Сура:
Аль-Муддассир
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَٰنِ الرَّحِيمِ
يَا أَيُّهَا الْمُدَّثِّرُ
[٧٤:١]
Ya ayyuha almuddaththiru
[Transliteration]
[74:1] |
О завернувшийся!
[Крачковский]
[74:1] |
О завернувшийся!
[Рысжанов]
[74:1] |
О завернувшийся!
[Кулиев]
[74:1] |
О ты, покрытый плащом,
[Богуславский]
[74:1] |
О закутавшийся в одежду!
[Саблуков]
[74:1] |
O you who are blanketed.
[FreeMinds]
[74:1] |
Ey (peygamberlik görevine) bürünen!
[Okuyan]
[74:1] |
Ey örtüye bürünerek saklanan Muhammed!
[Bayraktar]
[74:1] |
Ey giysisine bürünüp kenara çekilen!
[Nuri]
[74:1] |
|
|
قُمْ فَأَنذِرْ
[٧٤:٢]
Qum faanthir
[Transliteration]
[74:2] |
Встань и увещевай!
[Крачковский]
[74:2] |
Встань и предупреждай!
[Рысжанов]
[74:2] |
Встань и увещевай!
[Кулиев]
[74:2] |
восстань и проповедуй.
[Богуславский]
[74:2] |
Встань и поучай,
[Саблуков]
[74:2] |
Stand and warn.
[FreeMinds]
[74:2] |
Kalk ve uyar!
[Okuyan]
[74:2] |
Kalk ve uyar!
[Bayraktar]
[74:2] |
Kalk da uyar!
[Nuri]
[74:2] |
|
|
وَرَبَّكَ فَكَبِّرْ
[٧٤:٣]
Warabbaka fakabbir
[Transliteration]
[74:3] |
И Господа своего возвеличивай!
[Крачковский]
[74:3] |
Господа своего возвеличивай!
[Рысжанов]
[74:3] |
Господа своего величай!
[Кулиев]
[74:3] |
Прославляй Господа твоего.
[Богуславский]
[74:3] |
Господа твоего - величай,
[Саблуков]
[74:3] |
And your Lord magnify.
[FreeMinds]
[74:3] |
Sadece Rabbini yücelt!
[Okuyan]
[74:3] |
Sadece Rabbini yücelt!
[Bayraktar]
[74:3] |
Rabbinin yüceliğini duyur!
[Nuri]
[74:3] |
|
|
وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْ
[٧٤:٤]
Wathiyabaka fatahhir
[Transliteration]
[74:4] |
И одежды свои очисть!
[Крачковский]
[74:4] |
Одежды свои очисть!
[Рысжанов]
[74:4] |
Одежды свои очищай!
[Кулиев]
[74:4] |
Очисти одежды твои,
[Богуславский]
[74:4] |
Одежды свои - очищай,
[Саблуков]
[74:4] |
And purify your garments.
[FreeMinds]
[74:4] |
Elbiseni (kalbini) temiz tut!
[Okuyan]
[74:4] |
Öz benliğini temiz tut!
[Bayraktar]
[74:4] |
Temizle giysilerini!
[Nuri]
[74:4] |
|
|
وَالرُّجْزَ فَاهْجُرْ
[٧٤:٥]
Waalrrujza faohjur
[Transliteration]
[74:5] |
И скверны беги!
[Крачковский]
[74:5] |
От скверны отселяйся!
[Рысжанов]
[74:5] |
Идолов сторонись!
[Кулиев]
[74:5] |
беги всего скверного,
[Богуславский]
[74:5] |
Мерзости - убегай.
[Саблуков]
[74:5] |
And abandon that which afflicts.
[FreeMinds]
[74:5] |
Pislikten uzak dur!
[Okuyan]
[74:5] |
Bütün pisliklerden kaçın!
[Bayraktar]
[74:5] |
Uzaklaştır kendinden pisliği!
[Nuri]
[74:5] |
|
|
وَلَا تَمْنُن تَسْتَكْثِرُ
[٧٤:٦]
Wala tamnun tastakthiru
[Transliteration]
[74:6] |
И не оказывай милость, стремясь к большему!
[Крачковский]
[74:6] |
Не желай умножения!
[Рысжанов]
[74:6] |
Не оказывай милости, чтобы получить большее!
[Кулиев]
[74:6] |
не будь щедрым с намерением приобретения.
[Богуславский]
[74:6] |
Делая добро, не будь корыстолюбив,
[Саблуков]
[74:6] |
And do not give for a return.
[FreeMinds]
[74:6] |
(Yaptığını) çok görerek başa kakma!
[Okuyan]
[74:6] |
Yaptığını çok göstererek başa kakma!
[Bayraktar]
[74:6] |
Çok bularak başa kakma yaptığın iyiliği!
[Nuri]
[74:6] |
|
|
وَلِرَبِّكَ فَاصْبِرْ
[٧٤:٧]
Walirabbika faisbir
[Transliteration]
[74:7] |
И ради Господа своего терпи!
[Крачковский]
[74:7] |
Ради Господа своего терпи!
[Рысжанов]
[74:7] |
Ради Господа твоего будь терпелив!
[Кулиев]
[74:7] |
Терпи для Господа твоего.
[Богуславский]
[74:7] |
Ради Господа твоего будь терпелив.
[Саблуков]
[74:7] |
And to your Lord be patient.
[FreeMinds]
[74:7] |
Sadece Rabbin için sabret!
[Okuyan]
[74:7] |
Yalnız Rabbinin emirlerini yerine getirerek, rızasını kazanmak için sabrederek mücadeleye devam et.
[Bayraktar]
[74:7] |
Ve yalnız Rabbin için dayanıklı kıl benliği!
[Nuri]
[74:7] |
|
|
فَإِذَا نُقِرَ فِي النَّاقُورِ
[٧٤:٨]
Faitha nuqira fee alnnaqoori
[Transliteration]
[74:8] |
А когда затрубят в трубу,
[Крачковский]
[74:8] |
А когда протрубят,
[Рысжанов]
[74:8] |
Когда же протрубят в рог,
[Кулиев]
[74:8] |
Когда прозвучит труба,
[Богуславский]
[74:8] |
Вот, вострубит труба,
[Саблуков]
[74:8] |
Then, when the piercing sound is made.
[FreeMinds]
[74:8] |
(8, 9) Sûr'a üflendiği zaman, işte o gün, çok zor bir gün (olacak)tır.
[Okuyan]
[74:8] |
(8-10) Sûr`a üfürüldüğünde, işte o gün, çok çetin, çok zorlu bir gündür. Kâfirler için kolay değildir.
[Bayraktar]
[74:8] |
O boruya üfürüldüğünde,
[Nuri]
[74:8] |
|
|
فَذَٰلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَسِيرٌ
[٧٤:٩]
Fathalika yawmaithin yawmun AAaseerun
[Transliteration]
[74:9] |
то это – в день тот, день тяжелый.
[Крачковский]
[74:9] |
то наступит этот День, тяжелый День,
[Рысжанов]
[74:9] |
то день тот будет Днем тяжким,
[Кулиев]
[74:9] |
настанет тяжкий день,
[Богуславский]
[74:9] |
И день этот будет день тягостный,
[Саблуков]
[74:9] |
That will be a very difficult Day.
[FreeMinds]
[74:9] |
(8, 9) Sûr'a üflendiği zaman, işte o gün, çok zor bir gün (olacak)tır.
[Okuyan]
[74:9] |
(8-10) Sûr`a üfürüldüğünde, işte o gün, çok çetin, çok zorlu bir gündür. Kâfirler için kolay değildir.
[Bayraktar]
[74:9] |
İşte o gün çok zorlu, çok çetin bir gündür.
[Nuri]
[74:9] |
|
|
عَلَى الْكَافِرِينَ غَيْرُ يَسِيرٍ
[٧٤:١٠]
AAala alkafireena ghayru yaseerin
[Transliteration]
[74:10] |
Для неверных нелегкий.
[Крачковский]
[74:10] |
для закрывшихся нелегкий!
[Рысжанов]
[74:10] |
нелегким для неверующих.
[Кулиев]
[74:10] |
день не легкий для неверных.
[Богуславский]
[74:10] |
Для неверных безотрадный.
[Саблуков]
[74:10] |
Upon the rejecters it will not be easy.
[FreeMinds]
[74:10] |
Kâfirler için kolay değildir.
[Okuyan]
[74:10] |
(8-10) Sûr`a üfürüldüğünde, işte o gün, çok çetin, çok zorlu bir gündür. Kâfirler için kolay değildir.
[Bayraktar]
[74:10] |
Küfre batmışlar için hiç de kolay değildir.
[Nuri]
[74:10] |
|
|
ذَرْنِي وَمَنْ خَلَقْتُ وَحِيدًا
[٧٤:١١]
Tharnee waman khalaqtu waheedan
[Transliteration]
[74:11] |
Оставь Меня и того, кого создал Я единым,
[Крачковский]
[74:11] |
Оставь Меня и того, кого Я сотворил единым!
[Рысжанов]
[74:11] |
Оставь Меня с тем, кого Я сотворил одиноким,
[Кулиев]
[74:11] |
Оставь Меня наедине с человеком, которого Я создал,
[Богуславский]
[74:11] |
Оставь Меня вместе с тем, которого Я сделал единственным:
[Саблуков]
[74:11] |
So leave Me alone with he whom I have created.
[FreeMinds]
[74:11] |
Tek başıma yarattığımla beni baş başa bırak!
[Okuyan]
[74:11] |
(11-14) Tek olarak yarattığım, kendisine geniş servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisi için nimetleri serdikçe serdiğim o kişiyi bana bırak!
[Bayraktar]
[74:11] |
Benimle, yarattığım kişiyi baş başa bırak!
[Nuri]
[74:11] |
|
|
وَجَعَلْتُ لَهُ مَالًا مَّمْدُودًا
[٧٤:١٢]
WajaAAaltu lahu malan mamdoodan
[Transliteration]
[74:12] |
и кому сделал богатство широкое,
[Крачковский]
[74:12] |
Я установил ему огромный достаток
[Рысжанов]
[74:12] |
даровал ему большое богатство
[Кулиев]
[74:12] |
которому Я дал великое богатство
[Богуславский]
[74:12] |
Наделил его великим богатством,
[Саблуков]
[74:12] |
And I gave him abundant wealth.
[FreeMinds]
[74:12] |
Ona çok mal verdim.
[Okuyan]
[74:12] |
(11-14) Tek olarak yarattığım, kendisine geniş servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisi için nimetleri serdikçe serdiğim o kişiyi bana bırak!
[Bayraktar]
[74:12] |
Hesapsız bir mal verdim ona.
[Nuri]
[74:12] |
|
|
وَبَنِينَ شُهُودًا
[٧٤:١٣]
Wabaneena shuhoodan
[Transliteration]
[74:13] |
и сыновей здесь находящихся -
[Крачковский]
[74:13] |
и присутствующих детей,
[Рысжанов]
[74:13] |
и сыновей, которые находились рядом с ним,
[Кулиев]
[74:13] |
и сынов, живущих при нем.
[Богуславский]
[74:13] |
Сынами, живущими при нем в довольстве,
[Саблуков]
[74:13] |
And sons to bear witness.
[FreeMinds]
[74:13] |
Göz önünde olan çocuklar (verdim).
[Okuyan]
[74:13] |
(11-14) Tek olarak yarattığım, kendisine geniş servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisi için nimetleri serdikçe serdiğim o kişiyi bana bırak!
[Bayraktar]
[74:13] |
Göz doyurucu oğullar verdim.
[Nuri]
[74:13] |
|
|
وَمَهَّدتُّ لَهُ تَمْهِيدًا
[٧٤:١٤]
Wamahhadtu lahu tamheedan
[Transliteration]
[74:14] |
и распростер ему гладко.
[Крачковский]
[74:14] |
все для него подготовил.
[Рысжанов]
[74:14] |
и распростер перед ним этот мир полностью.
[Кулиев]
[74:14] |
Я для него все сгладил;
[Богуславский]
[74:14] |
Устроил все для него наилучшим строем.
[Саблуков]
[74:14] |
And I made everything comfortable for him.
[FreeMinds]
[74:14] |
Her şeyi önüne serdim.
[Okuyan]
[74:14] |
(11-14) Tek olarak yarattığım, kendisine geniş servet ve gözü önünde duran oğullar verdiğim, kendisi için nimetleri serdikçe serdiğim o kişiyi bana bırak!
[Bayraktar]
[74:14] |
Alabildiğine imkânlar döşedim onun için.
[Nuri]
[74:14] |
|
|
ثُمَّ يَطْمَعُ أَنْ أَزِيدَ
[٧٤:١٥]
Thumma yatmaAAu an azeeda
[Transliteration]
[74:15] |
Потом жадничает он, чтобы Я добавил.
[Крачковский]
[74:15] |
Затем он сильно желал еще прибавить.
[Рысжанов]
[74:15] |
После всего этого он желает, чтобы Я добавил ему.
[Кулиев]
[74:15] |
а он желает, чтобы Я еще увеличил милости Мои.
[Богуславский]
[74:15] |
И после сего он желает еще большего!
[Саблуков]
[74:15] |
Then he is greedy, wanting that I give more.
[FreeMinds]
[74:15] |
(Ama) ardından o (kişi, ona verdiğim nimetlerimi) daha da artırmamı ister.
[Okuyan]
[74:15] |
Bütün bunlardan sonra, kendisine verdiklerimi daha da arttırmamı istiyor.
[Bayraktar]
[74:15] |
Tüm bunlardan sonra hırs ile daha da artırmamı istiyor.
[Nuri]
[74:15] |
|
|
كَلَّا ۖ إِنَّهُ كَانَ لِآيَاتِنَا عَنِيدًا
[٧٤:١٦]
Kalla innahu kana liayatina AAaneedan
[Transliteration]
[74:16] |
Так нет! Он пред Нашими знамениями упорен
[Крачковский]
[74:16] |
Так нет! Он воспротивился Нашим знамениям!
[Рысжанов]
[74:16] |
Но нет! Он упрямо отрицает Наши знамения.
[Кулиев]
[74:16] |
Но этого не будет, потому что он непокорен учению Нашему.
[Богуславский]
[74:16] |
Нет, этого не будет ему за то, что он был против Наших знамений
[Саблуков]
[74:16] |
No. He was stubborn to Our revelations.
[FreeMinds]
[74:16] |
Hayır! Şüphesiz ki o, ayetlerimize karşı inatçıydı.
[Okuyan]
[74:16] |
Hayır, iş sanıldığı gibi değil. O, bizim âyetlerimize karşı bir inatçı kesildi.
[Bayraktar]
[74:16] |
Hayır, iş sanıldığı gibi değil! O, bizim ayetlerimize karşı bir inatçı kesildi.
[Nuri]
[74:16] |
|
|
سَأُرْهِقُهُ صَعُودًا
[٧٤:١٧]
Saorhiquhu saAAoodan
[Transliteration]
[74:17] |
Я положу на него «подъем»
[Крачковский]
[74:17] |
Тягостным будет его восхождение!
[Рысжанов]
[74:17] |
Я возложу на него подъем (восхождение на гору в Аду).
[Кулиев]
[74:17] |
Я заставлю его идти по трудному подъему.
[Богуславский]
[74:17] |
Верно, истомлю его великим страданием,
[Саблуков]
[74:17] |
I will exhaust him in ascending.
[FreeMinds]
[74:17] |
Onu ileride sarp bir yokuşa sardıracağım!
[Okuyan]
[74:17] |
Ben onu dik bir yokuşa süreceğim.
[Bayraktar]
[74:17] |
Ben onu dik bir yola süreceğim.
[Nuri]
[74:17] |
|
|
إِنَّهُ فَكَّرَ وَقَدَّرَ
[٧٤:١٨]
Innahu fakkara waqaddara
[Transliteration]
[74:18] |
Ведь он задумал и рассчитал.
[Крачковский]
[74:18] |
Он обдумал и исчислил!
[Рысжанов]
[74:18] |
Он подумал и рассчитал.
[Кулиев]
[74:18] |
Он действовал преднамеренно и рассчитано,
[Богуславский]
[74:18] |
За то, что умыслил он, что устроил он.
[Саблуков]
[74:18] |
He thought and he analyzed.
[FreeMinds]
[74:18] |
Şüphesiz ki o, düşündü ve ölçüp biçti.
[Okuyan]
[74:18] |
(18-20) Zira o, düşündü ve ölçtü biçti. Geberesice, nasıl ölçtü biçti! Lanet olası nasıl ölçtü biçti!
[Bayraktar]
[74:18] |
Derin derin düşündü o; ölçtü biçti.
[Nuri]
[74:18] |
|
|
فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ
[٧٤:١٩]
Faqutila kayfa qaddara
[Transliteration]
[74:19] |
И быть ему убитым! Как он рассчитал!
[Крачковский]
[74:19] |
Так убит будет он, как исчислил!
[Рысжанов]
[74:19] |
Да сгинет он! Как он рассчитал?!
[Кулиев]
[74:19] |
но он был убит, когда все подготовил.
[Богуславский]
[74:19] |
Да будет поражен он соответственно тому, что устроил он!
[Саблуков]
[74:19] |
So woe to him for how he thought.
[FreeMinds]
[74:19] |
Kahrolası, nasıl da ölçüp biçti!
[Okuyan]
[74:19] |
(18-20) Zira o, düşündü ve ölçtü biçti. Geberesice, nasıl ölçtü biçti! Lanet olası nasıl ölçtü biçti!
[Bayraktar]
[74:19] |
Kahrolası, nasıl bir ölçü kullandı!
[Nuri]
[74:19] |
|
|
ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَ
[٧٤:٢٠]
Thumma qutila kayfa qaddara
[Transliteration]
[74:20] |
И еще быть ему убитым! Как он рассчитал!
[Крачковский]
[74:20] |
Затем убьют, как исчислил!
[Рысжанов]
[74:20] |
Да сгинет он еще раз! Как он рассчитал?!
[Кулиев]
[74:20] |
Он был убит, когда все рассчитал.
[Богуславский]
[74:20] |
И еще: да будет поражен он соответственно тому, что устроил он!
[Саблуков]
[74:20] |
Then woe to him for how he thought.
[FreeMinds]
[74:20] |
Sonra, kahrolası (yine) nasıl da ölçüp biçti!
[Okuyan]
[74:20] |
(18-20) Zira o, düşündü ve ölçtü biçti. Geberesice, nasıl ölçtü biçti! Lanet olası nasıl ölçtü biçti!
[Bayraktar]
[74:20] |
Bir kez daha kahrolası, nasıl bir ölçü kullandı?!
[Nuri]
[74:20] |
|
|
ثُمَّ نَظَرَ
[٧٤:٢١]
Thumma nathara
[Transliteration]
[74:21] |
Потом он посмотрел!
[Крачковский]
[74:21] |
Потом увидел!
[Рысжанов]
[74:21] |
Затем он задумался.
[Кулиев]
[74:21] |
Он посмотрел,
[Богуславский]
[74:21] |
Он озирался кругом,
[Саблуков]
[74:21] |
Then he looked.
[FreeMinds]
[74:21] |
Sonra baktı.
[Okuyan]
[74:21] |
“Bu, sadece öncekilerden nakledilen bir büyüdür. Bu yalnızca bir insan sözüdür.”
[Bayraktar]
[74:21] |
Sonra baktı.
[Nuri]
[74:21] |
|
|
ثُمَّ عَبَسَ وَبَسَرَ
[٧٤:٢٢]
Thumma AAabasa wabasara
[Transliteration]
[74:22] |
Потом нахмурился и насупился,
[Крачковский]
[74:22] |
Затем нахмурился и посмотрел сердито!
[Рысжанов]
[74:22] |
Затем он нахмурился и насупился.
[Кулиев]
[74:22] |
нахмурил брови и принял мрачный вид.
[Богуславский]
[74:22] |
Нахмурился, насупился,
[Саблуков]
[74:22] |
Then he frowned and became bad tempered.
[FreeMinds]
[74:22] |
Sonra surat(ını) astı, kaş(larını) çattı.
[Okuyan]
[74:22] |
“Bu, sadece öncekilerden nakledilen bir büyüdür. Bu yalnızca bir insan sözüdür.”
[Bayraktar]
[74:22] |
Sonra yüzünü buruşturdu, kaşlarını çattı.
[Nuri]
[74:22] |
|
|
ثُمَّ أَدْبَرَ وَاسْتَكْبَرَ
[٧٤:٢٣]
Thumma adbara waistakbara
[Transliteration]
[74:23] |
потом отвернулся и возвеличился
[Крачковский]
[74:23] |
Затем отвернулся и возвеличился!
[Рысжанов]
[74:23] |
Затем он повернулся спиной и возгордился
[Кулиев]
[74:23] |
Он повернулся спиною и исполнился гордости
[Богуславский]
[74:23] |
Потом отворотился, встал величаво,
[Саблуков]
[74:23] |
Then he turned away and was arrogant.
[FreeMinds]
[74:23] |
Sonra arkasını döndü, kibirlendi.
[Okuyan]
[74:23] |
“Bu, sadece öncekilerden nakledilen bir büyüdür. Bu yalnızca bir insan sözüdür.”
[Bayraktar]
[74:23] |
Sonra arkasını döndü ve böbürlendi.
[Nuri]
[74:23] |
|
|
فَقَالَ إِنْ هَٰذَا إِلَّا سِحْرٌ يُؤْثَرُ
[٧٤:٢٤]
Faqala in hatha illa sihrun yutharu
[Transliteration]
[74:24] |
и сказал: «Не иное это, как колдовство, что предается!
[Крачковский]
[74:24] |
И сказал он: «Поистине, это исключительно передаваемое колдовство!
[Рысжанов]
[74:24] |
и сказал: "Это - не что иное, как пересказанное колдовство.
[Кулиев]
[74:24] |
и сказал: это— ничего более, как заимствованное колдовство;
[Богуславский]
[74:24] |
И сказал: "Он - одно чародейство, принятое по преданию;
[Саблуков]
[74:24] |
So he said: "This is nothing except the magic of old."
[FreeMinds]
[74:24] |
"Bu (Kur'an), geçmişten nakledilen bir büyüden başka bir şey değildir." dedi.
[Okuyan]
[74:24] |
“Bu, sadece öncekilerden nakledilen bir büyüdür. Bu yalnızca bir insan sözüdür.”
[Bayraktar]
[74:24] |
Şöyle dedi: "Bu, rivayet edilerek gelen bir büyüden başka şey değil."
[Nuri]
[74:24] |
|
|
إِنْ هَٰذَا إِلَّا قَوْلُ الْبَشَرِ
[٧٤:٢٥]
In hatha illa qawlu albashari
[Transliteration]
[74:25] |
Не иное это, как речь людская!»
[Крачковский]
[74:25] |
Поистине, это исключительно слова вещающего человека!»
[Рысжанов]
[74:25] |
Это - не что иное, как слова людей".
[Кулиев]
[74:25] |
это— ничего более, как слово человеческое.
[Богуславский]
[74:25] |
Он - только человеческое слово".
[Саблуков]
[74:25] |
"This is nothing except the saying of a mortal."
[FreeMinds]
[74:25] |
"Bu, insan sözünden başka bir şey değildir!" (dedi).
[Okuyan]
[74:25] |
“Bu, sadece öncekilerden nakledilen bir büyüdür. Bu yalnızca bir insan sözüdür.”
[Bayraktar]
[74:25] |
"İnsan sözünden başka bir şey değil bu."
[Nuri]
[74:25] |
|
|
سَأُصْلِيهِ سَقَرَ
[٧٤:٢٦]
Saosleehi saqara
[Transliteration]
[74:26] |
Сожгу я его в сакаре!
[Крачковский]
[74:26] |
Гореть ему в преисподней!
[Рысжанов]
[74:26] |
Я брошу его в Преисподнюю.
[Кулиев]
[74:26] |
Мы его будем калить в глубине адского пламени.
[Богуславский]
[74:26] |
Огню адскому велю жечь его.
[Саблуков]
[74:26] |
I will cast him in the scorching heat.
[FreeMinds]
[74:26] |
Onu Sekar'a atacağım.
[Okuyan]
[74:26] |
(26-30) İşte ben onu Sekar`a sokacağım. Sekar`ın ne olduğunu nereden bileceksin? Bırakmayan ve terk etmeyen bir ateştir. İnsanın derisini kavurur; orada on dokuz bekçi vardır.
[Bayraktar]
[74:26] |
Onu Sekar’a fırlatacağım.
[Nuri]
[74:26] |
|
|
وَمَا أَدْرَاكَ مَا سَقَرُ
[٧٤:٢٧]
Wama adraka ma saqaru
[Transliteration]
[74:27] |
А что даст тебе знать, что такое сакар?
[Крачковский]
[74:27] |
Что ты знаешь о преисподней?
[Рысжанов]
[74:27] |
Откуда ты мог знать, что такое Преисподняя?
[Кулиев]
[74:27] |
Кто объяснит тебе, что такое глубина ада?
[Богуславский]
[74:27] |
О если бы кто дал понять тебе, каков огонь адский!
[Саблуков]
[74:27] |
And do you know what is the scorching heat?
[FreeMinds]
[74:27] |
Sekar'ın ne olduğunu sana bildiren ne olabilir ki!
[Okuyan]
[74:27] |
Sekar`ın ne olduğunu nasıl bilebilirsin ki sen?
[Bayraktar]
[74:27] |
Bilir misin nedir Sekar?
[Nuri]
[74:27] |
|
|
لَا تُبْقِي وَلَا تَذَرُ
[٧٤:٢٨]
La tubqee wala tatharu
[Transliteration]
[74:28] |
Не оставляет он и не покидает -
[Крачковский]
[74:28] |
Не оставляет и не сбрасывает!
[Рысжанов]
[74:28] |
Она не щадит и не оставляет.
[Кулиев]
[74:28] |
Она истребляет все и ничего не оставляет.
[Богуславский]
[74:28] |
Он, не останавливаясь, не прекращаясь,
[Саблуков]
[74:28] |
It does not spare nor leave anything.
[FreeMinds]
[74:28] |
Ne (yakmadık yer) bırakır, ne de terk eder.
[Okuyan]
[74:28] |
(26-30) İşte ben onu Sekar`a sokacağım. Sekar`ın ne olduğunu nereden bileceksin? Bırakmayan ve terk etmeyen bir ateştir. İnsanın derisini kavurur; orada on dokuz bekçi vardır.
[Bayraktar]
[74:28] |
Ortada bir şey bırakmaz, hiçbir şeyi görmezlik etmez o.
[Nuri]
[74:28] |
|
|
لَوَّاحَةٌ لِّلْبَشَرِ
[٧٤:٢٩]
Lawwahatun lilbashari
[Transliteration]
[74:29] |
сжигатель кожи.
[Крачковский]
[74:29] |
Обжигает вещающего человека!
[Рысжанов]
[74:29] |
Она сжигает кожу.
[Кулиев]
[74:29] |
Она сжигает плоть.
[Богуславский]
[74:29] |
Жжет человеческое тело.
[Саблуков]
[74:29] |
A signal to mortals.
[FreeMinds]
[74:29] |
İnsanın (derisini) kavurur.
[Okuyan]
[74:29] |
(26-30) İşte ben onu Sekar`a sokacağım. Sekar`ın ne olduğunu nereden bileceksin? Bırakmayan ve terk etmeyen bir ateştir. İnsanın derisini kavurur; orada on dokuz bekçi vardır.
[Bayraktar]
[74:29] |
İnsan için tablolar/levhalar/ekranlar sunandır o.
[Nuri]
[74:29] |
|
|
عَلَيْهَا تِسْعَةَ عَشَرَ
[٧٤:٣٠]
AAalayha tisAAata AAashara
[Transliteration]
[74:30] |
Над ним – девятнадцать.
[Крачковский]
[74:30] |
Над ней Мы установили девятнадцать
[Рысжанов]
[74:30] |
Их (ангелов) над ней - девятнадцать.
[Кулиев]
[74:30] |
Девятнадцать ангелов стерегут ее.
[Богуславский]
[74:30] |
При нем девятнадцать.
[Саблуков]
[74:30] |
Upon it is nineteen.
[FreeMinds]
[74:30] |
Üzerinde on dokuz vardır.
[Okuyan]
[74:30] |
(26-30) İşte ben onu Sekar`a sokacağım. Sekar`ın ne olduğunu nereden bileceksin? Bırakmayan ve terk etmeyen bir ateştir. İnsanın derisini kavurur; orada on dokuz bekçi vardır.
[Bayraktar]
[74:30] |
Üzerinde ondokuz vardır onun.
[Nuri]
[74:30] |
|
|
وَمَا جَعَلْنَا أَصْحَابَ النَّارِ إِلَّا مَلَائِكَةً ۙ وَمَا جَعَلْنَا عِدَّتَهُمْ إِلَّا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا لِيَسْتَيْقِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ وَيَزْدَادَ الَّذِينَ آمَنُوا إِيمَانًا ۙ وَلَا يَرْتَابَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ وَالْمُؤْمِنُونَ ۙ وَلِيَقُولَ الَّذِينَ فِي قُلُوبِهِم مَّرَضٌ وَالْكَافِرُونَ مَاذَا أَرَادَ اللَّهُ بِهَٰذَا مَثَلًا ۚ كَذَٰلِكَ يُضِلُّ اللَّهُ مَن يَشَاءُ وَيَهْدِي مَن يَشَاءُ ۚ وَمَا يَعْلَمُ جُنُودَ رَبِّكَ إِلَّا هُوَ ۚ وَمَا هِيَ إِلَّا ذِكْرَىٰ لِلْبَشَرِ
[٧٤:٣١]
Wama jaAAalna ashaba alnnari illa malaikatan wama jaAAalna AAiddatahum illa fitnatan lillatheena kafaroo liyastayqina allatheena ootoo alkitaba wayazdada allatheena amanoo eemanan wala yartaba allatheena ootoo alkitaba waalmuminoona waliyaqoola allatheena fee quloobihim maradun waalkafiroona matha arada Allahu bihatha mathalan kathalika yudillu Allahu man yashao wayahdee man yashao wama yaAAlamu junooda rabbika illa huwa wama hiya illa thikra lilbashari
[Transliteration]
[74:31] |
Сделали Мы властителями огня только ангелов и сделали число их только испытанием для тех, которые не веруют, чтобы удостоверились те, кому дана книга, и усилили те, которые веруют, веру. И не сомневались те, кому дана книга, и верующие. И сказали те, в сердцах которых болезнь, и неверующие: «Что такое хотел Аллах этим, как притчей?» Так вводит в заблуждение Аллах, кого хочет, и ведет прямым путем, кого хочет, и никто не знает воинств Господа твоего, кроме Него, а это – лишь напоминание людям.
[Крачковский]
[74:31] |
владельцев огня, исключительно управленцев (Бога). Установили Мы их число искушением для тех, которые закрыты, чтобы удостоверились те, кому дано Предписание, увеличило у тех, которые веруют, веру, не сомневались те, кому дано Предписание, и верующие, чтобы сказали те, в сердцах которых болезнь и закрывшиеся: «Что хотел сказать Бог этим примером?» Таким образом вводит в заблуждение Бог того, кто хочет, и наставляет того, кто хочет. Знает воинство Господа твоего, исключительно Он! Это исключительно Напоминание вещающему человеку!
[Рысжанов]
[74:31] |
Стражами Огня мы сделали только ангелов, а количество их сделали искушением для неверующих, чтобы удостоверились те, кому было даровано Писание, чтобы усилилась вера у верующих, чтобы не сомневались те, кому было даровано Писание, и верующие, и чтобы спросили те, чьи сердца поражены недугом, и неверующие: "Что хотел Аллах этой притчей?" Так Аллах вводит в заблуждение, кого пожелает, и ведет прямым путем, кого пожелает. Воинство твоего Господа не знает никто, кроме Него. Это же - не что иное, как Напоминание для человечества.
[Кулиев]
[74:31] |
Мы поставили хранителями огня только ангелов; число их было определено только для искушения неверных, для того, чтобы получившие писание твердо верили в истину Корана, и для того, чтобы усилилась вера верующих. Пусть же получившие писание и правоверные не сомневаются; пусть те, которых сердца поражены недугом, и неверные говорят: что хотел Бог сказать этим примером? Так Бог вводит в заблуждение, кого хочет, и направляет, кого хочет. Никто не знает воинства Господа твоего, кроме Его Самого. Это— только предостережение людям.
[Богуславский]
[74:31] |
В стражи ада Мы определили только ангелов, и число их определили только для того, чтобы испытать неверных, выведать тех, которым дано Писание, чтобы увеличить веру в верующих, и чтобы не сомневались те, которым дано Писание, и верующие; а те, у которых в сердце есть болезнь, и неверующие, чтобы говорили: "Что указать хочет Бог этой притчей?" Так Бог вводит в заблуждение, кого хочет, или ведет прямо, кого хочет. Никто не знает воинств Господа твоего, кроме Его самого. Это сказано только в назидание людям.
[Саблуков]
[74:31] |
And We have made the guardians of the Fire to be angels; and We did not make their number except as a test for those who have rejected, so that those who were given the Book would understand, and those who have faith would be increased in faith, and so that those who have been given the Book and the believers do not have doubt, and so that those who have a sickness in their hearts and the rejecters would say: "What did God mean with an example such as this?" It is such that God misguides whom He wishes, and He guides whom He wishes. And none know the soldiers of your Lord except He; and it is but a reminder for mortals.
[FreeMinds]
[74:31] |
Biz ateşin sahiplerini (muhafızlarını) ancak melekler yapmışızdır. Onların sayısını kâfir olanlar için sadece bir imtihan yaptık ki kendilerine kitap verilenler ikna olsunlar; iman edenlerin imanı artsın; hem kendilerine kitap verilenler hem de müminler şüpheye düşmesinler; kalplerinde hastalık bulunanlar ve kâfirler de "Allah bu örnekle ne kastetmiştir ki?" desinler. İşte böylece Allah dileyeni (layık gördüğünü) saptırır (sapkınlığını onaylar), dileyeni (layık gördüğünü) doğru yola ulaştırır. Rabbinin ordularını O'ndan başka kimse bilemez. Bunlar, insanlık için sadece (gerçeğin) hatırlat(ıl)masıdır.
[Okuyan]
[74:31] |
Biz cehennemin bekçilerini sırf melekler kıldık. Sayılarını da, inkâr edenlere bir imtihan yaptık ki, kendilerine kitap verilenler Kur`ân vahyinin doğruluğundan emin olsunlar; inananların imanı artsın; kitap verilenler ve inananlar şüphe etmesinler; kalplerinde inanç sorunu olanlar ve inkâr edenler de, “Allah bu örnekle ne demek istedi?” desinler. Allah dileyeni böyle saptırır, dileyeni de doğru yola ulaştırır. Rabbinin ordularını kendisinden başka kimse bilemez. Bunlar insana sadece bir öğüttür.
[Bayraktar]
[74:31] |
Biz, cehennem yârânını hep melekler yaptık. Ve biz, onların sayılarını da küfre sapanlar için bir imtihandan başka şey yapmadık. Ta ki, kendilerine kitap verilenler iyice ve apaçık bilsinler. İman etmiş olanların imanı artsın. Kendilerine kitap verilmiş olanlarla iman sahipleri kuşkuya düşmesin. Kalplerinde hastalık olanlarla küfre sapmış bulunanlar da; "Allah bununla neyi örneklendirmek istiyor?" desinler. İşte böyle. Allah, dilediğini/dileyeni saptırır, dilediğini/dileyeni de doğruya ve güzele kılavuzlar. Rabbinin ordularını ancak O bilir. Bu, insan için bir öğüt verici ve düşündürücüden başka şey değildir.
[Nuri]
[74:31] |
|
|
كَلَّا وَالْقَمَرِ
[٧٤:٣٢]
Kalla waalqamari
[Transliteration]
[74:32] |
Так нет! Клянусь месяцем!
[Крачковский]
[74:32] |
Так нет! Клянусь луной,
[Рысжанов]
[74:32] |
О да! Клянусь луной!
[Кулиев]
[74:32] |
Клянусь луною,
[Богуславский]
[74:32] |
Верно; клянусь луною,
[Саблуков]
[74:32] |
No, by the moon.
[FreeMinds]
[74:32] |
Hayır! Yemin olsun: Aya,
[Okuyan]
[74:32] |
(32-34) Hayır! Öyle değil, aya, uzaklaştığında geceye ve ağardığında sabaha andolsun.
[Bayraktar]
[74:32] |
Hayır, sandıkları gibi değil! Yemin olsun Ay’a,
[Nuri]
[74:32] |
|
|
وَاللَّيْلِ إِذْ أَدْبَرَ
[٧٤:٣٣]
Waallayli ith adbara
[Transliteration]
[74:33] |
И ночью, когда она повертывается,
[Крачковский]
[74:33] |
клянусь ночью, когда она отступает!
[Рысжанов]
[74:33] |
Клянусь ночью, когда она отступает!
[Кулиев]
[74:33] |
клянусь ночью, когда она уходит,
[Богуславский]
[74:33] |
Клянусь ночью, когда она удаляется;
[Саблуков]
[74:33] |
And by the night when it withdraws.
[FreeMinds]
[74:33] |
Dönüp gitmekte olan geceye,
[Okuyan]
[74:33] |
(32-34) Hayır! Öyle değil, aya, uzaklaştığında geceye ve ağardığında sabaha andolsun.
[Bayraktar]
[74:33] |
Yemin olsun geceye, sırtını döndüğünde;
[Nuri]
[74:33] |
|
|
وَالصُّبْحِ إِذَا أَسْفَرَ
[٧٤:٣٤]
Waalssubhi itha asfara
[Transliteration]
[74:34] |
и зарей, когда она показывается!
[Крачковский]
[74:34] |
Клянусь утром, когда оно показывается!
[Рысжанов]
[74:34] |
Клянусь зарей, когда она занимается!
[Кулиев]
[74:34] |
клянусь утром, когда оно зарумянивается,
[Богуславский]
[74:34] |
Клянусь зарею, когда она занимается:
[Саблуков]
[74:34] |
And by the morning when it brightens.
[FreeMinds]
[74:34] |
Ağarmakta olan sabaha ki
[Okuyan]
[74:34] |
(32-34) Hayır! Öyle değil, aya, uzaklaştığında geceye ve ağardığında sabaha andolsun.
[Bayraktar]
[74:34] |
Yemin olsun sabaha, ağarıp ışıdığında,
[Nuri]
[74:34] |
|
|
إِنَّهَا لَإِحْدَى الْكُبَرِ
[٧٤:٣٥]
Innaha laihda alkubari
[Transliteration]
[74:35] |
Ведь это – одна из величайших
[Крачковский]
[74:35] |
Поистине, это ведь великий вызов,
[Рысжанов]
[74:35] |
Это есть одно из величайших явлений,
[Кулиев]
[74:35] |
что ад есть одна из очень великих вещей,
[Богуславский]
[74:35] |
Он - одно из самых великих наказаний,
[Саблуков]
[74:35] |
It is one of the great ones.
[FreeMinds]
[74:35] |
O (cehennem), büyük (ceza)ların birisidir.
[Okuyan]
[74:35] |
Şüphesiz o Sekar, büyük felâketlerden biridir.
[Bayraktar]
[74:35] |
Ki o gerçekten en büyüklerden biridir.
[Nuri]
[74:35] |
|
|
نَذِيرًا لِّلْبَشَرِ
[٧٤:٣٦]
Natheeran lilbashari
[Transliteration]
[74:36] |
В увещание для людей,
[Крачковский]
[74:36] |
предупреждение вещающему человеку!
[Рысжанов]
[74:36] |
предостерегающее человечество -
[Кулиев]
[74:36] |
он назначен для предостережения людей,
[Богуславский]
[74:36] |
Есть угроза для людей,
[Саблуков]
[74:36] |
A warning to mortals.
[FreeMinds]
[74:36] |
(36, 37) İnsanlık için yani sizden ileri gitmek veya geri(de) kalmak isteyenler için uyarıcıdır.
[Okuyan]
[74:36] |
İnsanlık için bir uyarıcıdır.
[Bayraktar]
[74:36] |
İnsan için bir uyarıcıdır.
[Nuri]
[74:36] |
|
|
لِمَن شَاءَ مِنكُمْ أَن يَتَقَدَّمَ أَوْ يَتَأَخَّرَ
[٧٤:٣٧]
Liman shaa minkum an yataqaddama aw yataakhkhara
[Transliteration]
[74:37] |
тем, кто пожелает из вас идти вперед или отступать.
[Крачковский]
[74:37] |
Чтобы тот, кто из вас пожелает, пошел вперед или отступил!
[Рысжанов]
[74:37] |
тех из вас, кто желает продвигаться вперед благодаря праведным деяниям или отступать назад, совершая грехи.
[Кулиев]
[74:37] |
для тех из вас, которые хотят или выдвинуться вперед, или остаться позади.
[Богуславский]
[74:37] |
Для тех из вас, которые хотят или поспешить, или замедлить.
[Саблуков]
[74:37] |
For any among you who wishes to advance or regress.
[FreeMinds]
[74:37] |
(36, 37) İnsanlık için yani sizden ileri gitmek veya geri(de) kalmak isteyenler için uyarıcıdır.
[Okuyan]
[74:37] |
Sizden, ilerlemek ya da geri kalmak isteyenler için.
[Bayraktar]
[74:37] |
Sizden, öne geçmek yahut arkaya kalmak/erken davranmak yahut gecikmek isteyen için.
[Nuri]
[74:37] |
|
|
كُلُّ نَفْسٍ بِمَا كَسَبَتْ رَهِينَةٌ
[٧٤:٣٨]
Kullu nafsin bima kasabat raheenatun
[Transliteration]
[74:38] |
Всякая душа – заложница того, что она приобрела,
[Крачковский]
[74:38] |
Каждая личность заложница того, что приобрела,
[Рысжанов]
[74:38] |
Каждый человек является заложником того, что он приобрел,
[Кулиев]
[74:38] |
Всякий человек есть залог дел своих,
[Богуславский]
[74:38] |
Для каждой души залогом за нее то, что она усвоила себе.
[Саблуков]
[74:38] |
Every soul is held by what it earned.
[FreeMinds]
[74:38] |
Her nefis kazandıklarına karşılık rehindir.
[Okuyan]
[74:38] |
Herkes, kazandığına karşılık bir rehindir.
[Bayraktar]
[74:38] |
Her benlik öz kazancının bir karşılığıdır.
[Nuri]
[74:38] |
|
|
إِلَّا أَصْحَابَ الْيَمِينِ
[٧٤:٣٩]
Illa ashaba alyameeni
[Transliteration]
[74:39] |
кроме владык правой
[Крачковский]
[74:39] |
за исключением обладателей правой стороны!
[Рысжанов]
[74:39] |
кроме людей правой стороны.
[Кулиев]
[74:39] |
исключая тех, которые будут на правой стороне.
[Богуславский]
[74:39] |
Только те, которые на правой стороне,
[Саблуков]
[74:39] |
Except for the people of the right.
[FreeMinds]
[74:39] |
Sağın halkı hariç.
[Okuyan]
[74:39] |
(39-42) Ancak sağdakiler hariçtir. Onlar cennetlerde olacak ve suçlulara soracaklardır. “Sizi Sekar`a sürükleyen nedir?”
[Bayraktar]
[74:39] |
Uğur ve bereket yârânı müstesna.
[Nuri]
[74:39] |
|
|
فِي جَنَّاتٍ يَتَسَاءَلُونَ
[٧٤:٤٠]
Fee jannatin yatasaaloona
[Transliteration]
[74:40] |
в садах они расспрашивают друг друга
[Крачковский]
[74:40] |
Они в садах расспрашивают друг друга
[Рысжанов]
[74:40] |
В Райских садах они будут расспрашивать друг друга
[Кулиев]
[74:40] |
Эти последние будут в садах и будут спрашивать друг у друга
[Богуславский]
[74:40] |
Будут в садах райских. Разговаривая между собой, они спросят
[Саблуков]
[74:40] |
In gardens, they will inquire.
[FreeMinds]
[74:40] |
(40, 41, 42) Cennetlerdeyken "Sizi ateşe sürükleyen nedir?" diye suçluların durumundan soracaklar.
[Okuyan]
[74:40] |
(39-42) Ancak sağdakiler hariçtir. Onlar cennetlerde olacak ve suçlulara soracaklardır. “Sizi Sekar`a sürükleyen nedir?”
[Bayraktar]
[74:40] |
Bahçelerdedirler. Birbirlerine soruyorlar,
[Nuri]
[74:40] |
|
|
عَنِ الْمُجْرِمِينَ
[٧٤:٤١]
AAani almujrimeena
[Transliteration]
[74:41] |
о грешниках:
[Крачковский]
[74:41] |
о преступниках:
[Рысжанов]
[74:41] |
о грешниках.
[Кулиев]
[74:41] |
о преступных:
[Богуславский]
[74:41] |
преступников:
[Саблуков]
[74:41] |
About the criminals.
[FreeMinds]
[74:41] |
(40, 41, 42) Cennetlerdeyken "Sizi ateşe sürükleyen nedir?" diye suçluların durumundan soracaklar.
[Okuyan]
[74:41] |
(39-42) Ancak sağdakiler hariçtir. Onlar cennetlerde olacak ve suçlulara soracaklardır. “Sizi Sekar`a sürükleyen nedir?”
[Bayraktar]
[74:41] |
Suçlular hakkında:
[Nuri]
[74:41] |
|
|
مَا سَلَكَكُمْ فِي سَقَرَ
[٧٤:٤٢]
Ma salakakum fee saqara
[Transliteration]
[74:42] |
«Что завело вас в сакар?»
[Крачковский]
[74:42] |
«Что завело вас в преисподнюю?»
[Рысжанов]
[74:42] |
Что привело вас в Преисподнюю?
[Кулиев]
[74:42] |
кто привел вас в ад?
[Богуславский]
[74:42] |
"Что привело вас в адский пламень?"
[Саблуков]
[74:42] |
"What has caused you to be in the scorching heat?"
[FreeMinds]
[74:42] |
(40, 41, 42) Cennetlerdeyken "Sizi ateşe sürükleyen nedir?" diye suçluların durumundan soracaklar.
[Okuyan]
[74:42] |
(39-42) Ancak sağdakiler hariçtir. Onlar cennetlerde olacak ve suçlulara soracaklardır. “Sizi Sekar`a sürükleyen nedir?”
[Bayraktar]
[74:42] |
"Sizi Sekar’a sürükleyen nedir?"
[Nuri]
[74:42] |
|
|
قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلِّينَ
[٧٤:٤٣]
Qaloo lam naku mina almusalleena
[Transliteration]
[74:43] |
Говорят они: «Мы не были среди молящихся,
[Крачковский]
[74:43] |
Они ответили: «Мы не были молящимися,
[Рысжанов]
[74:43] |
Они скажут: "Мы не были в числе тех, которые совершали намаз.
[Кулиев]
[74:43] |
Те ответят: мы не были в числе молящихся;
[Богуславский]
[74:43] |
Они скажут: "Мы никогда не молились,
[Саблуков]
[74:43] |
They said: "We were not of those who were indoctrinated."
[FreeMinds]
[74:43] |
(Onlar da) şöyle diyecekler: "Biz salât (ibadet) edenlerden değildik.
[Okuyan]
[74:43] |
“İnanıp kulluk edenlerden değildik. Yoksulları doyurmuyorduk. Bâtıla dalanlarla birlikte dalardık. Ceza gününü yalanlardık. Sonunda ölüm bize geldi çattı.”
[Bayraktar]
[74:43] |
Cevap verdiler: "Namaz kılıp dua edenlerden değildik."
[Nuri]
[74:43] |
|
|
وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْكِينَ
[٧٤:٤٤]
Walam naku nutAAimu almiskeena
[Transliteration]
[74:44] |
и не кормили мы бедняка,
[Крачковский]
[74:44] |
не кормили бедняка,
[Рысжанов]
[74:44] |
Мы не кормили бедняков.
[Кулиев]
[74:44] |
мы не давали пищи бедным;
[Богуславский]
[74:44] |
Не кормили бедных:
[Саблуков]
[74:44] |
"And we did not feed the poor person."
[FreeMinds]
[74:44] |
Yoksulu doyurmazdık.
[Okuyan]
[74:44] |
“İnanıp kulluk edenlerden değildik. Yoksulları doyurmuyorduk. Bâtıla dalanlarla birlikte dalardık. Ceza gününü yalanlardık. Sonunda ölüm bize geldi çattı.”
[Bayraktar]
[74:44] |
"Yoksulu yedirip doyurmuyorduk."
[Nuri]
[74:44] |
|
|
وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَائِضِينَ
[٧٤:٤٥]
Wakunna nakhoodu maAAa alkhaideena
[Transliteration]
[74:45] |
и мы погрязали с погрязавшими,
[Крачковский]
[74:45] |
мы вступали в разговоры с вступающими,
[Рысжанов]
[74:45] |
Мы погружались в словоблудие вместе с погружавшимися.
[Кулиев]
[74:45] |
мы проводили время в пустых разговорах с теми, которые пустословили.
[Богуславский]
[74:45] |
Мы только купались в волнах суеты вместе с купающимися в суете;
[Саблуков]
[74:45] |
"And we used to participate with those who spoke falsehood."
[FreeMinds]
[74:45] |
Boş şeylere dalanlarla birlikte biz de boş şeylere dalardık.
[Okuyan]
[74:45] |
“İnanıp kulluk edenlerden değildik. Yoksulları doyurmuyorduk. Bâtıla dalanlarla birlikte dalardık. Ceza gününü yalanlardık. Sonunda ölüm bize geldi çattı.”
[Bayraktar]
[74:45] |
"Boş lakırdılara dalanlarla dalar giderdik."
[Nuri]
[74:45] |
|
|
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدِّينِ
[٧٤:٤٦]
Wakunna nukaththibu biyawmi alddeeni
[Transliteration]
[74:46] |
и мы объявляли ложью день суда,
[Крачковский]
[74:46] |
мы считали ложью День Долга,
[Рысжанов]
[74:46] |
Мы считали ложью Последний день,
[Кулиев]
[74:46] |
Мы считали ложью день страшного суда,
[Богуславский]
[74:46] |
А день суда считали ложью,
[Саблуков]
[74:46] |
"And we used to deny the Day of Judgment."
[FreeMinds]
[74:46] |
Hesap gününü yalanlardık.
[Okuyan]
[74:46] |
“İnanıp kulluk edenlerden değildik. Yoksulları doyurmuyorduk. Bâtıla dalanlarla birlikte dalardık. Ceza gününü yalanlardık. Sonunda ölüm bize geldi çattı.”
[Bayraktar]
[74:46] |
"Din gününü yalanlıyorduk."
[Nuri]
[74:46] |
|
|
حَتَّىٰ أَتَانَا الْيَقِينُ
[٧٤:٤٧]
Hatta atana alyaqeenu
[Transliteration]
[74:47] |
пока не пришла к нам достоверность».
[Крачковский]
[74:47] |
пока не пришла к нам уверенность!»
[Рысжанов]
[74:47] |
пока к нам не явилась убежденность (смерть)".
[Кулиев]
[74:47] |
пока не убедились в действительности.
[Богуславский]
[74:47] |
Покуда не наступило для нас верное знание".
[Саблуков]
[74:47] |
"Until the certainty came to us."
[FreeMinds]
[74:47] |
Sonunda kesin bir gerçek (olan ölüm) bize gelip çattı."
[Okuyan]
[74:47] |
“İnanıp kulluk edenlerden değildik. Yoksulları doyurmuyorduk. Bâtıla dalanlarla birlikte dalardık. Ceza gününü yalanlardık. Sonunda ölüm bize geldi çattı.”
[Bayraktar]
[74:47] |
"Nihayet, tartışılmaz ve karşı çıkılmaz bilgi önümüze dikildi."
[Nuri]
[74:47] |
|
|
فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَاعَةُ الشَّافِعِينَ
[٧٤:٤٨]
Fama tanfaAAuhum shafaAAatu alshshafiAAeena
[Transliteration]
[74:48] |
И не помогает нам заступничество заступников.
[Крачковский]
[74:48] |
Так бесполезно для них заступничество заступающихся!
[Рысжанов]
[74:48] |
Заступничество заступников не поможет им.
[Кулиев]
[74:48] |
Им не поможет ходатайство заступников.
[Богуславский]
[74:48] |
Теперь бесполезно для них ходатайство ходатаев.
[Саблуков]
[74:48] |
So no intercession of intercessors could help them.
[FreeMinds]
[74:48] |
(Bekledikleri) şefaatçilerin şefaati onlara yarar sağlamaz.
[Okuyan]
[74:48] |
Artık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez.
[Bayraktar]
[74:48] |
Artık yarar sağlamaz onlara şefaatçilerin şefaati.
[Nuri]
[74:48] |
|
|
فَمَا لَهُمْ عَنِ التَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ
[٧٤:٤٩]
Fama lahum AAani alttathkirati muAArideena
[Transliteration]
[74:49] |
Что же с ними, что они отвертываются от напоминания,
[Крачковский]
[74:49] |
И то, что они уклоняются от Напоминания,
[Рысжанов]
[74:49] |
Что же с ними? Почему они уклоняются от Назидания,
[Кулиев]
[74:49] |
Зачем они удалялись от предупреждения,
[Богуславский]
[74:49] |
Зачем было уходить им от сего учения,
[Саблуков]
[74:49] |
Why did they turn away from being reminded?
[FreeMinds]
[74:49] |
(49, 50, 51) Onlara ne oluyor da aslandan kaçan ürkmüş yaban eşekleri gibi bu hatırlatmadan (Kur'an'dan) yüz çeviriyorlar?
[Okuyan]
[74:49] |
(49-52) Öyleyken, onlara ne oluyor ki âdeta arslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi, öğütten yüz çeviriyorlar? Daha doğrusu onların her biri, kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor.
[Bayraktar]
[74:49] |
Ne oluyor onlara da öğüt verip düşündüren şeyden yüz çeviriyorlar?
[Nuri]
[74:49] |
|
|
كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُّسْتَنفِرَةٌ
[٧٤:٥٠]
Kaannahum humurun mustanfiratun
[Transliteration]
[74:50] |
точно ослы распуганные,
[Крачковский]
[74:50] |
подобно убегающим в испуге ослам,
[Рысжанов]
[74:50] |
словно напуганные ослы,
[Кулиев]
[74:50] |
подобно тому как дикий осел
[Богуславский]
[74:50] |
Подобно тому, как пугливые ослы
[Саблуков]
[74:50] |
They are like fleeing zebras.
[FreeMinds]
[74:50] |
(49, 50, 51) Onlara ne oluyor da aslandan kaçan ürkmüş yaban eşekleri gibi bu hatırlatmadan (Kur'an'dan) yüz çeviriyorlar?
[Okuyan]
[74:50] |
(49-52) Öyleyken, onlara ne oluyor ki âdeta arslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi, öğütten yüz çeviriyorlar? Daha doğrusu onların her biri, kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor.
[Bayraktar]
[74:50] |
Sağa sola kaçışan yaban eşekleri gibidirler,
[Nuri]
[74:50] |
|
|
فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍ
[٧٤:٥١]
Farrat min qaswaratin
[Transliteration]
[74:51] |
что убежали от побеждающего?
[Крачковский]
[74:51] |
убегающим от принуждения!
[Рысжанов]
[74:51] |
бегущие от стрелка (или льва)?
[Кулиев]
[74:51] |
бежит от льва?
[Богуславский]
[74:51] |
бегут от льва?
[Саблуков]
[74:51] |
Running from the lion.
[FreeMinds]
[74:51] |
(49, 50, 51) Onlara ne oluyor da aslandan kaçan ürkmüş yaban eşekleri gibi bu hatırlatmadan (Kur'an'dan) yüz çeviriyorlar?
[Okuyan]
[74:51] |
(49-52) Öyleyken, onlara ne oluyor ki âdeta arslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi, öğütten yüz çeviriyorlar? Daha doğrusu onların her biri, kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor.
[Bayraktar]
[74:51] |
Arslandan ürkmüşlerdir.
[Nuri]
[74:51] |
|
|
بَلْ يُرِيدُ كُلُّ امْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَىٰ صُحُفًا مُّنَشَّرَةً
[٧٤:٥٢]
Bal yureedu kullu imriin minhum an yuta suhufan munashsharatan
[Transliteration]
[74:52] |
Да! Ведь хочет всякий человек из них, чтобы ему дали свитки развернутые.
[Крачковский]
[74:52] |
Но каждый мужчина из них желает, чтобы были даны обнародованные свитки!
[Рысжанов]
[74:52] |
Но ведь каждый из них желает получить развернутые свитки.
[Кулиев]
[74:52] |
Каждый из них хочет, чтобы ему был дан от Бога особый указ.
[Богуславский]
[74:52] |
Да, каждый из них желает, чтобы ему даны были развернутые свитки.
[Саблуков]
[74:52] |
Alas, every one of them wants to be given separate scripts.
[FreeMinds]
[74:52] |
Aslında onların her biri, kendisine (önünde) açılmış sahifeler (vahiy) verilmesini istiyor.
[Okuyan]
[74:52] |
(49-52) Öyleyken, onlara ne oluyor ki âdeta arslandan ürküp kaçan yaban eşekleri gibi, öğütten yüz çeviriyorlar? Daha doğrusu onların her biri, kendisine açılmış sahifeler verilmesini istiyor.
[Bayraktar]
[74:52] |
İçlerinden her kişi de istiyor ki, kendisine açılıp saçılmış sayfalar verilsin.
[Nuri]
[74:52] |
|
|
كَلَّا ۖ بَل لَّا يَخَافُونَ الْآخِرَةَ
[٧٤:٥٣]
Kalla bal la yakhafoona alakhirata
[Transliteration]
[74:53] |
Так нет! Да! Они не боятся жизни последней!
[Крачковский]
[74:53] |
Так нет, скорее они не боятся Последней Жизни!
[Рысжанов]
[74:53] |
Но нет! Они не боятся Последней жизни.
[Кулиев]
[74:53] |
Нет, этого не будет, но они не боятся будущей жизни.
[Богуславский]
[74:53] |
Нет, этого не будет. Они не боятся будущей жизни.
[Саблуков]
[74:53] |
No, they do not fear the Hereafter.
[FreeMinds]
[74:53] |
Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.
[Okuyan]
[74:53] |
Hayır! Aslında onlar âhiretten korkmuyorlar.
[Bayraktar]
[74:53] |
Hayır, öyle şey olmaz! Doğrusu şu ki, âhiretten korkmuyorlar.
[Nuri]
[74:53] |
|
|
كَلَّا إِنَّهُ تَذْكِرَةٌ
[٧٤:٥٤]
Kalla innahu tathkiratun
[Transliteration]
[74:54] |
Так нет! Ведь это – напоминание,
[Крачковский]
[74:54] |
Так нет! Поистине, это Напоминание!
[Рысжанов]
[74:54] |
Но нет! Это есть Назидание.
[Кулиев]
[74:54] |
Нет, этого не будет. Коран есть предостережение.
[Богуславский]
[74:54] |
Истинно, он - есть наставление.
[Саблуков]
[74:54] |
No, it is a reminder.
[FreeMinds]
[74:54] |
Hayır! Şüphesiz ki bu (Kur'an), bir hatırlatmadır.
[Okuyan]
[74:54] |
(54-55) Asla! Doğrusu Kur`ân bir hatırlatmadır. Dileyen ondan öğüt alır.
[Bayraktar]
[74:54] |
Hayır, iş, sandıkları gibi değil! O bir öğüt verici/bir düşündürücüdür.
[Nuri]
[74:54] |
|
|
فَمَن شَاءَ ذَكَرَهُ
[٧٤:٥٥]
Faman shaa thakarahu
[Transliteration]
[74:55] |
и, кто пожелает, вспомнит его.
[Крачковский]
[74:55] |
И, кто пожелает, вспомнит это!
[Рысжанов]
[74:55] |
Помянет его тот, кто захочет.
[Кулиев]
[74:55] |
Кто хочет, тот предупрежден.
[Богуславский]
[74:55] |
Кто захочет, тот получит наставление от него:
[Саблуков]
[74:55] |
So whoever wishes will remember it.
[FreeMinds]
[74:55] |
Dileyen onu(nla gerçeği) hatırlar.
[Okuyan]
[74:55] |
(54-55) Asla! Doğrusu Kur`ân bir hatırlatmadır. Dileyen ondan öğüt alır.
[Bayraktar]
[74:55] |
Dileyen düşünür onu, öğüt alır.
[Nuri]
[74:55] |
|
|
وَمَا يَذْكُرُونَ إِلَّا أَن يَشَاءَ اللَّهُ ۚ هُوَ أَهْلُ التَّقْوَىٰ وَأَهْلُ الْمَغْفِرَةِ
[٧٤:٥٦]
Wama yathkuroona illa an yashaa Allahu huwa ahlu alttaqwa waahlu almaghfirati
[Transliteration]
[74:56] |
Но не вспомнят они, если не пожелает Аллах: Он достоин боязни, достоин прощения!
[Крачковский]
[74:56] |
Они вспоминают исключительно то, что желает Бог! Он обладает предостережением и обладает прощением!
[Рысжанов]
[74:56] |
Но они не помянут его, если этого не пожелает Аллах. Он - Тот, Кто достоин страха и способен на прощение.
[Кулиев]
[74:56] |
Только те, кого хочет Бог, будут слушать эти предостережения. Бог достоин, чтобы Его боялись. Он любит и прощать.
[Богуславский]
[74:56] |
Но получают от него наставление тогда только, когда хочет Бог: Он - виновник благочестия, Он - виновник прощения.
[Саблуков]
[74:56] |
And none will remember except if God wills. He is the source of righteousness and the source of forgiveness.
[FreeMinds]
[74:56] |
(Bunu yapanlar), Allah'ın istediğinden başkasını hatırlamamış olurlar. Takvâya (duyarlı olmaya) layık olan da bağışlayan da O'dur.
[Okuyan]
[74:56] |
Böylece zaten onlar Allah`ın dilediğini ancak öğüt almış olurlar. Çünkü saygı duyulması gereken O`dur. Bağışlayacak olan da O`dur.
[Bayraktar]
[74:56] |
Ve onlar, Allah’ın dilediği dışında, öğüt alamazlar. Sakındırmaya ve affetmeye ehil olan O’dur.
[Nuri]
[74:56] |
|
|