!
[Bayraktar]
[77:10] |
Dağlar un ufak edilip savrulduğunda,
[Nuri]
[77:10] |
|
|
وَإِذَا الرُّسُلُ أُقِّتَتْ
[٧٧:١١]
Waitha alrrusulu oqqitat
[Transliteration]
[77:11] |
и когда посланникам будет дан срок, -
[Крачковский]
[77:11] |
когда посланники распределят время!
[Рысжанов]
[77:11] |
когда посланникам будет установлен срок.
[Кулиев]
[77:11] |
когда пророки будут призваны к определенному сроку.
[Богуславский]
[77:11] |
Когда пророки предстанут в определенное время:
[Саблуков]
[77:11] |
And when the messengers are gathered.
[FreeMinds]
[77:11] |
Elçilere (şahitlik için) vakit verildiğinde (Son Saat gerçekleşmiş olacaktır).
[Okuyan]
[77:11] |
(8-15) Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!
[Bayraktar]
[77:11] |
Resuller vakte bağlandığında,
[Nuri]
[77:11] |
|
|
لِأَيِّ يَوْمٍ أُجِّلَتْ
[٧٧:١٢]
Liayyi yawmin ojjilat
[Transliteration]
[77:12] |
до какого дня будет отложено?.
[Крачковский]
[77:12] |
До какого дня определен срок?
[Рысжанов]
[77:12] |
До какого дня отсрочено?
[Кулиев]
[77:12] |
До которого дня будет отложен срок?
[Богуславский]
[77:12] |
Тогда до какого дня будет ещё отсрочено?
[Саблуков]
[77:12] |
For what day has it been delayed?
[FreeMinds]
[77:12] |
(Bu durum), hangi güne ertelenmiştir?
[Okuyan]
[77:12] |
(8-15) Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!
[Bayraktar]
[77:12] |
Hangi gün için vakte bağlandılar?
[Nuri]
[77:12] |
|
|
لِيَوْمِ الْفَصْلِ
[٧٧:١٣]
Liyawmi alfasli
[Transliteration]
[77:13] |
До дня различения!
[Крачковский]
[77:13] |
До Дня вынесения решения!
[Рысжанов]
[77:13] |
До Дня различения!
[Кулиев]
[77:13] |
До дня решения.
[Богуславский]
[77:13] |
До дня разделения.
[Саблуков]
[77:13] |
For the Day of Separation.
[FreeMinds]
[77:13] |
Ayrılma gününe.
[Okuyan]
[77:13] |
(İyi ile kötü arasındaki) Ayrım Günü.
[Bayraktar]
[77:13] |
Ayrım ve hüküm günü için.
[Nuri]
[77:13] |
|
|
وَمَا أَدْرَاكَ مَا يَوْمُ الْفَصْلِ
[٧٧:١٤]
Wama adraka ma yawmu alfasli
[Transliteration]
[77:14] |
А что тебе даст знать, что такое день различения?
[Крачковский]
[77:14] |
Что ты знаешь о Дне вынесения решения?
[Рысжанов]
[77:14] |
Откуда ты мог знать, что такое День различения?
[Кулиев]
[77:14] |
Кто объяснит тебе, что такое день решения?
[Богуславский]
[77:14] |
О если бы ты узнал, что такое день разделения!
[Саблуков]
[77:14] |
And do you know what is the Day of Separation?
[FreeMinds]
[77:14] |
O ayrılma gününün ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!
[Okuyan]
[77:14] |
(8-15) Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!
[Bayraktar]
[77:14] |
Ayrım ve hüküm gününü sana bildiren nedir?
[Nuri]
[77:14] |
|
|
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
[٧٧:١٥]
Waylun yawmaithin lilmukaththibeena
[Transliteration]
[77:15] |
Горе в тот день обвиняющим во лжи!
[Крачковский]
[77:15] |
Горе в тот День считающим ложью!
[Рысжанов]
[77:15] |
Горе в тот день обвиняющим во лжи!
[Кулиев]
[77:15] |
Горе будет в этот день тем, которые считают тебя лжецом.
[Богуславский]
[77:15] |
В тот день горе верующим в ложь!
[Саблуков]
[77:15] |
Woe on that Day to the disbelievers!
[FreeMinds]
[77:15] |
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!
[Okuyan]
[77:15] |
(8-15) Yıldızlar silindiği zaman, gök yarıldığı zaman, dağlar ufalanıp savrulduğu zaman, peygamberlere vakit bildirildiği zaman; ertelendikleri gün için; yani hüküm günü için, -ki hüküm gününün ne olduğunu sen nereden bileceksin?- Yalanlayanların vay haline o gün!
[Bayraktar]
[77:15] |
Yalanlayanların vay haline o gün!
[Nuri]
[77:15] |
|
|
أَلَمْ نُهْلِكِ الْأَوَّلِينَ
[٧٧:١٦]
Alam nuhliki alawwaleena
[Transliteration]
[77:16] |
Разве Мы не погубили первых?
[Крачковский]
[77:16] |
Неужели Мы не погубили древних?
[Рысжанов]
[77:16] |
Разве мы не погубили первые поколения?
[Кулиев]
[77:16] |
Разве Мы не истребили прежние народы?
[Богуславский]
[77:16] |
Не погубили ли Мы прежних,
[Саблуков]
[77:16] |
Did We not destroy the ancient people?
[FreeMinds]
[77:16] |
Biz (bunlar gibi inkârcı olan) öncekileri de helak etmedik mi?
[Okuyan]
[77:16] |
(16-17) Biz, öncekileri helâk etmedik mi? Sonra da, peşlerinden gelenleri onların ardına takacağız.
[Bayraktar]
[77:16] |
Öncekileri helâk etmedik mi?
[Nuri]
[77:16] |
|
|
ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ الْآخِرِينَ
[٧٧:١٧]
Thumma nutbiAAuhumu alakhireena
[Transliteration]
[77:17] |
Потом отправим Мы за ними вслед позднейших.
[Крачковский]
[77:17] |
Затем Мы послали вслед за ними других.
[Рысжанов]
[77:17] |
Вслед за ними Мы отправили последующие поколения.
[Кулиев]
[77:17] |
Разве Мы потом не заменили их другими?
[Богуславский]
[77:17] |
И потом не заменили ли их другими?
[Саблуков]
[77:17] |
Then We made others to succeed them.
[FreeMinds]
[77:17] |
Sonra gelenleri de onların peşine takacağız.
[Okuyan]
[77:17] |
(16-17) Biz, öncekileri helâk etmedik mi? Sonra da, peşlerinden gelenleri onların ardına takacağız.
[Bayraktar]
[77:17] |
Sonra, geriden gelenleri de onların peşlerine takarız.
[Nuri]
[77:17] |
|
|
كَذَٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِمِينَ
[٧٧:١٨]
Kathalika nafAAalu bialmujrimeena
[Transliteration]
[77:18] |
Так поступаем Мы с грешниками.
[Крачковский]
[77:18] |
Таким образом Мы поступили с преступниками!
[Рысжанов]
[77:18] |
Так поступаем Мы с грешниками.
[Кулиев]
[77:18] |
Так поступаем Мы с преступными.
[Богуславский]
[77:18] |
Таковы наши действия с законопреступниками.
[Саблуков]
[77:18] |
It is such that We do to the criminals.
[FreeMinds]
[77:18] |
İşte biz, suçlulara böyle yaparız!
[Okuyan]
[77:18] |
İşte biz, suçlulara böyle yaparız.
[Bayraktar]
[77:18] |
Biz, suçlulara işte böyle yaparız.
[Nuri]
[77:18] |
|
|
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
[٧٧:١٩]
Waylun yawmaithin lilmukaththibeena
[Transliteration]
[77:19] |
Горе в тот день обвиняющим во лжи!
[Крачковский]
[77:19] |
Горе в тот День считающим ложью!
[Рысжанов]
[77:19] |
Горе в тот день обвиняющим во лжи!
[Кулиев]
[77:19] |
Горе будет в этот день считавшим тебя лжецом.
[Богуславский]
[77:19] |
В тот день горе верующим в ложь!
[Саблуков]
[77:19] |
Woe on that Day to the disbelievers!
[FreeMinds]
[77:19] |
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!
[Okuyan]
[77:19] |
O gün, geçmişten ders almayan yalancıların vay haline!
[Bayraktar]
[77:19] |
Yalanlayanların o gün vay haline!
[Nuri]
[77:19] |
|
|
أَلَمْ نَخْلُقكُّم مِّن مَّاءٍ مَّهِينٍ
[٧٧:٢٠]
Alam nakhluqkum min main maheenin
[Transliteration]
[77:20] |
Разве Мы не создали вас из воды ничтожной
[Крачковский]
[77:20] |
Неужели Мы не сотворили вас из ничтожной воды
[Рысжанов]
[77:20] |
Разве Мы не сотворили вас из презренной жидкости
[Кулиев]
[77:20] |
Разве Мы не создали вас из мутной воды
[Богуславский]
[77:20] |
Не творим ли Мы вас из презренной влаги?
[Саблуков]
[77:20] |
Did We not create you from a fragile water,
[FreeMinds]
[77:20] |
Sizi dayanıksız bir sudan yaratmadık mı?
[Okuyan]
[77:20] |
Sizi değersiz bir sudan yaratmadık mı?
[Bayraktar]
[77:20] |
Sizi basit bir sudan yaratmadık mı?
[Nuri]
[77:20] |
|
|
فَجَعَلْنَاهُ فِي قَرَارٍ مَّكِينٍ
[٧٧:٢١]
FajaAAalnahu fee qararin makeenin
[Transliteration]
[77:21] |
и поместили ее в прочном месте
[Крачковский]
[77:21] |
и не установили в прочном месте
[Рысжанов]
[77:21] |
и не поместили ее в надежном месте
[Кулиев]
[77:21] |
и не поместили в верное вместилище
[Богуславский]
[77:21] |
А потом помещаем ее в надежном месте,
[Саблуков]
[77:21] |
Then We made it in a place of protection,
[FreeMinds]
[77:21] |
(21, 22) Sonra onu belirli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmiştik.
[Okuyan]
[77:21] |
(21-22) Sonra belli bir süreye kadar onu sağlam bir yere yerleştirmedik mi?
[Bayraktar]
[77:21] |
Onu dayanıklı karargâhta tuttuk.
[Nuri]
[77:21] |
|
|
إِلَىٰ قَدَرٍ مَّعْلُومٍ
[٧٧:٢٢]
Ila qadarin maAAloomin
[Transliteration]
[77:22] |
до известного срока?
[Крачковский]
[77:22] |
до определенного периода?
[Рысжанов]
[77:22] |
до известного срока?
[Кулиев]
[77:22] |
до известного срока?
[Богуславский]
[77:22] |
До определенной череды?
[Саблуков]
[77:22] |
Until a time that is predetermined?
[FreeMinds]
[77:22] |
(21, 22) Sonra onu belirli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmiştik.
[Okuyan]
[77:22] |
(21-22) Sonra belli bir süreye kadar onu sağlam bir yere yerleştirmedik mi?
[Bayraktar]
[77:22] |
Bilinen bir ölçüye/süreye kadar.
[Nuri]
[77:22] |
|
|
فَقَدَرْنَا فَنِعْمَ الْقَادِرُونَ
[٧٧:٢٣]
Faqadarna faniAAma alqadiroona
[Transliteration]
[77:23] |
Мы распределили, и как прекрасны распределяющие!
[Крачковский]
[77:23] |
Так Мы распределили. И благое это распределение!
[Рысжанов]
[77:23] |
Мы предопределили меру, и как прекрасно Мы предопределяем!
[Кулиев]
[77:23] |
Мы могли сделать это. Как Мы могущественны!
[Богуславский]
[77:23] |
Так Мы учредили: а потому какие Мы превосходные учредители!
[Саблуков]
[77:23] |
So We measured, and We are the best to measure.
[FreeMinds]
[77:23] |
(İşte bunları) bir ölçüyle yaptık. Ne güzel ölçü koyanlarız biz!
[Okuyan]
[77:23] |
Buna gücümüz yeter. Güç yetiren ne güzeldir!
[Bayraktar]
[77:23] |
Bir ölçüyle yaptık. Ne güzel ölçü koyanlarız biz!
[Nuri]
[77:23] |
|
|
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
[٧٧:٢٤]
Waylun yawmaithin lilmukaththibeena
[Transliteration]
[77:24] |
Горе в тот день обвиняющим во лжи!
[Крачковский]
[77:24] |
Горе в тот День считающим ложью!
[Рысжанов]
[77:24] |
Горе в тот день обвиняющим во лжи!
[Кулиев]
[77:24] |
Горе будет в этот день считавшим тебя лжецом.
[Богуславский]
[77:24] |
В тот день горе верующим в ложь!
[Саблуков]
[77:24] |
Woe on that Day to the disbelievers!
[FreeMinds]
[77:24] |
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!
[Okuyan]
[77:24] |
O gün, yaratanını inkâr edenlerin vay haline!
[Bayraktar]
[77:24] |
Vay başına o gün, yalanlayanların!
[Nuri]
[77:24] |
|
|
أَلَمْ نَجْعَلِ الْأَرْضَ كِفَاتًا
[٧٧:٢٥]
Alam najAAali alarda kifatan
[Transliteration]
[77:25] |
Разве Мы не сделали землю вместилищем
[Крачковский]
[77:25] |
Неужели Мы не установили землю вместилищем
[Рысжанов]
[77:25] |
Разве Мы не сделали землю вместилищем
[Кулиев]
[77:25] |
Разве Мы не сделали землю вместилищем
[Богуславский]
[77:25] |
Не сделали ли Мы земли поместилищем
[Саблуков]
[77:25] |
Did We not make the earth an abode,
[FreeMinds]
[77:25] |
(25, 26) Biz yeryüzünü diriler ve ölüler için toplanma yeri yapmadık mı?
[Okuyan]
[77:25] |
(25-26) Biz yeryüzünü dirilerle ölülere toplanma yeri yapmadık mı?
[Bayraktar]
[77:25] |
Yeri, bir toplanma zemini yapmadık mı?
[Nuri]
[77:25] |
|
|
أَحْيَاءً وَأَمْوَاتًا
[٧٧:٢٦]
Ahyaan waamwatan
[Transliteration]
[77:26] |
живым и мертвым,
[Крачковский]
[77:26] |
живым и мертвым?
[Рысжанов]
[77:26] |
для живых и мертвых?
[Кулиев]
[77:26] |
для живых и для мертвых?
[Богуславский]
[77:26] |
Для живых и мертвых?
[Саблуков]
[77:26] |
Living and dead.
[FreeMinds]
[77:26] |
(25, 26) Biz yeryüzünü diriler ve ölüler için toplanma yeri yapmadık mı?
[Okuyan]
[77:26] |
(25-26) Biz yeryüzünü dirilerle ölülere toplanma yeri yapmadık mı?
[Bayraktar]
[77:26] |
Diriler bakımından da ölüler bakımından da.
[Nuri]
[77:26] |
|
|
وَجَعَلْنَا فِيهَا رَوَاسِيَ شَامِخَاتٍ وَأَسْقَيْنَاكُم مَّاءً فُرَاتًا
[٧٧:٢٧]
WajaAAalna feeha rawasiya shamikhatin waasqaynakum maan furatan
[Transliteration]
[77:27] |
и устроили на ней прочно стоящие, гордые, и напоили вас водой пресной?
[Крачковский]
[77:27] |
Мы установили на ней вершины возвышающимися и напоили вас пресной водой.
[Рысжанов]
[77:27] |
Разве Мы не воздвигли на ней незыблемые и высокие горы и не напоили вас пресной водой?
[Кулиев]
[77:27] |
Мы поставили на ней высокие горы и напояем вас пресною водою.
[Богуславский]
[77:27] |
Мы поставили на ней высокие горные твердыни и поим вас вкусною водою.
[Саблуков]
[77:27] |
And We made massive stabilizers in it, and We gave you to drink fresh water?
[FreeMinds]
[77:27] |
Oraya sabit ağırlıklar koydukve size tatlı sular içirdik.
[Okuyan]
[77:27] |
Oraya sabit ve yüksek dağlar yerleştirmedik mi? Size tatlı sular içirmedik mi?
[Bayraktar]
[77:27] |
Orada oturaklı, başını yücelere kaldırmış dağlar oluşturduk. Ve size tatlı bir su içirdik.
[Nuri]
[77:27] |
|
|
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
[٧٧:٢٨]
Waylun yawmaithin lilmukaththibeena
[Transliteration]
[77:28] |
Горе в тот день обвиняющим во лжи!
[Крачковский]
[77:28] |
Горе в тот День считающим ложью!
[Рысжанов]
[77:28] |
Горе в тот день обвиняющим во лжи!
[Кулиев]
[77:28] |
Горе будет в этот день обвинявшим тебя во лжи.
[Богуславский]
[77:28] |
В тот день горе верующим в ложь!
[Саблуков]
[77:28] |
Woe on that Day to the disbelievers!
[FreeMinds]
[77:28] |
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!
[Okuyan]
[77:28] |
O gün, Allah`ın nimetlerini yalanlayanların vay haline!
[Bayraktar]
[77:28] |
Vay haline o gün, yalanlayanların!
[Nuri]
[77:28] |
|
|
انطَلِقُوا إِلَىٰ مَا كُنتُم بِهِ تُكَذِّبُونَ
[٧٧:٢٩]
Intaliqoo ila ma kuntum bihi tukaththiboona
[Transliteration]
[77:29] |
Ступайте к тому, что вы обзывали ложью!
[Крачковский]
[77:29] |
Отправляйтесь к тому, что вы считали ложью!
[Рысжанов]
[77:29] |
Ступайте к тому, что вы считали ложью!
[Кулиев]
[77:29] |
Идите к мучению, которое вы считали ложью.
[Богуславский]
[77:29] |
Идите к тому, что считали вы вымыслом;
[Саблуков]
[77:29] |
Away with you towards what you have disbelieved.
[FreeMinds]
[77:29] |
(İnkârcılara şöyle denecektir): "Yalanlamış olduğunuz şeye doğru yürüyün!
[Okuyan]
[77:29] |
(29-33) Yalan sayageldiğiniz şeye doğru gidiniz! Üç boyutlu azaba, ne gölgelendiren ne de alevden koruyan bir gölgeye gidiniz. O saray gibi kocaman bir kıvılcım saçar. Her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir.
[Bayraktar]
[77:29] |
Haydi, yalanlamakta olduğunuz şeye gidin!
[Nuri]
[77:29] |
|
|
انطَلِقُوا إِلَىٰ ظِلٍّ ذِي ثَلَاثِ شُعَبٍ
[٧٧:٣٠]
Intaliqoo ila thillin thee thalathi shuAAabin
[Transliteration]
[77:30] |
Ступайте к тени с тремя разветвлениями,
[Крачковский]
[77:30] |
Отправляйтесь к тени с тремя ответвлениями!
[Рысжанов]
[77:30] |
Ступайте к тени с тремя разветвлениями.
[Кулиев]
[77:30] |
Идите под тень дыма, встающего тремя столбами;
[Богуславский]
[77:30] |
Идите во тьму, извергающую три столба дыма,
[Саблуков]
[77:30] |
Away with you to a shadow with three columns.
[FreeMinds]
[77:30] |
(30, 31) Üç katlı, gölge etmeyen ve ateşten korumayan bir karanlığa doğru yürüyün!"
[Okuyan]
[77:30] |
(29-33) Yalan sayageldiğiniz şeye doğru gidiniz! Üç boyutlu azaba, ne gölgelendiren ne de alevden koruyan bir gölgeye gidiniz. O saray gibi kocaman bir kıvılcım saçar. Her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir.
[Bayraktar]
[77:30] |
Haydi, üç çatallı gölgeye gidin!
[Nuri]
[77:30] |
|
|
لَّا ظَلِيلٍ وَلَا يُغْنِي مِنَ اللَّهَبِ
[٧٧:٣١]
La thaleelin wala yughnee mina allahabi
[Transliteration]
[77:31] |
не тенистой, и не спасает она от пламени!
[Крачковский]
[77:31] |
Не дающей прохлады и не избавляющей от пламени!
[Рысжанов]
[77:31] |
Не тениста она и не избавляет от пламени,
[Кулиев]
[77:31] |
он не дает вам тени и не поможет вам от пламени;
[Богуславский]
[77:31] |
Который ни тени не даст, ни от пламени не защитит:
[Саблуков]
[77:31] |
Neither does it shade, nor does it avail from the flames.
[FreeMinds]
[77:31] |
(30, 31) Üç katlı, gölge etmeyen ve ateşten korumayan bir karanlığa doğru yürüyün!"
[Okuyan]
[77:31] |
(29-33) Yalan sayageldiğiniz şeye doğru gidiniz! Üç boyutlu azaba, ne gölgelendiren ne de alevden koruyan bir gölgeye gidiniz. O saray gibi kocaman bir kıvılcım saçar. Her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir.
[Bayraktar]
[77:31] |
Ne gölgelendirir ne alevden korur.
[Nuri]
[77:31] |
|
|
إِنَّهَا تَرْمِي بِشَرَرٍ كَالْقَصْرِ
[٧٧:٣٢]
Innaha tarmee bishararin kaalqasri
[Transliteration]
[77:32] |
Ведь оно бросает искры, как замки,
[Крачковский]
[77:32] |
Поистине, там разбрасываются искры, подобно дворцам!
[Рысжанов]
[77:32] |
ведь она бросает искры, словно замок,
[Кулиев]
[77:32] |
он бросает искры, величиною как башни,
[Богуславский]
[77:32] |
Он будет извергать искры, величиной как башни,
[Саблуков]
[77:32] |
It throws sparks as huge as logs.
[FreeMinds]
[77:32] |
Şüphesiz ki o (cehennem), kütükler (gibi büyük) kıvılcımlar saçar.
[Okuyan]
[77:32] |
(29-33) Yalan sayageldiğiniz şeye doğru gidiniz! Üç boyutlu azaba, ne gölgelendiren ne de alevden koruyan bir gölgeye gidiniz. O saray gibi kocaman bir kıvılcım saçar. Her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir.
[Bayraktar]
[77:32] |
Gerçekten o, köşke benzer kıvılcımlar saçar.
[Nuri]
[77:32] |
|
|
كَأَنَّهُ جِمَالَتٌ صُفْرٌ
[٧٧:٣٣]
Kaannahu jimalatun sufrun
[Transliteration]
[77:33] |
точно они желтые верблюды.
[Крачковский]
[77:33] |
Как будто они желтые верблюды!
[Рысжанов]
[77:33] |
подобный желтым верблюдам.
[Кулиев]
[77:33] |
подобные рыжим верблюдам
[Богуславский]
[77:33] |
Цветом как желтые верблюды.
[Саблуков]
[77:33] |
As if they were yellow camels.
[FreeMinds]
[77:33] |
O (kıvılcımlar) sanki sarı (kızgın) halatlar gibidir.
[Okuyan]
[77:33] |
(29-33) Yalan sayageldiğiniz şeye doğru gidiniz! Üç boyutlu azaba, ne gölgelendiren ne de alevden koruyan bir gölgeye gidiniz. O saray gibi kocaman bir kıvılcım saçar. Her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir.
[Bayraktar]
[77:33] |
O kıvılcım sanki sarımtırak bir halat/bir deve kervanı/bakırdan bir ip gibidir.
[Nuri]
[77:33] |
|
|
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
[٧٧:٣٤]
Waylun yawmaithin lilmukaththibeena
[Transliteration]
[77:34] |
Горе в тот день обвиняющим во лжи!
[Крачковский]
[77:34] |
Горе в тот День считающим ложью!
[Рысжанов]
[77:34] |
Горе в тот день обвиняющим во лжи!
[Кулиев]
[77:34] |
Горе будет в этот день обвинявшим тебя во лжи.
[Богуславский]
[77:34] |
В тот день горе верующим в ложь!
[Саблуков]
[77:34] |
Woe on that Day to the disbelievers!
[FreeMinds]
[77:34] |
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!
[Okuyan]
[77:34] |
O gün, Allah`ın uyarısını yalanlayanların vay haline!
[Bayraktar]
[77:34] |
Vay haline o gün, yalanlayanların!
[Nuri]
[77:34] |
|
|
هَٰذَا يَوْمُ لَا يَنطِقُونَ
[٧٧:٣٥]
Hatha yawmu la yantiqoona
[Transliteration]
[77:35] |
Это – день, когда не заговорят.
[Крачковский]
[77:35] |
В этот День не будет им дано слово!
[Рысжанов]
[77:35] |
В тот день они будут безмолвствовать,
[Кулиев]
[77:35] |
В этот день виновные лишатся дара слова,
[Богуславский]
[77:35] |
Это такой день, в который не выговорят слова,
[Саблуков]
[77:35] |
This is a Day when they shall not speak.
[FreeMinds]
[77:35] |
Bu (mahşer, kâfirlerin) konuşamayacağı gündür.
[Okuyan]
[77:35] |
Bu, konuşamayacakları gündür.
[Bayraktar]
[77:35] |
Konuşamayacakları gündür bu!
[Nuri]
[77:35] |
|
|
وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ
[٧٧:٣٦]
Wala yuthanu lahum fayaAAtathiroona
[Transliteration]
[77:36] |
И не будет дано позволения, чтобы им оправдаться.
[Крачковский]
[77:36] |
Не позволят им оправдаться!
[Рысжанов]
[77:36] |
и не будет им дозволено оправдываться.
[Кулиев]
[77:36] |
им не дозволят представить извинений.
[Богуславский]
[77:36] |
В который не будет позволено им оправдываться.
[Саблуков]
[77:36] |
Nor will it be permitted for them so they can make excuses.
[FreeMinds]
[77:36] |
Özür dilemeleri için kendilerine izin verilmeyecektir.
[Okuyan]
[77:36] |
Özür dilemelerine izin verilmeyecektir.
[Bayraktar]
[77:36] |
İzin verilmez ki onlara özür dilesinler.
[Nuri]
[77:36] |
|
|
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
[٧٧:٣٧]
Waylun yawmaithin lilmukaththibeena
[Transliteration]
[77:37] |
Горе в тот день обвиняющим во лжи!
[Крачковский]
[77:37] |
Горе в тот День считающим ложью!
[Рысжанов]
[77:37] |
Горе в тот день обвиняющим во лжи!
[Кулиев]
[77:37] |
Горе будет в этот день считавшим тебя лжецом.
[Богуславский]
[77:37] |
В тот день горе верующим в ложь!
[Саблуков]
[77:37] |
Woe on that Day to the disbelievers!
[FreeMinds]
[77:37] |
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!
[Okuyan]
[77:37] |
O gün, âhireti yalanlayanların vay haline!
[Bayraktar]
[77:37] |
Vay haline o gün, yalanlayanların!
[Nuri]
[77:37] |
|
|
هَٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِ ۖ جَمَعْنَاكُمْ وَالْأَوَّلِينَ
[٧٧:٣٨]
Hatha yawmu alfasli jamaAAnakum waalawwaleena
[Transliteration]
[77:38] |
Это – день разделения; собрали Мы вас и первых.
[Крачковский]
[77:38] |
В День вынесения решения Мы соберем вас и первых!
[Рысжанов]
[77:38] |
Вот День различения! Мы собрали вас и тех, кто был прежде.
[Кулиев]
[77:38] |
Это будет день решения; Мы соберем вместе вас и ваших предшественников.
[Богуславский]
[77:38] |
Таков день разделения. Тогда Мы соберем и вас и прежних.
[Саблуков]
[77:38] |
This is the Day of Separation where We have gathered you with the ancient people.
[FreeMinds]
[77:38] |
(38, 39) (İnkârcılara şöyle denecektir:) "Bu, ayrılık günüdür. Sizi de öncekileri de bir araya toplayacağız. (Azaptan kurtulmak için) bir hileniz varsa hemen bana tuzak kurun!
[Okuyan]
[77:38] |
Bu, sizleri ve öncekileri topladığımız hüküm günüdür.
[Bayraktar]
[77:38] |
Ayırma günüdür bu! Sizinle öncekileri bir yere topladık.
[Nuri]
[77:38] |
|
|
فَإِن كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَكِيدُونِ
[٧٧:٣٩]
Fain kana lakum kaydun fakeedooni
[Transliteration]
[77:39] |
И если есть у вас хитрость, то ухитритесь против Меня!
[Крачковский]
[77:39] |
И если у вас есть хитрость, то ухитритесь против Меня!
[Рысжанов]
[77:39] |
Если у вас есть какая хитрость, то ухитритесь против Меня!
[Кулиев]
[77:39] |
Если вы обладаете какою-нибудь хитростью, пустите ее в дело.
[Богуславский]
[77:39] |
Если у вас есть какая хитрость, то ухитритесь против Меня.
[Саблуков]
[77:39] |
So if you have a plan, then make use of it.
[FreeMinds]
[77:39] |
(38, 39) (İnkârcılara şöyle denecektir:) "Bu, ayrılık günüdür. Sizi de öncekileri de bir araya toplayacağız. (Azaptan kurtulmak için) bir hileniz varsa hemen bana tuzak kurun!
[Okuyan]
[77:39] |
Eğer bir tuzağınız varsa, bana kurunuz.
[Bayraktar]
[77:39] |
Eğer bir hileniz/bir tuzağınız varsa, hadi hile yapıp tuzak kurun bana!
[Nuri]
[77:39] |
|
|
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
[٧٧:٤٠]
Waylun yawmaithin lilmukaththibeena
[Transliteration]
[77:40] |
Горе в тот день обвиняющим во лжи!
[Крачковский]
[77:40] |
Горе в тот День считающим ложью!
[Рысжанов]
[77:40] |
Горе в тот день обвиняющим во лжи!
[Кулиев]
[77:40] |
Горе будет в этот день считавшим тебя лжецом.
[Богуславский]
[77:40] |
В тот день горе верующим в ложь!
[Саблуков]
[77:40] |
Woe on that Day to the disbelievers!
[FreeMinds]
[77:40] |
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!
[Okuyan]
[77:40] |
O gün, hüküm gününü yalanlayanların vay haline!
[Bayraktar]
[77:40] |
Vay haline o gün, yalanlayanların!
[Nuri]
[77:40] |
|
|
إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي ظِلَالٍ وَعُيُونٍ
[٧٧:٤١]
Inna almuttaqeena fee thilalin waAAuyoonin
[Transliteration]
[77:41] |
Богобоязненные ведь среди тени, и источников,
[Крачковский]
[77:41] |
Поистине, осмотрительные в тенях и источниках!
[Рысжанов]
[77:41] |
Воистину, богобоязненные пребудут среди сеней и источников
[Кулиев]
[77:41] |
Боящиеся Бога будут в тени, посреди источников,
[Богуславский]
[77:41] |
Благочестивые будут под сенью и среди источников,
[Саблуков]
[77:41] |
The righteous are among shades and springs.
[FreeMinds]
[77:41] |
(41, 42) Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar), gölgelerde, (su) kaynaklarında ve canlarının çektiği her tür meyve(lik)lerde olacaklardır.
[Okuyan]
[77:41] |
(41-42) Şüphesiz o gün, takvâ sahipleri, gölgelerde ve pınar başlarında, canlarının çektiğinden çeşit çeşit meyveler arasında olacaklardır.
[Bayraktar]
[77:41] |
Takvaya sarılanlar gölgeler altında, su kaynaklarındadır.
[Nuri]
[77:41] |
|
|
وَفَوَاكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَ
[٧٧:٤٢]
Wafawakiha mimma yashtahoona
[Transliteration]
[77:42] |
и плодов, каких ни пожелают.
[Крачковский]
[77:42] |
Среди плодов, какие пожелают!
[Рысжанов]
[77:42] |
и плодов, каких только пожелают.
[Кулиев]
[77:42] |
посреди плодов, каких они желают.
[Богуславский]
[77:42] |
И плодов, каких только пожелают.
[Саблуков]
[77:42] |
And fruit from what they desire.
[FreeMinds]
[77:42] |
(41, 42) Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar), gölgelerde, (su) kaynaklarında ve canlarının çektiği her tür meyve(lik)lerde olacaklardır.
[Okuyan]
[77:42] |
(41-42) Şüphesiz o gün, takvâ sahipleri, gölgelerde ve pınar başlarında, canlarının çektiğinden çeşit çeşit meyveler arasında olacaklardır.
[Bayraktar]
[77:42] |
Canlarının çektiği meyvelerle yanyanadırlar.
[Nuri]
[77:42] |
|
|
كُلُوا وَاشْرَبُوا هَنِيئًا بِمَا كُنتُمْ تَعْمَلُونَ
[٧٧:٤٣]
Kuloo waishraboo haneean bima kuntum taAAmaloona
[Transliteration]
[77:43] |
Ешьте и пейте во здравие за то, что вы творили!
[Крачковский]
[77:43] |
Ешьте и пейте во здравие за то, что вы делали!
[Рысжанов]
[77:43] |
Ешьте и пейте во здравие за то, что вы совершали!
[Кулиев]
[77:43] |
Им скажут: ешьте и пейте на здоровье в награду за дела ваши.
[Богуславский]
[77:43] |
"Кушайте, пейте на здоровье, в награду за ваши дела!"
[Саблуков]
[77:43] |
"Eat and drink comfortably for what you used to do."
[FreeMinds]
[77:43] |
(Onlara) "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyip için" (denecektir).
[Okuyan]
[77:43] |
(43-44) Kendilerine, “Yaptıklarınızın karşılığı olarak şimdi âfiyetle yiyiniz, içiniz” denilecektir. İşte biz, güzel amel yapanları böyle ödüllendiririz.
[Bayraktar]
[77:43] |
"Yapıp ürettiklerinize karşılık olarak afiyetle yiyip için."
[Nuri]
[77:43] |
|
|
إِنَّا كَذَٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِنِينَ
[٧٧:٤٤]
Inna kathalika najzee almuhsineena
[Transliteration]
[77:44] |
Поистине, так Мы вознаграждаем добродеющих!
[Крачковский]
[77:44] |
Поистине, таким образом Мы воздаем делающим добро!
[Рысжанов]
[77:44] |
Так Мы вознаграждаем творящих добро.
[Кулиев]
[77:44] |
Так вознаграждаем Мы делающих добро.
[Богуславский]
[77:44] |
Так награждаем добродетельных!
[Саблуков]
[77:44] |
It is such that We reward the good doers.
[FreeMinds]
[77:44] |
Şüphesiz ki biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.
[Okuyan]
[77:44] |
(43-44) Kendilerine, “Yaptıklarınızın karşılığı olarak şimdi âfiyetle yiyiniz, içiniz” denilecektir. İşte biz, güzel amel yapanları böyle ödüllendiririz.
[Bayraktar]
[77:44] |
İşte böyle ödüllendiririz biz, güzellikler sergileyenleri!
[Nuri]
[77:44] |
|
|
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
[٧٧:٤٥]
Waylun yawmaithin lilmukaththibeena
[Transliteration]
[77:45] |
Горе в тот день обвиняющим во лжи!
[Крачковский]
[77:45] |
Горе в тот День считающим ложью!
[Рысжанов]
[77:45] |
Горе в тот день обвиняющим во лжи!
[Кулиев]
[77:45] |
Горе будет в этот день считавшим тебя лжецом.
[Богуславский]
[77:45] |
В тот день горе верующим в ложь!
[Саблуков]
[77:45] |
Woe on that Day to the disbelievers!
[FreeMinds]
[77:45] |
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!
[Okuyan]
[77:45] |
O gün, âhiretteki ödülü yalanlayanların vay haline!
[Bayraktar]
[77:45] |
Vay haline o gün, yalanlayanların!
[Nuri]
[77:45] |
|
|
كُلُوا وَتَمَتَّعُوا قَلِيلًا إِنَّكُم مُّجْرِمُونَ
[٧٧:٤٦]
Kuloo watamattaAAoo qaleelan innakum mujrimoona
[Transliteration]
[77:46] |
Ешьте и пользуйтесь немного: ведь вы – грешники.
[Крачковский]
[77:46] |
Кушайте и наслаждайтесь немного! Поистине, вы преступники!
[Рысжанов]
[77:46] |
Вкушайте и наслаждайтесь недолго, ведь вы являетесь грешниками.
[Кулиев]
[77:46] |
Ешьте и наслаждайтесь в этой жизни еще немного. Вы— преступны.
[Богуславский]
[77:46] |
"Кушайте и наслаждайтесь ненадолго; потому что вы законопреступны".
[Саблуков]
[77:46] |
"Eat and enjoy for a little while, for you are criminals."
[FreeMinds]
[77:46] |
(Suçlulara şöyle denecektir:) "Yiyin, (dünyadan) biraz daha yararlanın! (Bilin ki) siz suçlusunuz."
[Okuyan]
[77:46] |
(46-47) Yiyiniz, azıcık sefa sürünüz; siz suçlusunuz. O gün, kıyametin kopacağını yalanlayanların vay haline!
[Bayraktar]
[77:46] |
Yiyin ve birazcık nimetlenin. Suçlularsınız siz.
[Nuri]
[77:46] |
|
|
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
[٧٧:٤٧]
Waylun yawmaithin lilmukaththibeena
[Transliteration]
[77:47] |
Горе в тот день обвиняющим во лжи!
[Крачковский]
[77:47] |
Горе в тот День считающим ложью!
[Рысжанов]
[77:47] |
Горе в тот день обвиняющим во лжи!
[Кулиев]
[77:47] |
Горе будет в этот день считавшим тебя за лжеца.
[Богуславский]
[77:47] |
В тот день горе верующим в ложь!
[Саблуков]
[77:47] |
Woe on that Day to the disbelievers!
[FreeMinds]
[77:47] |
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!
[Okuyan]
[77:47] |
(46-47) Yiyiniz, azıcık sefa sürünüz; siz suçlusunuz. O gün, kıyametin kopacağını yalanlayanların vay haline!
[Bayraktar]
[77:47] |
Vay haline o gün, yalanlayanların!
[Nuri]
[77:47] |
|
|
وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ارْكَعُوا لَا يَرْكَعُونَ
[٧٧:٤٨]
Waitha qeela lahumu irkaAAoo la yarkaAAoona
[Transliteration]
[77:48] |
И когда скажут им: «Поклонитесь!» – они не кланяются.
[Крачковский]
[77:48] |
Когда им будет сказано: «Встаньте на колени!», они не смогут встать на колени!
[Рысжанов]
[77:48] |
Когда им говорят: "Поклонитесь!" - они не кланяются.
[Кулиев]
[77:48] |
Когда им говорили: преклонитесь,— они не преклонялись.
[Богуславский]
[77:48] |
Когда им говорят: "Поклоняйтесь Богу", - они не покланяются.
[Саблуков]
[77:48] |
And when they are told "kneel," they do not kneel.
[FreeMinds]
[77:48] |
Onlara "(Allah'a) boyun eğin!" dendiğinde boyun eğmezler.
[Okuyan]
[77:48] |
(48-49) Kendilerine “Allah`ın huzurunda eğiliniz” dendiğinde, eğilmezler. O gün, Allah`a ibadeti yalanlayanların vay haline!
[Bayraktar]
[77:48] |
Onlara, "rukû’ edin!" dendiğinde rukû etmezler.
[Nuri]
[77:48] |
|
|
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِّلْمُكَذِّبِينَ
[٧٧:٤٩]
Waylun yawmaithin lilmukaththibeena
[Transliteration]
[77:49] |
Горе в тот день обвиняющим во лжи!
[Крачковский]
[77:49] |
Горе в тот День считающим ложью!
[Рысжанов]
[77:49] |
Горе в тот день обвиняющим во лжи!
[Кулиев]
[77:49] |
Горе в этот день тем, которые считали тебя за лжеца.
[Богуславский]
[77:49] |
В тот день горе верующим в ложь!
[Саблуков]
[77:49] |
Woe on that Day to the disbelievers!
[FreeMinds]
[77:49] |
(O günü) yalanlayanların, o gün vay hâline!
[Okuyan]
[77:49] |
(48-49) Kendilerine “Allah`ın huzurunda eğiliniz” dendiğinde, eğilmezler. O gün, Allah`a ibadeti yalanlayanların vay haline!
[Bayraktar]
[77:49] |
Vay haline o gün, yalanlayanların.
[Nuri]
[77:49] |
|
|
فَبِأَيِّ حَدِيثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ
[٧٧:٥٠]
Fabiayyi hadeethin baAAdahu yuminoona
[Transliteration]
[77:50] |
В какой же рассказ после этого вы уверуете?
[Крачковский]
[77:50] |
В какой рассказ они после этого поверят?
[Рысжанов]
[77:50] |
В какой же рассказ после этого вы уверуете?
[Кулиев]
[77:50] |
В какую книгу после того будут они веровать?
[Богуславский]
[77:50] |
После сего, какому новому учению поверят они?
[Саблуков]
[77:50] |
So in what narrative, after it, will they believe?
[FreeMinds]
[77:50] |
Bundan (Kur'an'dan) sonra artık hangi söze inanacaklar ki!
[Okuyan]
[77:50] |
Onlar, bundan başka hangi söze inanacaklar?
[Bayraktar]
[77:50] |
Artık bundan sonra hangi hadise/söze iman edecekler?
[Nuri]
[77:50] |
|
|